Güvenli biçimde nasıl kilo verilir bilmek istiyor.She wants to know how to lose weight safely.
O nasıl hızla kilo verebileceğini bilmek istiyor.She wants to know how she can lose weight quickly.
Bana yarım kilo elma verin.Give me half a kilo of apples.
Bir kilometrede kaç tane metre var?How many meters are there in a kilometer?
Kilo vermenin tek yolu daha az yemektir.One way to lose weight is to eat less.
Eğer her zaman bu kadar çok yersen kilo alırsın.If you always eat that much, you'll gain weight.
Tom nasıl bu kadar çok kiloyu bu kadar çabuk verdi?How did Tom lose so much weight so quickly?
Tom nasıl bu kadar çok kiloyu bu kadar çabuk verebildi?How was Tom able to lose so much weight so quickly?
Tom bu kadar kiloyu nasıl bu kadar çabuk verdi?How did Tom manage to lose so much weight so quickly?
Tom'un bu kadar çok kiloyu bu kadar çabuk nasıl kaybettiğini anlayamıyorum.I can't figure out how Tom managed to lose so much weight so quickly.
Nasıl bu kadar kilo verdin?How did you lose so much weight?
Biri kileri süpürdü.Someone swept the pantry.
Anne babam kiliseyi bıraktılar.My parents left the church.
Sen neden kapıyı kilitledin?Why did you lock the door?
Kapıyı kilitledim.I locked the door.
Araştırmacılar günde üç doyurucu yemek yersen kilo vermenin daha kolay olduğunu söylüyor.Researchers say that it's easier to lose weight if you eat three square meals a day.
"Tom biraz kilo alıyor." "Evet, bunu fark ettim.""Tom has been putting on some weight" "Yeah, I noticed that."
Mağazayı kafana takma. Kilitleyeceğim.Don't worry about the store. I'll lock up.
Kilidi açmak için kaydırın.Slide to unlock.
Tom kilisenin önündeki caddede vurularak öldürüldü.Tom was gunned down in the street in front of the church.
John'un evi kilisenin karşısındadır.John's house is opposite the church.
Kilise on beşinci yüzyılda inşa edilmiştir.The church was built in the fifteenth century.
Sizin atalarınız bu kilisede gömülüdürler.Your ancestors are buried at this church.
Dede ve ninelerinin kalıntıları bu kilisededir.The relics of your grandparents are in this church.
Tom bize odanın kilitlendiğini anlattı.Tom told us that the room was locked.
Tom'un kilo aldığını düşünüyor musun?Do you think Tom has put on weight?
Sence Tom kilo verdi mi?Do you think Tom has lost weight?
Kilo aldığımı düşünüyor musun?Do you think I've put on weight?
Kilo kaybettiğimi düşünüyor musun?Do you think I've lost weight?
Sence kilo verdim mi?Do you think I've lost weight?
Kapıyı kilitlemeyi hatırladın mı?Did you remember to lock the door?
Neden gerçekten kilo vermek istiyorsun?Why do you really want to lose weight?
Geçen pazar kilisede organ çalan Tom muydu?Was that Tom who was playing the organ at church last Sunday?
Kiliseye gider misin?Do you go to church?
Ön kapıyı kilitledim.I locked the front door.
O anahtar kilide uymuyor.That key doesn't fit the lock.
Senin evin buradan birkaç kilometre uzakta.Her house is a few kilometers away from here.
Çok yersen sonunda kilo alırsın.If you eat a lot, you'll eventually get fat.
Biraz kilo vermeye çalışıyorum.I've been trying to lose a little weight.
Kendimi tekrar dışarıda kilitlediğime inanamıyorum.I can't believe I locked myself out again.
Tom'u odasında kilitli tutamazsın.You can't keep Tom locked in his room.
Ben sadece 45 kilogram ağırlığındayım.I only weigh 45 kilograms.
Bu kapının kilitli olduğunu düşünmüştüm.I thought this door was locked.
Tom'un kilolu olduğunu söylediğimi düşündüm.I thought you said Tom was overweight.
Bu binanın kilitlenmesini istiyorum.I want this building locked.
Birkaç kilo vermek istiyorum.I want to lose a few pounds.
Kilidin kırılması gerekecek.The lock will have to be broken.
Hırsızlar daireye girmek için kilidi zorladılar.The burglars forced the lock to get into the apartment.
Tom, kiliseye gitmemizi istiyor.Tom wants us to go to church.
Odana gitmeni ve kapıyı kilitlenmeni istiyorum.I want you to go to your room and lock the door.
Bir kilise faresi gibi yoksul.Poor as a church mouse.
Tom kız kardeşini dolaba kilitledi.Tom locked his sister in the closet.
Biraz kilo kaybetmek isterim.I'd like to lose some weight.
Tom kapıyı dikkatle kilitledi.Tom carefully locked the door.
Tom bizim kilisede org çalıyor.Tom plays organ at our church.
Marco aç olduğu zaman bir kilo pişmiş ürünü aç kurt gibi yiyebilir.When he's hungry, Marco is capable of wolfing down a kilogram of baked goods.
Marco aç olduğunda bir kilo pişmiş yiyeceği tıka basa yiyebilir.When he's hungry, Marco is capable of stuffing himself with a kilogram of baked goods.
Köpeğini sıcak bir arabanın içinde kilitli bırakma.Don't leave your dog locked inside a hot car.
O, sabah kilise hizmetine katılamadı.She couldn't attend the morning church service.
Onun kilisede olduğunu biliyor musun?Do you know she's in the church?