Ana içeriğe geç
Sözlük

kibir ile cümle

kibir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biri kibirli davranmadan dürüst olabilir mi?Can one be honest without appearing arrogant?
Tom kendini oldukça kibirli hissediyordu.Tom was feeling pretty cocky.
Fazla kibirli olma!Don't be too arrogant!
Ben kibirli bir adam değilim.I'm not an arrogant guy.
Kibirli olduğunuzu bilmiyor musunuz?Don't you know that you're being dismissive?
Tom kibirli olduğunu söylüyorum.Tom says I'm conceited.
Sık sık kibirli olmakla suçlanıyorum.I'm often accused of being arrogant.
Biraz kibirli görünüyorsun.You seem a bit conceited.
Tom aptal ve kibirlidir.Tom is stupid and arrogant.
O iddia kibirli görünebilir.That claim can seem arrogant.
Aptal insanlar kibirli olma eğilimindedirler.Stupid people tend to be arrogant.
Cahil insanlar kibirli olma eğilimindedir.Ignorant people tend to be arrogant.
Leyla tartışmacı ve kibirlidir.Layla is argumentative and arrogant.
Leyla kendini beğenmiş ve kibirlidir.Layla is self-absorbed and arrogant.
Leyla dar görüşlü, kibirli bir kişidir.Layla is a close-minded arrogant person.
Cahil insanlar genellikle çok kibirlidir.Ignorant people are usually very arrogant.
Akıllı insanlar genellikle kibirlidir.Intelligent people are often arrogant.
Servet kibir doğurur.Wealth breeds arrogance.
Tom'un kibirli olduğunu biliyorum.I know that Tom is conceited.
Tom Mary'ye John'un kibirli olduğunu düşünmediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't think John was conceited.
Kibirli olduğumu biliyorum.I know that I'm conceited.
Gerçekten Tom'un kibirli olduğunu mu düşünüyorsun?Do you really think Tom is conceited?
Tom kibirli görünüyordu.Tom seemed to be conceited.
Tom, Mary'nin kibirli olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was conceited.
Tom eskiden olduğu kadar kibirli değil.Tom isn't as conceited as he used to be.
Tom Mary'nin kibirli olduğunu söyledi.Tom said that Mary was conceited.
Tom Mary'nin kibirli olduğunu biliyordu.Tom knew that Mary was conceited.
Tom ve Mary ikisi de gerçekten kibirli, değil mi?Tom and Mary are both really conceited, aren't they?
Tom ve Mary ikisi de çok kibirli, değil mi?Tom and Mary are both pretty conceited, aren't they?
Tom ve Mary ikiniz de kibirli, değil mi?Tom and Mary are both conceited, aren't they?
Tom kibirli ama Mary değil.Tom is conceited, but Mary isn't.
Tom kibirli değildir ama Mary öyledir.Tom isn't conceited, but Mary is.
Tom'un kibirli olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is high.
Tom'un bu kadar kibirli olacağını düşünmedim.I didn't think Tom would be so conceited.
Tom'un kibirine artık dayanamıyorum.I can't stand Tom's arrogance any longer.
İnsanlar Tom'un kibirli olduğunu düşünüyor.People think Tom is arrogant.
Kibirli ve soylu bir havası vardır.He has a dignified and noble air.
Üreticiliği engelleyecek kadar kibir sahibi olma.Don’t force oral production.
Theodore ve Bitsy Hannigan (Gregory Itzin ve Cristine Rose): Mike'ın zengin ve kibirli anne-babası.Theodore and Bitsy Hannigan (Gregory Itzin and Cristine Rose): Mike's rich, haughty parents.
Thomas "Tom" Buchanan— kibirli bir milyoner ve Daisy'nin kocası.Thomas "Tom" Buchanan—a millionaire who lives in East Egg, and Daisy's husband.
Odysseus’un en büyük kusuru ise kibirli ve gururlu olmasıdır.The most evident flaw that Odysseus sports is that of his arrogance and his pride, or hubris.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar.The scientist gave a superior smile before replying, "What is the tortoise standing on?"
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.He is arrogant and snobbish, and the heir to a Pittsburgh steel fortune.
Kibirli birine dönmüştü.He returned a changed man.
"Kibir (Yanmam Lazım)", 2007 yılından sonra birçok şarkıcı tarafından yeniden seslendirdi."Proud Mary" has, over the years, been covered by a number of artists.
Kızın kibiri ve babanın hovardalığı Anne'i trajik sona doğru sürükler.The combination of the daughter's disdain and the father's rakishness drives Anne to a tragic end.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Falsehood, flattery, perjury and false swearing are also forbidden.
İslam'da Allah Müntakim (intikam alan, intikamcı), Mütekebbir (kibirli)dir.Muhammad therefore is a means by which God expresses his attribute, Ar-Rahman, to creation.
Elizabeth, Darcy’ye onu kibirli ve nahoş bulduğunu söyler.Elizabeth realizes that she had judged Darcy too harshly and is humbled.
Kibirim ve egom yüzündendi...It was my pride, it was my ego...
"Bir garip kulu," diye yerine kibirle, onun yastık söyledi."You are a strange servant," she said from her pillows, rather haughtily.
"Hindistan'da farklı" Mistress Mary kibirle söyledi."It is different in India," said Mistress Mary disdainfully.
Gençliğimin kibiriyle her şeyi bildiğimi düşünüyordum.You see, in the hubris of my youth, I thought I had her all figured out.
Kendinize sadece şu soruyu sormak isteyebilirsiniz: "Bu, sadece birazcık kibirlilik olabilir mi?"The only question you might want to ask yourself is, could that be just mildly arrogant?
Ülkemizin hasımları kibirlidir.The enemy of our State is arrogant.
Tam da öğrencilerime uzak durmalarını söylediğim kibirli tiplerden!He's the kind of arrogant guy I always warn my students about.
Kibirli ama doğru yolda.Arrogant, but loyal.
Evrimin nihai ürünü olduğumuzu düşünmek sanırım çok kibirlice olurdu.I think it's very haughty of us to think that we're the end product of evolution.
Kibirli olduklarını duymuştum.I'd heard that they were conceited.
Parikrma'ya başladığım zaman dünyayı değiştirmek için büyük bir kibir besliyordum.When I started Parikrma I began with a great deal of arrogance of transforming the world.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod