Tom kalbi kırılmış olmalı.Tom must be heartbroken.
Bence Tom'un cesareti kırıldı.I think Tom is discouraged.
Bence Tom'un hevesi kırılmış.I think Tom is discouraged.
Tom'un cesaretinin kırıldığını biliyorum.I know that Tom is discouraged.
Tom Mary'ye John'un kalbi kırıldığını düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought John was heartbroken.
Tom'un cesareti kırılmış olmalı.Tom must've been discouraged.
Tom, Mary'nin cesaretinin kırılacağını düşündü.Tom thought Mary would be discouraged.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış olduğunu düşünmedi.Tom didn't think Mary was discouraged.
Tom Mary'nin cesaretinin kırılacağını düşünüyor.Tom thinks Mary would be discouraged.
Tom, Mary'nin cesaretinin kırılacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will be discouraged.
Tom cesareti kırıldığını söyledi.Tom said he's discouraged.
Ateşin kırıldı.Your fever has broken.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış olmadığını söyledi.Tom said Mary wasn't discouraged.
Tom çok cesareti kırılmış.Tom is very discouraged.
Cesareti kırılmış görünüyorsun.You look discouraged.
Ateşim kırıldı.My fever has broken.
Bacağım kırıldı.My leg was broken.
Tom bana cesareti kırıldığını söyledi.Tom told me that he was discouraged.
Tom cesareti kırılmış gibi görünüyordu.Tom looked like he was discouraged.
Tom'un cesareti kırılmış gibi.Tom looks like he's discouraged.
Tom bana Mary'nin cesaretnin kırılmış olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was discouraged.
Sami'ye bazı kırılgan eşyalar teslim edildi.Some fragile goods have been delivered for Sami.
Mary Tom'un cesaretinin kırılmış olacağını düşündüğünü söyledi.Mary said she thought Tom would be discouraged.
Tom, Mary'nin cesaretinin kırılmış olacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be discouraged.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış göründüğünü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary looked discouraged.
Tom'un muhtemelen cesareti kırılacaktır.Tom is probably going to be discouraged.
Tom cesareti kırılmadığını söyledi.Tom said that he wasn't discouraged.
Tom, Mary'nin cesareti kırılmış olduğunu söyledi.Tom said that Mary was discouraged.
Tom cesaretimin kırılmış olduğunu biliyordu.Tom knew that I was discouraged.
Piyanonun bazı tuşları kırılmış.Some of the keys on the piano are broken.
Tom gerçekten cesaretinin kırıldığını söyledi.Tom said that he was really discouraged.
Tom, çok cesareti kırıldığını söyledi.Tom said that he was very discouraged.
Tom herkese cesaretinin kırıldığını söyledi.Tom told everybody that he was discouraged.
Tom'un çok cesareti kırılmıştı.Tom got very discouraged.
Tom'un cesareti kırıldığından şüpheleniyorum.I suspect Tom is discouraged.
Tom ve Mary'nin cesareti kırıldığından şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are discouraged.
Ekran kırılmış.The screen's cracked.
Sami'nin sabrı bir kırılma zamanına ulaştı.Sami's patience reached a breaking time.
İlişkiyi duyduğunda Sami'nin kalbi kırıldı.Sami was heartbroken when he heard about the affair.
Tom bardağını düşürdü ama o kırılmadı.Tom dropped his glass, but it didn't break.
Sami'nin sağ kolu altı yerden kırıldı.Sami's right arm was busted in six places.
Ayak bileği kırılmış.The ankle is broken.
Tom cesareti kırılmış, değil mi?Tom is discouraged, isn't he?
Kırıldıklarını söylediler.They said they were broke.
Bu şifre kırılamaz.This code can't be cracked.
Ayna kırıldı.The mirror broke.
Bayramdan birkaç hafta önce sağ bacağı kırılıp hastaneye kaldırıldı.He broke his right leg and was taken to hospital a few weeks before the holiday.
Kırılan kolunun iyileşmesi birkaç hafta sürdü.His broken arm took several weeks to heal.
Bulaşıkları yıkarken tırnağı kırıldı.She broke her nail while washing the dishes.
Eşyalarına daha fazla dikkat etmezsen bazıları kırılabilir.If you're not more careful with your things, some of them may get broken.
Bir akıllı telefon kırılırsa tamir edilemez.If a smartphone breaks, it cannot be repaired.
Kolu kırıldı.Her arm is broken.
Onuru kırılmış bir kadının gazabı cehennemden beterdir.Hell hath no fury like a woman scorned.
"Simge Sağın: Geçmişe göre artık daha kırılganım"."Simge Sağın: Geçmişe göre artık daha kırılganım".
"Türk popunda 10 kırılma noktası"."Türk popunda 10 kırılma noktası".
Jane gerçek bir iç dünyaya sahip, kalbi kırılmış.”Jane has a real interior world, she has her heart broken."
Sağlığı hala kırılgan olmasına rağmen annesinin cenazesine katılmak için İsveç'e gitti.Although her health was still fragile, she went to Sweden for her mother's funeral.
Stonewall Inn'in içerisinde neredeyse her şey kırılmıştı.Almost everything in the Stonewall Inn was broken.
Windows-1251 Ukrayna alfabesi ve diğer Kiril alfabeleri için çalışmaktadır.Windows-1251 works for Ukrainian alphabet, as well as for other Cyrillic alphabets.
Çiftçiyi buluyorlar ama kalbi kırılmış olan Shaun'u tanımıyor.They find the farmer, but he does not recognise Shaun, who is heartbroken.