Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, hızla kirliliği temizledi.She quickly cleaned up the mess.
O onu aldattığını öğrendiğinde öfkesi bir kırılma noktasına ulaştı.Her anger reached a breaking point when she found out that he was being unfaithful to her.
Hiç bir kılıç kırlangıcı gördünüz mü?Have you ever seen a swift?
Bu kırmızı gıdanın adı denir?What is this red food called?
Kiraz ağaçları tam çiçeklendiğinde babam öldü.My father died when the cherry trees were in full bloom.
Tom özel bir dedektif kiralamaya karar verdi.Tom has decided to hire a private detective.
Film biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.The movie was a little disappointing.
Camı kıran Tom'du.It was Tom who broke the window.
Bir cam kırıktı.A window was broken.
Bir pencere kırıktı.A window was broken.
Tom son günlerde saçını kırmızıya boyadı.Tom recently dyed his hair red.
Tom'un omuz hizasında kırmızıya boyanmış saçları var.Tom has shoulder-length hair dyed red.
Tom Mary'yi saçını kırmızıya boyaması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to convince Mary to dye her hair red.
Tom keçisakalını Noel için kırmızı ve yeşile boyayabileceğini söylüyor.Tom says he might dye his goatee red and green for Christmas.
Pencereyi kıran kişinin sen olduğunu biliyorum.We know you're the one who broke the window.
Şiseyi kim kırdı?Who broke the bottle?
Saatim kırıldı.My watch broke.
Tom büyük hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was more than disappointed.
Tom Mary'nin hayal kırıklığını hissetti.Tom sensed Mary's disappointment.
Bu vazo çok kırılgan.This vase is very fragile.
O neredeyse kırk yaşında.He is nearly 40.
Çay içerken kırmızı ( koyu kırmızı; kıpkırmızı) patates yemeyi severim.I eat red potatoes while drinking tea.
Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.This never crosses my mind.
Tom, elma ısırırken bir dişini kırdı.Tom broke a tooth biting into an apple.
Tom, elma yerken bir dişini kırmış.Tom broke a tooth biting into an apple.
Onun doğum günü partisine gitmesek Tom muhtemelen hayal kırıklığına uğrar.Tom would probably be disappointed if we didn't go to his birthday party.
Eğer onun partisine gitmesek Tom son derece hayal kırıklığına uğrar.Tom would be terribly disappointed if we didn't go to his party.
Buralarda bisiklet kiralayabileceğim bir yer var mı?Is there any place around here where I can rent a bicycle?
Bu çevrede bisiklet kiralanan bir yer var mı?Is there any place around here that rents bicycles?
O konser tam bir hayal kırıklığıydı.That concert was a complete disappointment.
Tom'un beni hayal kırıklığına uğratacağını düşünmedim.I didn't think that Tom would let me down.
Tom kirasında üç ay geride.Tom is three months behind in his rent.
Senin bir kemiğinin kırıldığını sanmıyorum.I don't think you've broken any bones.
Tom pencereyi kıran kişiydi.Tom was the one who broke the window.
Bu son derece umut kırıcı olurdu.That would be terribly disappointing.
Bu son derece hayal kırıklığna uğratıcı olurdu.That would be terribly disappointing.
Tom kırmızı kravat takan adam.Tom is the man wearing the red tie.
Ben daha fazla hayal kırıklığına uğramış olamadım.I couldn't be more disappointed.
Tom kırgın olabilirdi.Tom could've been offended.
Tom hayal kırıklığına uğramış olmayacak.Tom won't be disappointed.
Tom kırmızı kravat giyiyordu.Tom was wearing a red tie.
Tom sol bileğini kırdı.Tom broke his left wrist.
O sadece kalbimi kırdı.That just broke my heart.
Tom'un kırık bir bacağı var.Tom has a broken leg.
Tom'u hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint Tom.
Onu Tom kırmadı.Tom didn't break it.
Tom bir çocukken okulu çok kırardı.Tom used to wag school a lot when he was a kid.
İtalyan genç işsizliği Haziran 2015'te yüzde 44.2'lik yüksek bir rekor kırdı.Italian youth unemployment hit a record-high at 44.2 percent in June 2015.
ABD işsizlik oranı 2009 yılında rekor kırdı.The US unemployment rate hit a record high in 2009.
Son baharda yapraklar kırmızıya döner.Leaves turn red in autumn.
Tom futbol oynarken kolunu kırdı.Tom broke his arm playing football.
Boston'un şehir merkezinde bir ofis kiralamak pahalı.It's expensive to rent an office in downtown Boston.
Neden güzel şeyler bu kadar kırılgan?Why are pretty things so fragile?
Yüzün kırmızı. İyi misin? Belki ateşin olabilir mi?Your face is red. Are you okay? Perhaps you have a fever?
Hey! Top'un az önce penceremi kırdı!Hey! Your ball just broke my window!
Tom kırmızı yeşil renk körü.Tom is red-green colour blind.
Benim kırık bir tırnağım var.I have a broken nail.
Erkek kardeşim bacağını kırdı ve üç hafta koltuk değnekleri kullanmak zorunda.My brother's broken his leg and has to use crutches for three weeks.
Tom'un kirli giysileri yerde.Tom's dirty clothes are on the floor.
Onu çok hayal kırıklığına uğrattım.I'm so disappointed in him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod