Ama eğer yemek istemiyorduysan, kibarca reddedebilirdin veya...Jos et halunnut syödä sitä olisit voinut kieltaytyä kauniisti, tai...
Ama eğer yemek istemiyorduysan, kibarca reddedebilirdin veya...Když jsi to nechtěl jíst, mohl jsi to mile odmítnout . . .
Ama eğer yemek istemiyorduysan, kibarca reddedebilirdin veya...彼女の気持ちを考えて受け取ってあげたとしても、 死ぬわけじゃないんだし!
Anlıyorum. Kibarca söylüyorum, bırak beni!Felfogtam, úgyhogy eresszen, amíg szépen mondom.
Anlıyorum. Kibarca söylüyorum, bırak beni!J'ai compris, alors partez pendant que je suis encore gentil.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Eran amables conmigo, amistosos y educados, pero no aprobaron mi matrimonio.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Ils étaient aimables avec moi, amicaux et polis, mais ils n'approuvaient pas mon mariage.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Ludzie byli dla mnie mili i przyjaźni, ale nie popierali mojego małżeństwa.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Μου φέρθηκαν καλά, ήταν φιλικοί και ευγενικοί, αλλά δεν ενέκριναν το γάμο μου.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Aku tidak cukup mengerti," katanya, sesopan yang dia bisa.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Én nem egészen értem, mondta, mivel udvariasan, ahogy tudott.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."En oikein ymmärrä sinua," hän sanoi, niin kohteliaasti kuin osasi.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Eu não entendo muito bem de você, disse ela, o mais educadamente que pôde.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Eu nu înţeleg destul de tine", a spus ea, ca politicos ca ea ar putea.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Ich verstehe nicht ganz, du", sagte sie, so höflich wie sie nur konnte.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Ik wil helemaal niet begrijp je,' zei ze, zo beleefd als ze kon.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Io non molto a capire', ha detto, come educatamente che poteva.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Jag förstår inte riktigt dig, sa hon, så artigt som hon kunde.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Jeg kan ikke helt forstå dig, "sagde hun, så høfligt, som hun kunne.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je mi úplne nerozumiem," povedala, ako zdvorilo ako len mohla.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je mi úplně nerozumím," řekla, jak zdvořile jak jen mohla.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je ne comprends pas bien vous comprendre, dit-elle, aussi poliment qu'elle le pouvait.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'나는 매우 당신을 이해하지 못한다고해도,'그녀는 정중하게 그녀가 수로했다.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Nie bardzo rozumiem," powiedziała, jak grzecznie, jak tylko mogła.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."No acabo de entender-dijo ella-, lo más cortésmente que pudo.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.Polšji spi spet, "je dejal Klobučar, in mu vlije malo vroč čaj ob svoj nos.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Tôi không hoàn toàn hiểu bạn, "bà nói, như một cách lịch sự như cô có thể.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Δεν καταλαβαίνω μπορείτε πολύ", είπε, όπως ευγενικά όπως η ίδια θα μπορούσε.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Аз съвсем не разбирате", каза тя, както учтиво, колкото можеше.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Я не зовсім розумію, сказала вона, як чемно, як тільки могла.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Я не совсем понимаю, сказала она, как вежливо, как только могла.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."אני לא ממש מבין אותך," היא אמרה בנימוס רב ככל שיכלה.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."أنا لا أفهم تماما لكم ،" وقالت بأدب كما استطاعت.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'ヤマネが再び眠っている"帽子屋によると、彼はにはあまり熱いお茶を注ぎ
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."En tiedä yhtään, jotka eivät," Alice sanoi hyvin kohteliaasti, tunne melko tyytyväisiä joutuneet keskustelua.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var.'Ik weet niet van enige dat te doen,' zei Alice heel beleefd, het gevoel heel blij dat heb in een gesprek.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var.'내가 어떤의 모르는'앨리스는 매우 기쁘게 생각 느낌 아주 공손하게 말했다
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Nem tudom, olyan, akik," mondta Alice nagyon udvariasan, érzés nagyon szívesen megvan egy beszélgetést.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Ne vem, o vseh, ki ne," je dejal Alice zelo vljudno, občutek precej zadovoljni, da so dobili v pogovor.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Neviem o žiadnej, ktoré sa," povedala Alice veľmi zdvorilo, pocit, docela rád sa dostali do rozhovoru.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Nevím o žádné, které se," řekla Alice velmi zdvořile, pocit, docela rád se dostali do rozhovoru.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Tôi không biết của bất kỳ mà làm", Alice nói rất lịch sự, cảm thấy khá hài lòng đã có một cuộc hội thoại.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Аз не знам на всеки, които не," каза Алиса много учтиво, се чувстват доста доволен да влезе в разговор.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Я не знаю жодного, що робити," Аліса дуже ввічливо сказав, відчуваючи дуже раді потрапили в розмові.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."Я не знаю ни одного, что делать," Алиса очень вежливо сказал, чувствуя очень рады попали в разговоре.
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."אני לא יודע כל כך לעשות," אמרה אליס בנימוס רב, והייתי מרוצה מאוד
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var."أنا لا أعرف أي أن تفعل ، وقال اليس جدا بأدب ، والشعور سعداء جدا ل
'Ben herhangi bilmiyorum,' Alice oldukça mutluluk hissi, çok kibarca söyledi bir konuşma var.会話に持っている。 "あなたは多くを知らない"公爵夫人は言った。
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası; "ateist de, bilinemezcinin kaba hâlidir"."Agnostik," odsekl Aveling, "je jen ohleduplný ateista, a ateista je jen agresivní agnostik."
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası; "ateist de, bilinemezcinin kaba hâlidir"."Agnostik" odsekol Aveling, "je len ohľaduplný ateista a ateista je len agresívny agnostik."
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası; "ateist de, bilinemezcinin kaba hâlidir"."Miért hívják magukat ateistának?"
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası; "ateist de, bilinemezcinin kaba hâlidir"."Агностик, — відповів Евелінг, — це просто пристойний атеїст, і атеїст — це просто агностик агресивний."
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası; "ateist de, bilinemezcinin kaba hâlidir"."Агностик, — ответил Эвелинг, — это попросту приличный атеист, а атеист — это попросту агрессивный агностик".
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası;에이블링이 항변하기를 "불가지론은 무신론을 점잖게 표현한 것이고
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası;"אגנוסטיקן," החזיר אוולינג, "הוא רק שם מכובד לאתאיסט,
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası;"لست أعلم" رد أفلينج، " ببساطة ملحد ولكنه أكثر إعتباراً،
"Bilinemezci", dedi Aveling, "ateistin kibarcası;そして『無神論』は 単に『不可知論』を攻撃的に言い換えたものだ」
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Bem, sabe, eu orei no outro dia," se ignora isso educadamente.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Hát tudod, a múltkor imádkoztam", akkor udvariasan figyelmen kívül hagyod.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Jag bad härom dagen", och du artigt ignorerar det.