Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.Ze zijn erg beleefd en nogal terughoudend.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.Они очень вежливы и сближаются очень медленно.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.Те са много учтиви и не се сближават толкова бързо.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.הם מאוד מנומסים והם לא נפתחים כל כך מהר.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.إنهم مهذبون للغاية ولا يقدمون بسرعة على طلب المساعدة.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.その日はジュリアスが初めて ナイロビに来た日だと後ほど判明しました
Çok kibarsınız. (Alkışlar)Jste moc milí.
Çok kibarsınız. (Alkışlar)[מחיאות כפיים]
Çok kibarsınız.Bạn thật tuyệt.
Çok kibarsınız.Jullie zijn zeer vriendelijk.
Çok kibarsınız.Nagyon kedves Önöktől.
Çok kibarsınız.São muito gentis.
Çok kibarsınız.Siete molto gentili.
Çok kibarsınız.Son muy amables.
Çok kibarsınız.Vous êtes très aimable.
Çok kibarsınız.Είσαστε πολύ ευγενικοί.
Çok kibarsınız.Вие сте много мили.
Çok şıktılar. Kibar davrandılar.Kiöltöztek, és nagyon édesek voltak.
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Cei mai politicoşi au spus:
Daha kibar olanlar şunu söylediler:De beleefden onder hen zeiden:
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Die etwas Höflicheren sagten:
Daha kibar olanlar şunu söylediler:I più diplomatici dicevano,
Daha kibar olanlar şunu söylediler:좀 더 정중한 사람들은 "인도인들은
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Les plus polis on dit : " Eh bien, vous voyez,
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Los más educados decían:
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Một người lịch sự hơn nói, "Anh biết đấy, người Ấn độ
Daha kibar olanlar şunu söylediler:Более вежливые говорили:
Daha kibar olanlar şunu söylediler:המנונסים יותר אמרו, "טוב, אתם יודעים, הודים
Daha kibar olanlar şunu söylediler:أما المدراء الأكثر تهذيباً فقالوا، "كما تعلمون، الهنود
Daha kibar olanlar şunu söylediler:会計は得意だけど 創造性は欠けているようだね」
Doug'la da kibar, başarılı ve sadık biri olduğu için nişanlamıştı.Se comprometió con Doug porque él era decente y exitoso... ...y entendía la belleza del compromiso.
Doug'la da kibar, başarılı ve sadık biri olduğu için nişanlamıştı.Ze is verloofd met Doug omdat hij eerlijk en... succesvol is en het mooie van een verbintenis zag.
Doug'la da kibar, başarılı ve sadık biri olduğu için nişanlamıştı.خطبت لـ دوغ لأنه كان لطيفاً و ناجحا و يفهم جمال الالتزام
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Imaginați-vă, pe când agit sticla de ketchup, vine cineva și atinge fundul sticlei.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Imaginem que, enquanto agito o frasco de ketchup, alguém se aproxima de mim e lhe dá umas pancadas na base.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Imaginen si mientras agito la botella de ketchup, alguien se acerca muy amablemente y la golpetea.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Immaginate, mentre agito la bottiglia di ketchup, appare qualcuno che gentilmente dà qualche colpetto per me.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.제가 케첩 병을 흔들고 있는데 어떤 사람이 제 등 뒤로 다가와 저를 친다고 상상해봅시다.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Powiedzmy, że gdy trzęsę butelką keczupu, ktoś uprzejmie podchodzi i puka ją w denko.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Predstavte si, že ako trepem tou fľašou, niekto ochotne pristúpi a poklepe mi na dno fľaše.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Představte si, že jak tak třepu onou lahví s kečupem, tak někdo ochotně přistoupí a poklepe mi na dno lahve.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Φανταστείτε, ενώ κουνάω την κέτσαπ, κάποιος πολύ ευγενικά έρχεται και χτυπάει τον πάτο του μπουκαλιού.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Представете си, че докато разклащам бутилката с кетчуп, някой идва близо до мен и ме потупва по гърба.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Представьте, когда я трясу бутылку кетчупа, кто-то очень добрый подходит ко мне и стучит ею по спине.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.Уявіть собі, як я трясу пляшку кетчупу, хтось дуже по-доброму до мене підходить і стукає мене в спину.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.נדמיין שבעודי מנער את בקבוק הקטשופ, מישהו בא וטופח עליו מאחור כדי לעזור לי.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.تخيل، بينما أنا بصدد هزّ زجاجة الكاتشب، يأتي شخص ويقوم بكلّ لطف بمساعدتي بضرب الزجاجة من فوق.
Düşünün ki bu ketçap şişesini sallarken, biri yanıma gelip kibarca şişenin arkasına vuruyor.だれかが親切にもケチャップを叩いてくれたとしましょう この外部からの干渉は 感覚からの入力に
Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Ich danke Ihnen sehr, Miss Agda. Eine Promotionsfeier.. .
Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Ich danke Ihnen sehr, Miss Agda. Eine Promotionsfeier.. .
Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Merci.
Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Se olisi ystävällistä. Kiitos, kiltti Agda-neiti. Riemutohtori!
Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Tack, snälla fröken Agda. Jubeldoktor! Fy fan så dumt.
Evet, lütfen. Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Da, te rog, dacã eºti aºa de amabilã.
Evet, lütfen. Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Sí por favor, si fuera tan amable.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.Ale očividne to bol veľmi milý pes a vždy nechal spať mačku v psej posteli.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.Dar se pare că a fost un câine foarte drăguţ şi lăsa mereu pisica să doarmă în patul său.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.Dia anjing yang sangat baik selalu membiarkan kucing tidur di tempatnya.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.Er war ganz klar ein sehr lieber Hund, denn er ließ die Katz immer in seinem Hundekörbchen schlafen.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.Hij was blijkbaar een zeer lieve hond en hij liet de kat altijd in het hondenbedje slapen.