Ana içeriğe geç
Sözlük

kin ile cümle

kin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Eyn-Gedi bağlarında Bir demet kına çiçeğidir benim için sevgilim.My beloved is to me a cluster of henna blossoms from the vineyards of En Gedi. Lover
Fidanların nar bahçesidir; Seçme meyvelerle, Kına ve hintsümbülüyle,Your shoots are an orchard of pomegranates, with precious fruits: henna with spikenard plants,
Hirodiya bu yüzden Yahyaya kin bağlamıştı; onu öldürtmek istiyor, ama başaramıyordu.Herodias set herself against him, and desired to kill him, but she couldn't,
Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum.››For I see that you are in the gall of bitterness and in the bondage of iniquity."
Şükrederek yemeğe katılırsam, şükrettiğim yiyecekten ötürü neden kınanayım?If I partake with thankfulness, why am I denounced for that for which I give thanks?
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.But if ye have bitter envying and strife in your hearts, glory not, and lie not against the truth.
Göğüslerinde gizledikleri (kin) ise daha büyüktür.Hate is on their tongues, and what they hide in their hearts is worse.
Biz onların aralarına ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin atmışızdır.So We have caused enmity and hatred among them (which will last) till the Day of Resurrection.
Göğüslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır.Whatever the rancour they may have in their hearts We shall (cleanse and) remove.
(Kadın) Dedi ki: "İşte siz, beni bunun için kınamıştınız!She said: "This is the one you blamed me for.
Bugün sizi kınama yok, Allah sizi bağışlar; O merhametlilerin merhametlisidir! dedi."There is no blame on you today," he said, "May God forgive you. He is the most merciful of all.
Siz de benim da'vetime koştunuz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın!Neither can I help you nor can you give me help.
El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.
Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.Turn away from them. You will not be blamed.
Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:Then they started blaming one another,
Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.And I call the reprehensive soul to witness:
De ki: "Kin ve öfkenizle ölün."Say: "Die of your rage.
Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik.So We have caused enmity and hatred among them (which will last) till the Day of Resurrection.
(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık."Begone," said (God), "contemptible and rejected!
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız.Whatever the rancour they may have in their hearts We shall (cleanse and) remove.
Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur.She said: "This is the one you blamed me for.
Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın."There is no blame on you today," he said, "May God forgive you.
Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın.So blame me not, but blame yourselves.
Allah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar.God drove the unbelievers back in their fury, and they gained no advantage.
Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.Then he was swallowed by a large fish as he was worthy of blame.
Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?Do they whose minds are filled with doubt, think that God will not expose their malice?
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'So We seized him and his armies, and threw them into the sea, for he was worthy of blame.
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.Turn away from them. You will not be blamed.
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.And I call the reprehensive soul to witness:
Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.It is surely your opponents whose line will come to end.
Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık.So We have caused enmity and hatred among them (which will last) till the Day of Resurrection.
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız.Whatever the rancour they may have in their hearts We shall (cleanse and) remove.
O halde, beni değil kendinizi kınayın.So blame me not, but blame yourselves.
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.Then he was swallowed by a large fish as he was worthy of blame.
Yoksa, kalblerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini dışarı vurmayacağını mı sandılar?Do they whose minds are filled with doubt, think that God will not expose their malice?
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.So We seized him and his armies, and threw them into the sea, for he was worthy of blame.
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.Turn away from them. You will not be blamed.
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.Had it not been for a favour from his Lord he would have been cast blame-worthy on a barren plain.
Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.It is surely your opponents whose line will come to end.
De ki: Geberin kininizle.Say: "Die of your rage.
O da, işte dedi, hakkında beni kınayıp durduğunuz bu zat.She said: "This is the one you blamed me for.
Ancak eşleri, ve malları olan cariyeleri müstesna ve bunda da hiç kınanmaz onlar.Except from their wives and women slaves of old are free of blame,
Şüphe yok ki dedi, ben, sizin yaptığınızdan nefret etmedeyim, onu kınamadayım.(Lot) said: "I am disgusted with your actions,"
Kınanmış bir haldeydi ki onu balık yutuvermişti.Then he was swallowed by a large fish as he was worthy of blame.
Derken onu ve ordusunu helak etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.So We seized him and his armies, and threw them into the sea, for he was worthy of blame.
Artık yüz çevir onlardan, bundan dolayı da kınanmazsın sen.Turn away from them. You will not be blamed.
Bir birlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Ancak eşleri ve temellük ettikleri müstesna ve artık bu hususta da kınanmazlar onlar.Are free of blame,
Ve andolsun kendini kınayıp duran nefse.And I call the reprehensive soul to witness:
Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız.She said: "This is the one you blamed me for.
Şimdi beni kınamayı bırakın da öz benliklerinizi kınayın.Neither can I help you nor can you give me help.
Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.
Allah'ın yanına başka tanrı koyma ki, kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılmayasın.So do not take another god apart from God, or you will be cast into Hell, reproved, ostracised.
Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.Then he was swallowed by a large fish as he was worthy of blame.
Sen bu yüzden kınanmayacaksın.You will not be blamed.
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Ancak onlar, eşleriyle, akitlerinin sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.Are free of blame,
Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.And I call the reprehensive soul to witness:
De ki: Kininizden (kahrolup) ölün!Say: "Die of your rage.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kin ile cümle - Sayfa 12 - kin kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App