Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, işler umduğu gibi sonuçlanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that things didn't turn out as he'd hoped.
Bacağındaki kemiklerden birini kırdı.He broke one of the bones in his leg.
O, gülmekten kırıldı.He burst into laughter.
Sonuçlarda hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.He seemed disappointed at the results.
O, kırık eski bir sandalye buldu ve piyanoda oturdu.He found an old, broken chair and sat down at the piano.
O, camı kasıtlı olarak kırdı.He deliberately broke the glass.
O, camı kasten kırdı.He deliberately broke the glass.
O, çiftliği için yüksek bir kira ödemek zorunda kaldı.He had to pay a high rent for his farm.
O bu yıl yüzmede üç dünya rekoru kırdı.He has set up three world records in swimming this year.
O, sol kolunu kırdı.He broke his left arm.
O, bir kiraz ağacını kesti.He cut down a cherry tree.
O, üçlü atlamada yeni bir rekor kıracağından emin.He is sure to set a new record in the triple jump.
Bana bir göz kırptı.He gave me a wink.
Beni sinirlendirmek için bilerek vazoyu kırdı.He broke the vase on purpose to bother me.
Beni kiralamasına ilave olarak, bana biraz öğüt verdi.In addition to hiring me, he gave me a piece of advice.
Oyun sırasında kolunu kırdı.He had his arm broken during the game.
O bir kazaya uğradı ve bazı kemiklerini kırdı.He met with an accident and broke some bones.
Arabasının kirli olmasını umursamaz.He doesn't care if his car is dirty.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
Yemekten önce onun kirli ellerini yıkadı.He washed her dirty hands before the meal.
O dünya rekoru kırdı.He broke the world record.
O, kırmızı pantolon giydi.He wore red pants.
O kırmızı bir arabada karar kıldı.He decided on a red car.
O kırmızı bir taş aldı.He picked up a red stone.
Kırmızı ışıkta arabasını durdurmadı.He did not stop his car at the red light.
O bir bardak kırmızı şarap içti.He drank a glass of red wine.
Pencereyi kırdığını reddediyor.He denies having broken the window.
O, oğlundan hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He seems disappointed with his son.
O, oğlunun sigara içme alışkanlığı kırmaya çalıştı.He tried to break his son's habit of smoking.
O, bacağını kırdığında üç ay koltuk değnekleri kullanmak zorunda kaldı.When he broke his leg, he had to use crutches for 3 months.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, kırsalda ikamet ediyor.He dwells in the country.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O, gün için giysi kiraladı.He rented the garment for the day.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
Onun kalbi kırıktır.His heart is broken.
Onun kalbi kırık.His heart is broken.
Buzda düştü ve kolunu kırdı.He fell down on the ice and broke his arm.
Onun dikkatsizliği ona kırık bir bacağa mal oldu.His carelessness cost him a broken leg.
Zarfı sadece hayal kırıklığına uğratmak için açtı.He opened the envelope only to be disappointed.
Nadiren, kırk yılda bir, bir kitap okur.He seldom, if ever, reads a book.
Bir beyzbol maçında bacağını kırdı.He broke his leg in the baseball game.
O, koyunları kırptı.He clipped the sheep.
O, koyunları kırktı.He clipped the sheep.
O, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmamak için çok çalışıyor.He is studying hard in order not to disappoint his parents.
Nadiren, kırk yılda bir, Fransızca konuşurlar.They seldom, if ever, speak in French.
Onlar nadiren, kırk yılda bir, birbirleriyle tartışırlar.They seldom, if ever, quarrel with each other.
Gülmekten kırıldılar.They broke into laughter.
Birbirleriyle hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed with each other.
Onlar saatliğine araba kiraladılar.They rent the car by the hour.
Onlar kiralık bir evde yaşamaktadırlar.They live in a rented house.
Savaş sırasında kırsalda yaşadılar.They lived in the countryside during the war.
Oğullarının hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed in their son.
Akşam yemeğinde bir şişe kırmızı şarap içtiler.They drank a bottle of red wine at dinner.
Onu görür görmez gülmekten kırıldım.As soon as I saw him, I burst into laughter.
Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.She seldom, if ever, goes to movies by herself.
Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.She rarely, if ever, goes out of town.
Onun evli olduğunu duymamız bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that she had married him.
Onun üç arabasından biri mavi ve diğerleri kırmızıdır.One of her three cars is blue and the others are red.
Sınıfında kırk civarında öğrenci var.There are about forty students in her class.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod