Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Met het mes op tafel.
Ama kibiri yüzünden Cennetten kovuldu.Als gevolg daarvan werd hij weggestuurd van het paradijs.
Her zaman esprili ve kibardır.Hij was altijd erg vrolijk en beleefd.
1 kibibayt = 210 bayt = 1024 bayt'tır.Een kibibyte staat gelijk aan: 210 of 10241 = 1.024 bytes.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Steppen brand, Waterverf op papier, 1848.
Kibirli birine dönmüştü.Het werd een erebaan.
Kibar bir vücut yapısı ve yukarıya yönelik bir ağzı vardır.De soort heeft een hoge lichaamsbouw en een bovenstandige bek.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.De film is gebaseerd op de gelijknamige roman van Honoré de Balzac uit 1831.
KSKY: DYS'nin kibar biçimdir.Reeves is dyslectisch.
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.Hij is doorgaans onhandig en houdt niet van vechten.
İsveçli bilim adamı Gustaf Erik Pasch kibriti icat etti.1844 - De Zweedse chemicus Gustaf Erik Pasch vindt de lucifer uit.
Çartizmin başarısızlığına sebep olarak, O'Connor'ın kibri ve bencilliği gösterilmektedir.Na deze teleurstellende prestatie werd het stil rond O'Shaughnessy.
On altı yaşındayken bir kibrit fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı.Op zestienjarige leeftijd begon hij in een fabriek te werken.
Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir.De ene keer gebeurt dit met dik aangezette contouren, een volgende keer fijn aangezet.
Kendini şöyle nitelendirir: Çirkin, kaba, kibarlıktan hiç hoşlanmayan bir öğrenciydim.Hij wordt vooral omschreven als een plat, onbeschoft, onbeleefd en ongemanierd persoon.
Kibutz üyeleri yüksek ölçüde siyasî ve sosyâl motivasyona sahiptir.De Chibcha-indianen bereikten een hoge graad van economische en politieke ontwikkeling.
Bir kibriti tutuşturmak için kibrit, kibrit kutusunda yer alan bu bölgeye sürtülür.In deze ruimte is ook een gewelf geplaatst waarop de vuurplaats van de haard rust.
Döbling kibar bir semtidir.De gesteltakken zijn witviltig behaard.
Zengin ve kibirli bir kızdır.Ze is een rijk en verwaand.
15 yaşındayken evden ayrılıp bir kibutzda yaşamaya başladı.Op zijn vijftiende verliet hij zijn huis om werk te zoeken.
Sanırım o kibardır.Ik vind haar vriendelijk.
Daha kibar olmayı denemelisin.Je moet proberen beleefder te zijn.
Onlara karşı çok kibardı.Hij was heel beleefd tegen hen.
Ona karşı çok kibardı.Hij was heel beleefd tegen haar.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik van nu af aan aardig tegen je zal zijn.
Jamal her zaman bana karşı çok kibardır.Jamal is altijd zo lief tegen mij.
Mumu sönmüştür, mum yakacak kibriti kalmamıştır; Rodolfo'ya mumunu yakmak için gelmiştir.Jej świeca gaśnie, nie mając zapałek prosi Rodolfo o pomoc.
Diğer kız kardeşi ise İsrail'de bir kibbutz'de yaşamaktadır.Pia żyje w izraelskim kibucu.
Kendisine kibir, gurur vermezdi.Nie dążył ani do sławy ani do zaszczytów.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Karty dziadka leżące na stole.
Tam sırada Michele piposunu içmek için bir kibrit yakar.Podczas kolacji Sheldon prosi o zapałkę, by zapalić papierosa.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Opuszczając miejsce zbrodni zapalił papierosa i rzucił zapalona zapałkę.
Plağın arka yüzünde yine bir Kibar-Talu eseri "Sevda Olmasa" bulunuyordu.Na jej gładkiej krawędzi umieszczono napis „LIEBEN OHNE ZU BESITZEN” (kochać nie posiadając).
İlk defa Moliere'in Kibarlık Budalası ile sahneye çıktı.To tutaj po raz pierwszy zainscenizowano sztukę Moliera Les Fâcheux.
Müzikle olan profesyonel serüvenine Melih Kibar ile başladı.Jej przygoda z profesjonalną muzyką zaczęła się od przypadku.
Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir.Bohaterami tej animacji są zapałki i pudełka od zapałek.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Spód ciała jest nieco bardziej brudnobiały.
Kyosuke çok kibar bir genç ve iyi aile çocuğu örneğidir.Kyohei nie jest typem grzecznego i subtelnego młodzieńca.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.Ferragus – powieść Honoriusza Balzaka z 1833.
Kibritçi Kız, IMDBKatarzyna Figura, IMDb .
Yoqtır Seni kibik, Ad.., uludır Sen, da uludır adıñnı kudretiñ.Dąbie, Dąbie Kujawskie, Dąbie Poduchowne
Kibele (orkestra için), 1989.Komu gra ta orkiestra (1997) 18.
15 yaşındayken evden ayrılıp bir kibutzda yaşamaya başladı.W wieku 15 lat uciekł z domu i rozpoczął wędrówkę po świecie.
Film bir anlamda kibar hırsız Arsène Lupin öyküsüdür.Wyidealizowanym przykładem znanym z literatury jest wizytówka Arsène Lupina.
Kibritin var mı?Czy masz zapałkę?
Kibritin var mı?Masz zapałkę?
15 yaşında, Ben Şemen Tarım Okuluna geçti ve Geva Kibbutz’unda birçok yıl yaşadı .Vid 15 års ålder gick han över till Ben Shemen lantbruksskola och bodde på Kibbutz Geva flera år.
Asım Kibar (d.(Det var snällt av er.)
Ancak Gandalf’ın aksine Saruman kibirlidir.Gandalf var, till skillnad från Saruman, inte stolt.
Çok kibar ve naziktir.Hövlig och vänlig.
Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı.Pommes allumettes – tändstickor.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skönhet gjorde dig högmodig, och du förödde din vishet och storhet.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Klänning i brun silkessammet med turnyr, 1880-tal.
Bugün Vulcan adı verilen kibrit fabrikaları dünyadaki en büyük kibrit üretim merkezidir.Idag är Swedish Match anläggning i Tidaholm världens modernaste tändsticksfabrik.
Bir görüşe göre Kibele adlı Anadolu tanrıçasının Türk kültüründeki adıdır.Anahita härstammar från namnet på en iransk gudinna.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward beskrivs av Bella som mycket vacker och tilldragande, men mystisk.
Steen az sayıda otoportre de çizdi ancak bunlarda hiçbir zaman gururlu veya kibili bir tavrı olmadı.Challe utförde ett stort antal väggmålningar men vann aldrig stor ryktbarhet.
Peres, Alumot Kibbutz’unun yapımcılarından biriydi.Han var också en av grundarna av Kibbutz Alumot.
Kibyra 2002, in: 21. Araştırma Sonuçları Toplantısı (Ankara 2004) I 229-234.Rapporter från Arkeologikonsult 2008:2179.