Kiliseden soyutlanma olarak değil.Nhà thờ Đường Chừa giải thể.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.Trong thời gian này, công việc xây dựng nhà thờ đã bị tạm ngưng.
Casanova 1740'ta Venedik'e geri döndüğünde, kilise hukuku kariyerine bir papaz olarak kilisede başladı.1740年にカサノヴァはヴェネツィアに帰り、教会の聖職者として法律実務を行うようになる。
24 Nisan 2004 'te ise Windsor Sarayı'na ait küçük bir kilisede vaftiz edildi.彼女は2004年4月24日にウィンザー城の礼拝堂で洗礼を受けた。
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.父親は正教会の司祭だった。
Önce eski bir hamamda, sonra da eski bir kilisedeydi.新館ができていたが旧館に宿泊。
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.之后村民离开去教堂了。
Arkadaşı şaşırarak neden bahsettiği sordu ve Swift "Biliyorsun, şu kilisedeki söz...她的朋友很疑惑并问她为什么要这样做,而她解释道:「你知道的,突袭教堂。
Olağan Pazar günleri mutlaka iki kiliseden birinde kantat seslendirilirdi.普通的星期日,頌讚曲在兩個教堂交替演出。
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.之后,所有的妇女和儿童被关押在教堂,村庄则被洗劫一空。
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.由于没有足够的钱,有人提议分两个阶段建造教堂。
Ertesi gün kilisede Albay Fitzwilliam, Darcy'nin Bingley'i Jane'den ayırdığını ağzından kaçırır.次日,菲茨威廉上校无意中让伊丽莎白得知,是达西令珍妮和彬格莱分隔两地。
Bunu öğrenen Elizabeth kiliseden kaçarcasına çıkar, Darcy Elizabeth'i takip eder ve ona evlenme teklif eder.心烦意乱的伊丽莎白跑出屋外,但达西追了上来并向她求婚。
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.此後他成為一名長老教會的牧師。
Kilisede, bir taraflılık ortaya çıkar.教堂内部是椭圆形的。
Çünkü; kilisede bazı yolsuzluk vs. hareketleri olur.현경의 행보에는 교회 일치 운동과 통하는 면이 있다.
Ayrıca çocukken babası tarafından gönderildiği kiliseden kaçarak geri dönmüştür.그는 어린 시절 교회에 다녔을 때 목사님이 말씀하신 것을 회상하게 된다.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.הגרמנים נעלו את הנשים והילדים בכנסייה בזמן שהכפר עצמו נבזז.
Kendisine sığınması için verilen bir kilisede yaşamaya başladı.היא ברחה לכנסייה, שבה הוענק לה מקלט.
Kadın çocuğunu kilisede çalışması için verir.היא מבקשת ממנה שתנגן בכנסייה.
Bu dönemde kilisedeki fresklerin üzeri örtüldü.נתגלו בה שרידים של כנסייה מתקופה זו.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.יום ההולדת ה-17 שלי הסתיים במפח נפש.
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.Селяните излизат от църквата.
9 yaşından 17 yaşına kadar kilisede şarkı söyledi.Продължава да пее в църквата до 17-годишна.
Manastırdaki kilisede, Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosu bulunmaktadır. ^В трапезарията на църквата се намира стенописът „Тайната вечеря“ на Леонардо да Винчи.
Kiliseden soyutlanma olarak değil.Затова е отлъчен от църквата.
Böylece kilisede bir kargaşa çıkar ve içerisi boşaltılır.Кучетата нахлуват в църквата и трябва да бъдат изведени.
Bu dönemde kilisedeki fresklerin üzeri örtüldü.Сега в тази църква се държат конете.
Kilisede rahipler, hastanede doktorlar, ellerindeki Tutsileri cellatlarına teslim ediyorlardı.Сгради на католическите болници и техните стопани днес.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.Dana 17. siječnja počeo je rad na crkvi.
Kiliseden soyutlanma olarak değil.To nije ruganje crkvi.
1499'da kiliseden camiye dönüştürülmüştür.Tada je vjerojatno u kapelu ugrađen gradečki grb iz 1499. godine.
Bu yüzden Matteo ve arkadaşları kiliseden ayrılıp, tutuklanmaktan kaçmak için saklanmışlardır.Luther i njegove pristalice bili su sada isključeni iz crkve i stavljeni pod prokletstvo.
Kilisede bazı azizlerin türbesi bulunmaktadır.V kostole sa nachádza viacero sôch svätých.
Günümüzde bir müze olan kilisede valiliğin izniyle müze müdürlüğü denetiminde ayin yapılabilmektedir.O prehliadku kostola možno požiadať v múzeu.
Manastırdaki kilisede, Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosu bulunmaktadır. ^V severnej časti refektáru (jedáleň) sa nachádza freska Leonarda da Vinciho Posledná večera.
Bu kilisede buluna eski tablolar günümüzde "Piskoposluk Müzesi" ve "Palazzo Vescovile"de sergilenmektedir.V tomto období sa uvažuje o premenovaní Louvru na ,,Palác umení“.
Onunkisi kilisede tek mezardır.To je edini grob v cerkvi.
858 yılında şehre saldıran Danlar tarafından yokedilen ilk kiliseden günümüze hiçbir şey kalmamıştır.Nič ni ohranjenega od prve cerkve, ki je bila uničena med napadom Dancev na mesto leta 858.
Ayrıca Hristiyan inancına göre Tanrı kilisede (yani tapınakta) değil, her yerde mevcuttur.Po njegovem mnenju Kristus ne sme biti navzoč samo v cerkvi, temveč povsod.
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.Vaščani gredo mimo cerkve in odhajajo na polje.
İspanya'nın Ávila şehrinde bulunan iki kilisede de üçlü apsisler vardır.Tudi dve cerkvi v španskem Ávilu imata tri apside.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Duhovniki so pridigali na prostem pred cerkvijo.
Aralık 2008'de kilisede restorasyon çalışmaları başladı.Oktobra 2008 se je začela temeljita obnova cerkve.
Manastırdaki kilisede, Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosu bulunmaktadır. ^Šios bažnyčios refektoriume yra Leonardo da Vinci freska Paskutinė vakarienė.
Aralık 2008'de kilisede restorasyon çalışmaları başladı.1928. aasta detsembris algasid kiriku ehitustööd.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Ja, pastor kościoła, w jednej z najobfitszych części US -- w skupisku ogrodzonych społeczności.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.저는 미국내에서 가장 부유한 지역 중 한 곳에 있는 교회의 목사 입니다. 벽으로 둘러싸인 대규모 주택단지 지역입니다.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Slujesc la o biserică într-una din cele mai influente zone din America -- câteva comunităţi împrejmuite.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Spravujem cirkevný zbor v jednej z najzámožnejších oblastí Ameriky - niekoľko oplotených komunít.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Spravuji církev v jedné z nejzámožnějších oblastí Ameriky - několik oplocených komunit.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Είμαι πάστορας εκκλησίας σε μια από τις πιο εύπορες περιοχές της Αμερικής -- ένα σωρό κλειστών κοινοτήτων.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Аз отговарям за черква в една от най-богатите области в Америка -- много общини.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Я керую церквою в одному з найбагатших районів Америки — там купа замкнених спільнот.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.Я служу пастором церкви в одном из самых богатых районов Америки -- группа закрытых поселков.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.אני הכומר של כנסיה באחד האזורים הכי משפיעים באמריקה -- קבוצה של קהילות מגודרות.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.أنا قس لكنسية في أحد أغنى الأماكن في أمريكا -- مجموعة من المجتمعات المغلقة.
Amerika'nın en zengin alanlarından birindeki kilisede papazlık yapıyorum -- bir grup önü açık kişiler cemaati.いくつもの塀で囲まれたコミュニティーがあります 私の教会には 会社の重役や科学者が大勢います
Ancak kilisede bir şey, arkadaşlarınızın yanında başka bir şey oluyorsunuz.Но се държите по един начин в църквата и по различен в училище с приятелите ви.
Bana kilisedeki sütunları ve arkadaki yarım dairesel alanı anımsatıyor. .Μου θύμισε μία αψίδα σε εκκλησία με αψιδωτή είσοδο Αυτές οι κολόνες μπορεί να είναι ένα είδος εσοχής.