Seni... sakın kıpırdama!You... Don't move!
Eğer kılını kıpırdatırsa, onları boğuver.If he moves his hand, you just strangle them.
Numaralar içimi kıpır kıpır ediyordu! Matematiğe bayılıyordum!I loved math!
Hadi! Kıpırdayın!Grab this end!
Herkes kıpırdasın! Çabuk! Kalk hadi!Up to the humvees!
25, yaralıları kıpırdatamıyoruz Matty.Joyce! Come on, help me pick him up!
-Ruiz kıpırdama. -Biliyordum... -Sıhhiye.Art, I've got skinnies with RPGs at 12:00.
Orada kıpırdayan hiçbir şey görmüyoruz, kurtulan olup olmadığını bilmiyoruz.We lost the tail rotor! It's gone! 64 is going down!
Kıpırdama. Acele et, çabuk.No, no, it's full.
Ben, KIPP'in yaptığı, ama Bill'in bahsetmediği bir şeyi anlatmak istiyorum.I want to focus on one particular thing KlPP is doing that Bill didn't mention.
Bir mindere oturmak zorundaydı; kıprdamadan, hareketsiz biçimde, çünkü çok ağrısı vardı.He had to sit on a cushion, stand still, not move, because it was very painful.
--bunun gibi kıpır kıpır değil.like this wiggle wiggle, that's a new problem -- but to old problems.
Bugün hava da soğuk değil ama neden kulakların kıpkırmızı olmuş? Utandın mı yoksa?But why are your ears so red when it's not that cold.
Kıpırdamayın !Freeze!
Kıpırdayanı vururum !I'll kill whoever move!
Kimse kıpırdamasın!Everybody don't move!
Kıpırdama !Stand still!
Burda kal, kıpırdama !You sit here, don't move!
Sakın kıpırdama !Freeze! Don't shoot!
Tutuklayın onları! <i>Kıpırdama!</i> <i><b>Hong Gil Dong</b></i>Seize them! Freeze! Hong Gil Dong
Aslında, ben güneş enerjisinin doğal gaz dahil her şeyi parmağını kıpırdatmadan yeneceğine eminim.EM: Well actually, I'm confident that solar will beat everything, hands down, including natural gas.
Kıpırdama, Ah Fei.Don't move, Fei.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Behind him there was a child, his son, red in the face in an effort to push the father.
James Bond filmlerini yada Kipling'in hikayleri anımsatıyor.It's redolent of James Bond movies and Kipling ballads.
İçin kıpır kıpır, havan yerinde olmalı,Bong Jon GuYou're humming. You must be in a good mood, Bong Joon Gu .
Hareketsiz bir keşif vurdu sanki O, stok kıpırdamadan durdu.He stood stock-still, as if struck motionless by a discovery.
Sıkıca bağlayın ve yukarı doğru ittirin. kıpırda kıpırda kıpırdaSıkıca bağlayın ve yukarı doğru ittirin. kıpırda kıpırda kıpırda
- Kıpırdamadan dur!Stop it! - Keep still!
Dediğimi yap ve kıpırdamadan dur.Do as I say and stay still.
Mr. Forbes. Satın alan kişi Kip Forbes idi.The buyer was Kip Forbes, son of one of the most flamboyant millionaires of the 20th century.
Bavulun kıpırdayıp duruyorIt's moving!
Kıpır kıpır insanlarla.People who couldn't sit still. People who had to move to think."
Senin dudakların ve Senin yanakları kıpkırmızı Ve ölümün solgun bayrağı orada gelişmiş değildir .--Is crimson in thy lips and in thy cheeks, And death's pale flag is not advanced there.--
Kıpırdama, çok zor oluyor!You should have been like this much earlier. Hey, hey, you're heavy, it's so tiring, really.
Havada görünmeyen kıpırtıları hissedebiliyorum.I can feel the invisible stirrings in the air.
Ve kıpkırmızı güller...'Red roses too,
Çünkü yalancıların her zaman kıpır kıpır hareket ettiğini düşünürüz.Because we think liars fidget all the time.
Diski alabilirim ve buraya koyabilirim ve burada kaldığı sürece -- kıpırdama --I can take this disk and put it here, and while it stays here -- don't move --
İnka'lar daha inceltilmiş Kipu adında ki versiyonu kullanırlardı.The further we probe into the universe the more remarkable are the discoveries we make.
Tien Yi Tong'u Liderinin Emri değil mi bu ? öyle kıpırdamaHalt... who are you?
"O kıpırdadı.What did you give her?" He sagged.
- Kıpırdama.- Hey, be still.
Mesafe yok, o halde kıpırdama.No distance, don't move now.
Ah, ayak parmaklarını kıpırdatıyorsun.Oh, you're wiggling your toes.
(Kıpırdama, şişko!)I don't -- I don't know where he is. ...He said to come right here.
Kıpırda da vuralım!Move and we shoot!
Kıpırdadı diye birini vurmak istememiştim.I didn't want to shoot people just for moving!
Bana Kip deyin - Tamamdýr KipCall me Kip! All right, Kip.
Harikasýnýz. - Hayýr Kip, sen harikasýnNo, Kip, you the man.
Kip bugün ailemle tanýţacaktýnKip, you were supposed to meet my parents today! Hey, what are you... Oh!
Kip, sana baţkasý var mý diye sormuţtum yok demiţtin.- Kip... I asked you if there was anyone else and you said no.
Kıpırdama, sen ölçeksin.Hold still, you're the scale.
Gelecek zaman kipi bulunan bir dil olan İngilizce dilini konuşuyorsunuz.You speak English, a futured language.
Bu Kuzey Avrupa'da gelecek zaman kipi olmayan dilleri konuşan bir küme.This is a pocket of futureless language speakers in Northern Europe.
Muazzez Abacı sahnede kıpırdayamıyormuş. Neden? Hatıralar sarmış dört bir yanını da ondan.I read where Snoop Lion got caught rolling a fatty, or as Chris Christie calls it rolling a me.
KIPPS gibi muhteşem modeller var mesela. Gerçekten şahane bir sistem.There are great ones, like KlPP's; it's a great system.
Gücüm tamamlanıncaya dek kıpırdamayacağım.I won't move until my power is complete
Seni gerçekten atarım, bu yüzden kıpırdama.I will really throw you, keep still.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.The first came out red all over, like a hairy garment. They named him Esau.
Gökteki kuşları, denizdeki balıkları, Denizde kıpırdaşan bütün canlıları.The birds of the sky, the fish of the sea, and whatever passes through the paths of the seas.