Bu dünyadaki eğitim beni hayal kırıklığına uğratıyor.Education in this world disappoints me.
Ben asla kırılgan olduğumu söylemedim.I never said I was fragile.
Hayır, sana kızgın değilim, sadece hayal kırıklığına uğradım.No, I'm not mad at you, I'm just disappointed.
Kiranı peşin olarak ödemelisin.You should pay your rent in advance.
Kırmızı ışıkta geçtin.You ran a red light.
Pencereyi kasıtlı olarak mı kırdın yoksa kazara mı?Did you break the window on purpose or by accident?
Kitabınla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with your paper.
Yokluğun beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at your absence.
Hava kirliliği sorunundan dolayı bir gün bisiklet otomobilin yerini alabilir.Because of the problem of air pollution, the bicycle may some day replace the automobile.
Köprünün ötesinde bir kır evi var.There is a cottage beyond the bridge.
Muhtemelen o kırk yaşının üstünde.She is probably over forty.
Balık ve kırmızı şarap birlikte gitmez.Fish and red wine don't go together.
Sığırlar kırsalda otlanıyorlar.Cattle were grazing in the field.
Tatile gittiğimde bir araba kiralayacağım.When I go on vacation, I'll rent a car.
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Yoshino, kiraz çiçekleriyle ünlü bir yerdir.Yoshino is a place famous for its cherry blossoms.
Kırmızı lamba tehlike halinde yanar.The red lamp lights up in case of danger.
Turistler bütün kenti kırmızıya boyadılar.The tourists painted the whole town red.
Çevre kirlenmesi anormal hava koşullarına neden oluyor.Environmental pollution is causing abnormal weather conditions.
Çevre kirliliği ile nasıl uğraşacağın ciddi bir konudur.How to deal with environmental pollution is a serious matter.
Bazı fabrikalar çevreyi kirletir.Some factories pollute the environment.
Çevremizi kirletmemek için elimizden geleni yapmalıyız.We ought to do our best not to pollute our environment.
Kırık cam üstüne basmayın.Don't step on the broken glass.
Kırık cama basma.Don't step on the broken glass.
Çevre kirliğine karşı olan kampanyada öğrenciler başı çekiyordu.Students took the lead in the campaign against pollution.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
Kültablanı kırdım.I broke your ashtray.
Denizdeki varlıkların çoğu kirlilikten etkilendi.Most creatures in the sea are affected by pollution.
Lütfen kırık olanı acilen değiştirir misin?Would you please replace the broken one promptly?
Kırık fincanları yenileri ile değiştirdim.I replaced the broken cups with new ones.
Kırık cam tahta kaplandı.The broken window was boarded up.
Kırık kapıya geçici bir onarım yaptım.I made a temporary repair to the broken door.
Firmanın gezileri için bir otobüs kiraladılar.They chartered a bus for the firm's outing.
Tatilimizi kırsal Fransa'yı keşfederek geçirdik.We spent our holiday exploring rural France.
Planımızı gerçekleştiremediğimiz için hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed because we could not carry out our plan.
Çevreyi kirlilikten kurtarmalıyız.We must rescue the environment from pollution.
Ekibimiz kırmızı gömlekler giyiyordu.Our team were wearing red shirts.
Hayal kırıklığına uğradık, takımımız maçı kaybetti.To our disappointment, our team lost the game.
Kıyılarımızın kirliliği çok ciddi.The pollution of our coasts is very serious.
Ordumuz kırallığa baskın yaptı.Our army took the kingdom by surprise.
Vazoyu kırdığım için senden özür dilemeliyim.I must apologize to you for breaking the vase.
Yangın durumunda bu camı kır.Break this glass in case of fire.
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.In case of fire, break the glass and push the red button.
Yangın durumunda, bu camı kır.In case of fire, break this window.
Kirayı ödeyemediğim için, ondan yardımını istedim.Unable to pay the rent, I asked him for assistance.
Yarın kiranın vadesi geldi.The rent is due tomorrow.
Aylık kira ne kadardır?How much is the rent per month?
Kiranı bir ay geciktirdin.You're a month behind with your rent.
Kato'nun sınıfı kırk tane oğlan ve kızdan oluşur.Kato's class consists of forty boys and girls.
Sonuçta, onların ulaşım formu hiç kirlilik üretmez.After all, their form of transport produces no pollution at all.
Garip bir şey olursa kırmızı düğmeye bas.Press the red button if something strange happens.
Çatısı kırmızı olan şu ev benim amcamındır.That house, the roof of which is red, is my uncle's.
Kırmızı çatılı eve bak.Look at the house with the red roof.
Kırmızı çatısı olan ev Tom'un evidir.That's Tom's house with the red roof.
Çatıdan düşen kiremit parçalandı.The tile which fell from the roof broke into pieces.
Kıraliyet Sarayı bir tepenin üstüne yapıldı.The royal palace was built on a hill.
Arka dişim kırıldı.My back tooth has chipped.
Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.As a result of pollution, the lake is without any form of life.
Kirlilik dünyamıza zarar veriyor.Pollution is damaging our earth.
Lütfen kirli zemini temizle.Please clean the dirty floor.