Kiliseden günümüze arda kalan yalnızca iki katlı bir köşk.Av dessa finns två kvar i kyrkans omedelbara närhet.
Kilisede elektrikli bir org bulunmaktadır.I kyrkan finns en elorgel.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.17 січня почалися роботи в церкви.
Binlerce gönüllü topladı ve kiliseden gelen para ile teçhiz edildi.Тисячі добровольців були споряджені та навчені на кошти церкви.
Kiliseden günümüze arda kalan yalnızca iki katlı bir köşk.Сьогодні на місці церкви залишився лише один великий камінь.
Kiliseden soyutlanma olarak değil.Церквище її не збереглося.
Homer'ın kilisede futbol maçını dinlemesi, Keith Jackson'a dayanmaktadır.Голос футбольного коментатора, якого слухає Гомер, нагадує Кіта Джексона.
GBT, Amerika Birleşik Devletleri çapında 44,000 kilisede toplam 16.6 milyon üyesi olduğunu beyan etmektedir.Самі адвентисти оцінюють кількість членів своєї церкви у 16,3 мільйонів.
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.Селян зігнали до церкви.
Aralık 2008'de kilisede restorasyon çalışmaları başladı.У 2008 році почався капітальний ремонт покрівлі церкви.
Tom kilisede.Том у церкві.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Všechny ženy a děti byly nahnány do kostela, kde byly zamčeny, mezitím co byla vesnice rabována.
Cavaradossi'de onunla birlikte kiliseden ayrılır.On i Cavaradossi spěchají z kostela.
Bunun sonucu olarak, kilisedeki kargaşalar yatıştı.Po jejich zásahu se situace v klášteře uklidnila.
1499'da kiliseden camiye dönüştürülmüştür.V kostele je umístěn náhrobní kámen z roku 1499.
Kilisedeki üstlerinin 1110-1115 döneminde St Evroul'un tarihçesini yazmasını istediği bilinir.Cândva între 1110 și 1115, superiorii săi i-au ordonat să scrie o istorie a mănăstirii St Evroul.
Bu kilisede en eski İncil'in de bulunduğu söylenir.Cel mai mare se găsește și astăzi la biserica nouă.
Anlaşmazlıklardan sonra kilisede inşaat çalışmaları bir süreliğine askıya alınmıştır.De la data construcției, activitatea bisericii nu a fost întreruptă.
Aralık 2008'de kilisede restorasyon çalışmaları başladı.În 1992 au început lucrările de restaurare a bisericii.
Burada yaşayanların bazıları papaz okulunda eğitim gören ya da kilisede çalışan geçici yerleşimcilerdir.Unii dintre locuitorii temporari sunt studenți la seminar sau lucrează ca funcționari bisericești.
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.Mai târziu a slujit ca băiat de altar in aceeași capelă.
Beldede ayrıca kiliseden çevrildiği rivayet edilen tarihi bir cami bulunmaktadır.Pe sub ea se văd urmele unui brâu median, ce înconjura odată vechea biserică.
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.A vendégek kimenekülnek a templomból.
24 Nisan 2004 'te ise Windsor Sarayı'na ait küçük bir kilisede vaftiz edildi.Keresztelésére 2004. április 24-én került sor a windsori kastély kápolnájában.
Bunun sonucu olarak, kilisedeki kargaşalar yatıştı.A helyzeten az egyházszakadás csak tovább rontott.
Bu dönemde kilisedeki fresklerin üzeri örtüldü.Ezt megelőzően már freskókkal díszítették a templomot.
İki farklı kültürün kaynaşmasının etkileri kilisede de görülür.A pokol motívuma is megjelenik mindkét vallásban.
1499'da kiliseden camiye dönüştürülmüştür.1499-ben egyházmegyéje számára szertartáskönyvet nyomtatott.
Adını kiliseden aldığı sanılmaktadır.Nevét a templomáról kapta.
Ancak kilise bahçesi ve kiliseden geçerek kasabaya girmek mümkündür.A kolostorba a templomon keresztül lehet bejutni.
Hiçbir dünya savaşında götürülmeyen ve kilisedeki tek orijinal çandır.Ez volt az egyedüli, amelyet nem vittek egyik világháborúban sem, és ez a templom egyetlen eredeti harangja.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.17. tammikuuta työt alkoivat kirkossa.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Naiset ja lapset kuljetettiin kirkkoon, samalla kun talot ryöstettiin.
Bu sırada bir geriye dönüş sahnesinde Charlie'yi kilisede günah çıkarırken görüyoruz.Takaumissa Charlie on kirkossa tunnustamassaan syntejään.
Kiliseden soyutlanma olarak değil.Vakuutusta ei kirkolla ollut.
Leon Ashley'nin küçük bir kilisede olduğunu öğrenir ve onu kurtarır.Leon saa tietää Ashleyn olevan kylän kirkossa, mutta avain puuttuu.
Onunkisi kilisede tek mezardır.Sen kirkossa on hänen hautansa.
Leon Ashley'nin küçük bir kilisede olduğunu öğrenir ve onu kurtarır.Ο Leon μαθαίνει ότι η Ashley κρατείται σε μία εκκλησία, και τη σώζει.
Bunu eski mezarlardan ve daha önce bulunan bir kiliseden anlamaktayız.Αυτό συμπεραίνεται από πλήθος τάφων και άλλων αρχαιοτήτων που έχουν βρεθεί.
Manastırdaki kilisede, Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosu bulunmaktadır. ^Στην τραπεζαρία της μονής βρίσκεται η τοιχογραφία του Μυστικού Δείπνου από τον Λεονάρντο Ντα Βίντσι.
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.Ακολουθώντας τα βήματα του πατέρα του έγινε και ο ίδιος πρεσβυτεριανός ιερέας.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.Den 17. januar påbegyndtes arbejdet på kirken.
Çünkü; kilisede bazı yolsuzluk vs. hareketleri olur.I Vålse Sogn ligger Vålse Kirke.
19. yüzyılın başlarında şehir 200 kadar ev ve bir küçük kiliseden oluşuyordu.Distriktet bestod i begyndelsen og midten af 1900 årene af nogle få huse omkring en skole og en købmand.
17 Ocak tarhinde kilisedeki çalışmalara başlandı.Den 17. januar startet arbeidet med kirken.
Köyün ismi kiliseden geldiği söylenir.Distriktets navn kommer av navnet på en kirke.
Aralık 2008'de kilisede restorasyon çalışmaları başladı.Sommeren 2008 ble det påbegynt restaureringsarbeid på kirken.
Kilisedeki insanlar dağılmıştı.Kirken var full av folk.
Çocukluğu boyunca kilisede İncil şarkıları söyledi.Hun begynte å synge i kirkekor da hun var barn.
Nushuri bugün de kilisede kullanılan bir yazı biçimidir.Apicius adalah sebuah naskah untuk digunakan di dapur.
Bunu öğrenen Elizabeth kiliseden kaçarcasına çıkar, Darcy Elizabeth'i takip eder ve ona evlenme teklif eder.Bingung, Elizabeth berlari keluar, namun Mr. Darcy memilih untuk mengejarnya dan mengusulkan pernikahan.
Diğer bir kilisede Keldani Kilisesidir.Kaitan dengan gereja-gereja lain.
Homer'ın kilisede futbol maçını dinlemesi, Keith Jackson'a dayanmaktadır.Pembawa acara pertandingan sepak bola Amerika berdasarkan Keith Jackson.
Kadınlar ve çocuklar kilisede kilitli bırakıldı ve köy yağmalandı.Banyak kota dan gereja di Jerman yang hancur dan penduduknya menjadi kosong.
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.Kedua orang tuanya adalah pembantu pendeta di gereja.
Kilisedeki, 4 müjdeci ve İsa heykeli ise Ludwig von Schwanthaler tarafından yapılmıştır.Còn tác phẩm điêu khắc Bốn Thánh Sử với Chúa Giêsu được Ludwig von Schwanthaler thiết kế.
Kadın çocuğunu kilisede çalışması için verir.Hắn đồng ý với điều kiện phải để đứa bé sống trong nhà thờ.
Daha sonra babası aynı kilisede papaz olmuştur.Cha ông là một mục sư trong Giáo hội Trưởng Lão.
Döneminde, kilisede hiçbir olumsuz olaya yer vermemiştir.May mắn không có ai bên trong nhà thờ lúc diễn ra vụ việc.
Arkadaşı şaşırarak neden bahsettiği sordu ve Swift "Biliyorsun, şu kilisedeki söz...Người bạn yêu cầu nữ ca sĩ giải thích và Swift trả lời, "Cậu biết đấy, quậy tung nhà thờ.