Ayaklarının altındaki buz kırılacak.The ice under your feet will break.
Mary onu terkettiğini söylediği zaman, Tom'un kalbi kırılmıştı.Tom was heartbroken when Mary told him she was leaving him.
Herkesin bir kırılma noktası var.Everybody has a breaking point.
Tom'un cesareti kırılmaya başlıyor.Tom is beginning to get discouraged.
Kalbim kırılmıştı.My heart was broken.
Fincan masadan düştüğünde kırıldı.The cup broke when it fell off the table.
Burnum üç kez kırıldı.My nose has been broken three times.
Hiçbir kemik kırılmadı.No bone was broken.
Sihirli lamba kırılıp açıldı ve cin serbest kaldı.The magic lamp broke open and the genie was released.
Dan yere düştü ve üç kaburgası kırıldı.Dan fell to the ground and broke three ribs.
Kırılmış bir kalbi nasıl tamir edebilirsin?How can you mend a broken heart?
Bunlar çok kırılgandırlar.These are very fragile.
Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.A certain someone is being awfully fragile today.
Kiril alfabesi, Latin alfabesinden daha fazla yer kaplıyor.The Cyrillic alphabet takes up more space than the Latin one.
Onlar kırılan fayansları değiştirdikleri için havuz kapalı.The pool is closed because they are changing the broken tiles.
Su boruları kırıldı.The water pipes broke.
Hidrolik kırılma gerçekten depremlere yol açar mı?Does fracking really cause earthquakes?
Menteşe kırılmış.The hinge is broken.
O onu aldattığını öğrendiğinde öfkesi bir kırılma noktasına ulaştı.Her anger reached a breaking point when she found out that he was being unfaithful to her.
Saatim kırıldı.My watch broke.
Bu vazo çok kırılgan.This vase is very fragile.
Senin bir kemiğinin kırıldığını sanmıyorum.I don't think you've broken any bones.
Neden güzel şeyler bu kadar kırılgan?Why are pretty things so fragile?
Cam, saydam ve çok kırılgan bir maddedir.Glass is a transparent and easily breakable material.
Saatim kırılmış görünüyor.My watch seems to be broken.
Fincanın kulpu kırıldı.The handle of the cup has broken off.
Güzel şeyler neden çok kırılgan?Why are beautiful things so fragile?
Dalgalar, kıyıya vardıklarında genellikle kırılırlar.The waves usually break when they reach the shore.
Bardak biri tarafından kırıldı.The glass was broken by someone.
Tendonlar ve bağlar düşündüğünüzden daha kırılgandır.Tendons and ligaments are more fragile than you might think.
Büyükanne gözlüğünü düşürdü ve o kırıldı.Grandma dropped her glasses and they broke.
Elefen özel bir dildir. Hem Latin hem de Kiril alfabesi ile yazılabilir.Elefen is a special language. It can be written with both the Latin and Cyrillic alphabet.
Yumurtalar kırılmış.The eggs are broken.
Arka kapı kırıldı.The backdoor was broken.
Arka kapı kırılmıştı.The backdoor was broken.
Şişe düştü ve kırıldı.The bottle fell and broke.
Şişenin kırılacağına dair bir risk var.There's a risk that the bottle will break.
Bununla ilgili düşündüğüm zaman kalbim kırılıyor.My heart breaks when I think about this.
Bunun hakkında düşündüğümde kalbim kırılıyor.My heart breaks when I think about this.
Herkesin kırılma noktası var.Everyone has their breaking point.
Pencere Tom tarafından kırıldı.The window was broken by Tom.
Birçok kalpler kırıldı.Many hearts were broken.
Sadece kalbim kırıldı.It just broke my heart.
Yumurtalar çok kırılgandır.Eggs are very fragile.
Onun boynu kırılmış.His neck is broken.
Herhangi bir şeyin kırıldığını sanmıyorum.I don't think anything is broken.
Merdiven kırıldığında Tom düştü.Tom fell when the ladder broke.
Kapılardan biri kırılmıştı.One of the doors was broken.
Vazo kırılmış. Onu ödeyeceksin.The vase is broken. You'll pay for it.
Anne'in bileği kırılmıştı.Anne's ankle was broken.
Bu şeyler nasıl kırıldı?How did those things get broken?
Kolun kırılmadığı için mutluyum.I'm glad that your arm isn't broken.
Leyla'nın hayatı kırılgandı.Layla's life was fragile.
İntikamın sonsuz döngüsü sadece affedilerek kırılabilir.The endless cycle of revenge can only be broken by forgiveness.
Dal kırılmak üzere.The branch is about to break.
Bulgarca, Rusça gibi Kiril alfabesi ile yazılır.Like Russian, Bulgarian is written with the Cyrillic alphabet.
Kadın neden pencerenin kırıldığını sordu.The woman asked why the window was broken.
O dallar kolayca kırılır.Those branches break easily.
Tom kolayca kırılır.Tom gets offended easily.
Yumurtalarla ilgili sorun, kolayca kırılmalarıdır.The problem with eggs is that they break easily.