Bana yarım kilo domates ver.Give me half a kilo of tomatoes.
George en az 70 kilo çeker.George weighs as least 70 kilograms.
Kesinlikle çok öfkeliyim. Birisi arabamı kilitlemiş.I'm absolutely livid. Somebody's keyed my car.
Bu kilise çok ünlü ve güzel bir yerdir.This church is a very famous and beautiful place.
Ailenle birlikte kiliseye git ve onun için dua et.Go to church with your parents and pray for her.
Kilo vermem lazım, bu yüzden diyet yapacağım.I have to lose weight, so I'm going on a diet.
Tom, 30 kilogram verdi.Tom lost seventy pounds.
Cüzdanımı kilisede unuttum.I forgot my purse in the church.
Başkente kırk kilometre uzaklıktayız.We are forty kilometers away from the capital city.
Onlar pazar günleri kiliseye giderler.They go to church on Sundays.
O on kilometre gitti.He went ten kilometers.
O daha fazla kilo almak istemediği için kek yemez.Since she doesn't want to put on any more weight, she doesn't eat cake.
O daha fazla kilo almak istemediği için pasta yemez.She doesn't eat cake because she doesn't want to put on any more weight.
Kapıyı kapattım ama kilitlemedim.I shut the door, but I haven't locked it.
Tom'un biraz kilo vermesi gerekiyor.Tom needs to lose a bit of weight.
İçeriden kilitli olduğu için kapıyı açamadık.We couldn't open the door because it was locked from the inside.
Kapıyı kilitledin mi?Did you lock the door?
Lütfen kapıyı kilitleyin.Please lock the door.
Benim kentim, başkentten elli kilometre uzaklıktadır.My city is fifty kilometres from the capital.
"Anahtar kilitin içinde", adam ekledi."The key is in the lock," the man added.
Alice kilo vermeye çalıştı.Alice has tried to lose weight.
Dünyanın yarıçapı 6400 kilometredir.The radius of the Earth is 6400 km.
Mary kilisedeki büyük orgdan etkilenmişti.Mary was impressed by the big organ in the church.
Orada büyük bir kilise olduğunu biliyorum.I know there was a big church there.
Benim kendi zihnim, kendi kilisemdir.My own mind is my own church.
O, kilo vermek için spor salonunda uzun saatler geçiriyor.She spends many hours at the gym to lose weight.
Onun bir kilo kompleksi var.He has a weight complex.
Kapıyı kilitledim mi?Did I lock the door?
Kaç kilosun?What do you weigh?
Anahtarlarımı arabada kilitledim.I've locked my keys in my car.
Tom kitaplarını kilitli dolabına koydu.Tom put his books in his locker.
Tom kilitli dolabını açtı ve kitaplarını çıkardı.Tom opened his locker and took out his books.
Mary kilise korosunda şarkı söylüyor.Mary sings in the church choir.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Toplantı odasının kapısını kilitlemenin mümkün olduğunu bilmiyordum.I didn't know that it was possible to lock the door of the meeting room.
Kiliseye girince dizlerinin üstüne çöktü.She knelt down as she came into the church.
O kendini banyoya kilitledi.He locked himself in the bathroom.
Bu, kapıyı ilk kez kilitleyişim.This is the first time I've locked the door.
Tüm kapılar kilitli mi?Are all the doors locked?
Ben 58 kiloyum.I weigh 58 kilograms.
O, kilidi zorladı.He jimmied the lock.
Jimmy kilidi levye ile açtı.Jimmy jimmied the lock.
Biz duvarı kille kaplıyoruz.We are coating the wall with clay.
O bir kilise.That's a church.
Sen hiç gece odanın kapısını kilitledin mi?Have you ever locked the door of your room at night?
Duvarı kille kapladığın doğru mu?Is it true that you coated the wall with clay?
Bu kapıyı kilitlemek zorundayım.I have to lock this door.
Yatmaya giderken kapıyı kilitlemeyi asla unutma.Never forget to lock up when you go to bed.
Katolik liderler hepimizin kilisede birleşmesini tavsiye ediyor.Catholic leaders urge all of us to unite in the church.
Bu kilise ne zaman yapıldı?When was this church built?
O, bu kapı nasıl kilitlenir bilir.He knows how to lock this door.
O, kilosu hakkında endişeleniyor.She worries about her weight.
Kilon hakkında çok endişeleniyorsun.You worry about your weight too much.
Nasıl kilo alabilirim?How can I gain weight?
O nasıl kilo verebileceğini bilmek istiyor.He wants to know how he can lose weight.
O, nasıl kilo alabileceğini bilmek istiyor.He wants to know how he can gain weight.
O nasıl kilo kaybedebileceğini bilmek istiyor.She wants to know how she can lose weight.
O nasıl kilo alabileceğini bilmek istiyor.She wants to know how she can gain weight.
Güvenli bir biçimde nasıl kilo kaybedebilirim?How can I lose weight safely?
O, güvenli şekilde nasıl kilo verebileceğini bilmek istiyor.He wants to know how he can lose weight safely.