Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Dann gab es ein großes Erdbeben in Taiwan und wir schlugen vor, diese Kirche zu stiften.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Därefter inträffade en stor jordbävning i Taiwan.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.그러고선 타이완에도 큰 지진이 있었습니다. 그래서 우리는 그 교회를 기부하는 것이 어떠냐고 제안하고
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Luego, en Taiwán, tuvieron un gran terremoto, y propusimos donar esta iglesia,
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Na de grote aardbeving in Taiwan stelde we voor om hen deze kerk te schenken.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Na Taiwane mali potom tiež veľké zemetrasenie, tak sme sa im rozhodli darovať tento kostol.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Potem było trzęsienie ziemi na Tajwanie i zaproponowaliśmy przekazanie im tego kościoła.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Potom na Tchaj-wanu bylo velké zemětřesení a já jsem navrhl darování kostela z Kobe.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Στη συνέχεια, έγινε ένας μεγάλος σεισμός στην Ταϊβάν και προτείναμε να δωρίσουν αυτή την εκκλησία.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.Затем на Тайване произошло большое землетрясение, и мы предложили пожертвовать эту церковь.
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.זמן מה לאחר מכן התרחשה רעידת אדמה גדולה בטייוואן והצענו לתרום את הכנסיה הזאת לניצולים שם,
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.و من ثم في تايوان حدث زلزال كبير، فاقترحنا أن نتبرع بهذه الكنيسة،
Ardından, Tayvan'da büyük bir deprem oldu... ...ve biz bu kiliseyi bağışlamayı önerdik.この教会を寄付してほしいと 申し出がありました 教会を解体して 台湾へ送り
'Bana bütün Hristiyan alemindeki en büyük, en görkemli, en şaşaalı kiliseyi yapın' emrini vermiş,"Vytvořte mi nejhonosnější, největší kostel v celém křesťanském světě," a to je to, co on udělal.
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.9月11日(アメリカ同時多発テロの日)は チャグリンフォールでの最後の夜でした
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.Ein weiteres Bild, während ich weiter über die Riverside Church schwadroniere:
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.Jeszcze jedno zdjęcie, gdy myślę o kościele Riverside.
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.또 하나의 장면은 제가 리버사이드 교회에서 사역을 하고 있을 때의 일입니다.
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.Ещё одна фотография, пока я говорю о церкви Риверсайда:
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.עוד תמונה בהקשר של כנסיית ריוורסייד.
Bir tablo daha, Nehirkenarı Kiliseyi düşünüp taşınırken.صورة اخرى بينما انا افكر بالكنيسة عند ضفة النهر
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Also bauten wir sie ab und schickten sie hin, um durch Freiwillige aufgebaut zu werden.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Así que la desmantelamos y la enviamos para que sea construida por personas voluntarias.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Rozebrali jsme ho a dobrovolníci ho znovu postavili.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Rozłożyliśmy go na części i wysłaliśmy, by wolontariusze złożyli je w całość.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Rozobrali sme ho a poslali dobrovoľníkom, ktorí ho zložili.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Έτσι, την αποσυναρμολογήσαμε και την στείλαμε εκεί για να χτιστεί από εθελοντές.
Bu nedenle kiliseyi söktük. Gönüllü insanlar tarafından inşa edilmesi için oraya gönderdik.Мы демонтировали её и отправили, чтобы местные волонтёры могли её поставить.
Bu nedenle kiliseyi söktük.그 건물을 분해한 뒤
Bu nedenle kiliseyi söktük.We ontmantelden ze en stuurden ze op.
Bu nedenle kiliseyi söktük.אז פירקנו אותה לחלקים
Bu nedenle kiliseyi söktük.لذا قمنا بفكها
Bu nedenle kiliseyi söktük.ボランティアに 建ててもらいました
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Bărbaţilor, iubiţi-vă nevestele cum a iubit şi Hristos Biserica şi S'a dat pe Sine pentru ea,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Esposos, amad a vuestras esposas, así como también Cristo amó a la iglesia y se entregó a sí mismo por ella
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.E voi, mariti, amate le vostre mogli, come Cristo ha amato la Chiesa e ha dato se stesso per lei
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Hỡi người làm chồng, hãy yêu vợ mình, như Ðấng Christ đã yêu Hội thánh, phó chính mình vì Hội thánh,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Hỡi người_làm chồng , hãy yêu vợ mình , như Ðấng_Christ đã yêu Hội_thánh , phó chính mình vì Hội_thánh ,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.I Mænd! elsker eders Hustruer, ligesom også Kristus elskede Menigheden og hengav sig selv for den,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.I män, älsken edra hustrur, såsom Kristus har älskat församlingen och utgivit sig själv för henne
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.I menn! elsk eders hustruer, likesom Kristus elsket menigheten og gav sig selv for den,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.남편들아 아내 사랑하기를 그리스도께서 교회를 사랑하시고 위하여 자신을 주심 같이 하라
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Maris, aimez vos femmes, comme Christ a aimé l`Église, et s`est livré lui-même pour elle,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Mężowie! miłujcie żony wasze, jako i Chrystus umiłował kościół i wydał samego siebie za niego,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Miehet, rakastakaa vaimojanne, niinkuin Kristuskin rakasti seurakuntaa ja antoi itsensä alttiiksi sen edestä,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Možje, ljubite žene svoje, kakor je tudi Kristus ljubil cerkev in je samega sebe dal zanjo,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Muži milujte ženy své, jako i Kristus miloval církev, a vydal sebe samého za ni,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Suami, kasihilah istrimu, sama seperti Kristus mengasihi jemaat serta mengurbankan diri-Nya untuk jemaat itu
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Ti férfiak, szeressétek a ti feleségeteket, miképen a Krisztus is szerette az egyházat, és Önmagát adta azért;
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Vós, maridos, amai a vossas mulheres, como também Cristo amou a igreja, e a si mesmo se entregou por ela,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Vy, mužovia, milujte svoje ženy, jako aj Kristus miloval cirkev a vydal sám seba za ňu,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Мужья, любите своих жен, как и Христос возлюбил Церковь и предал Себя за нее,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Но и вие, всеки до един, да люби своята жена, както себе си; а жената да се бои от мъжа си.
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.Чоловіки, любіть своїх жінок, як і Христос полюбив церкву, і себе видав за неї,
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.האנשים אהבו את נשיכם כאשר גם המשיח אהב את העדה ויתן את נפשו בעדה׃
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.ايها الرجال احبوا نساءكم كما احب المسيح ايضا الكنيسة واسلم نفسه لاجلها
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.你 們 作 丈 夫 的 、 要 愛 你 們 的 妻 子 、 正 如 基 督 愛 教 會 、 為 教 會 捨 己
Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.你 們作 丈夫 的 、 要愛 你 們 的 妻子 、 正如 基督愛 教會 、 為教會 捨己
Kiliseyi yeniden inşa etmek için beş hafta harcadık.그래서 우리는 그 교회를 재건축하는데 5주를 보냈습니다.
Kiliseyi yeniden inşa etmek için beş hafta harcadık.Abbiamo passato cinque settimane a ricostruire la chiesa.