kib ile cümle
kib kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Ve Julius'la geçen hafta Kibera'da yaşarken tanıştım.And I met Julius the last week that I was living in Kibera.
Çok kibarlar ve o kadar hızlı hareket etmezler.They're very polite and they don't get so forward so quickly.
Bu Richard Muthama Peter, ve Kibera'da gezgin bir sokak fotoğrafçısı.This is Richard Muthama Peter, and he is an itinerant street photographer in Kibera.
Fakat çok kibar bir köpekti ve kedinin her zaman kendi yerine uyumasına izin verirdi.But apparently he was a very nice dog and he always let the cat sleep in the dog bed.
Böyle kibirli adamlardan hiç hoşlanmıyorumHow rude of him.
Kibritci Kız ve Küçük Deniz Kızı hikayeleriyle büyümüş."The Matchstick Girl" and "The Little Mermaid."
Lütfen biraz kibar ol... Ahh!Please be gentle...
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTlO Thou hast most kindly hit it.
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin,JULlET Conceit, more rich in matter than in words,
Yerde terör ile birlikte ölüm ve gece korkunç bir kibir,The horrible conceit of death and night, Together with the terror of the place,--
PARIS Bu o banish'd kibirli MontaguePARlS This is that banish'd haughty Montague
Ve çok fazla zihin, çok fazla kibir.Then too much mind, too much pride.
Bence , değil çok kibar ve anlayışlı biriNot really, I think he can is very gentle and considerate
Neden bugün benimle böyle bu kadar kibar konuşuyorsun? Böyle yapmamalısın.Why are you so kind-hearted today?
Max, bu fotoğrafı kibarca bana bağışladı.Max has kindly donated his photograph to me.
Teknolojinin dönüşümsel gücünün bir örneği de Kibera'da.One illustration of the transformational power of technology is in Kibera.
Kibera Afrika'nın en büyük fakir semtlerinden biri.Kibera is one of Africa's largest slums.
Kibera, insan yerleşiminden yoksun yeşil bir ulusal park olarak gösteriliyor.Kibera is represented as a lush, green national park devoid of human settlement.
Kibera'da yaşayan topluluk içerisinde basit avuçiçi cihazlara,Young people living in Kibera in their community, with simple handheld devices,
Ve Profesör Cilliers oldukça kibardı ve bunu etraflıca izah etti.And Professor Cilliers was very kind and talked me through it.
Açgözlü ve sinirli olmaya, ya da sevgi dolu ve kibar olmaya.Be towards greed and anger or be it towards love and kindness.
Sessizce "Kibar ol" diyordu.Silently begs me: Be Nice!
Bir çatlak oluştu kibarlık zırhımda.In my diplomacy-dike.
Ama kibarlık zırhım iyice çatırdamaya başladı,But my diplomacy dike groans
Evet, lütfen. Eğer bu kadar kibar olacaksanız.Yes, please, if you will be so extremely kind.
Siz dört kardeşin hangisi en az kibirli bilmiyorum, ama sanırım bu Isak.I don't know which of you four brothers is the least conceited, but I think it's Isak.
Ne kadar kibarsınız.How kind ofyou.
Hikayelerim gayet iyiydi, ve kibarlıktan güldüklerini pek sanmıyorum.My stories were quite a success, and I don't think they laughed merely out of courtesy.
İşte bu yüzden Pleo yumuşak, kibar, ve sevecen.That's why Pleo's soft and gentle and loving.
Kibir mi bu gördüğüm, bir hafta içinde top 50'ye girebildiğin için?Is this arrogance I see because you got into the top fifty within a week?
Gök bilimcinin, hürmetkar kibirli olduğunu söylerler.It's been said that astronomy's a humbling and character-building experience.
Yıkanıp yıkanmadığınızı sormayacak kadar kibarım.I'm not going to ask if you had a shower, because I'm too polite.
Ukalalıktan çok kibarlığa ve şefkate ihtiyacımız var.More than cleverness, we need kindness and gentleness.
O da bana baktı ve elimi kibarca tutarak,And he looked at me, held my hand in a very gentle fashion and says
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Well, there are social skills: making friends, solving conflicts, being pleasant and polite.
Tanıyabileceğiniz en kibar insanlardan birisi.He's one of the nicest human beings you've ever met.
Benim modelime kaynak sağlamak konusunda çok kibardılar.And they are very kind, affording my model.
O gerçekten bir sivil sadece bu ama gerçekten çok kibar ve yardımsever bir şekilde.He really did this in not only a civil but a really kind and charitable way.
O çok kibar.He is very polite.
Bütün kibarlığım ve nezaketim benden çalındı.I've had all my politeness stolen.
Bu kibarcasıyla şu an gündemde değil.That's, to put it mildly, not what's on the table now.
"Ben bir şey biliyorum, sizi temin ederim bu, "diye oldukça kibar dedi."I can assure you that I know nothing of this," he said, quite politely.
O iyi, kibar bir kızdır.She's a good, gentle girl.
Ve bu rapor da başkan Kibaki'nin boynuna dolanmış ölü bir albatros'a dönüşüverdi.Daniel arap Moi, so this report then became a dead albatross around President Kibaki's neck.
Ölümlere, kibirlere rağmen kadınların toplum içinde sayılmadığını gösteriyor.All of this to say, that despite the horror, and despite the death, women are never really counted.
Kibritin var mı? Benimkini bulamıyorum da. Var.Got a match?
Kibriti atsana. Sessiz olun! Kalk dedim sana.Mum, give me the matches
Diğer bir yandan, eğer bir kibrit çakarsanız tüm gezegen havaya uçar.On the other hand, if you light a match the whole planet will blow up.
Robert Moog cömert ve kibar biriydi. Aynı zamanda inanılmaz yetenkli bir mühendisti.Robert Moog was a generous, kind person, extraordinarily competent engineer.
O zaman ben Kıbrıs'taydım, küçüktüm, 10 yaşındaydım.At that time I was young, 10 years old.
Kibarca sorduğunuz için.. ama ayakkabıyı bana geri vermelisiniz.Since you asked nicely... ...but you MUST return the shoe to me.
Tabiki,kibarca Ben sözlerini tutan bir adamım.Of course, very well. I'm a person who keeps his promises.
Şu anda tam burada, Kibera'da gerçekleşen çok güzel şeyler var.There are so many good things which are happening right here in Kibera.
Kibera, yenilikler ve fikirler için bir fırsat yuvasıdır.Kibera is a hotbed of innovation and ideas.
Size bir mum, birkaç raptiye ve birkaç kibrit veriyorum.I give you a candle, some thumbtacks and some matches. And I say to you,
Kibar olun.Be polite.
Öyle mi? "öyle miymiş?" Bak hele bu çocuk nasıl da kibar konuşuyor!So it is true that you live under one roof. Hyung. Oh.
Neden bugün benimle böyle bu kadar kibar konuşuyorsun?Why are you so kind-hearted today?
Bütün masaları boşaltarak üçünüz de kibirli bir şekilde oturdunuz.The excessiveness of booking all the tables for just the three of you.
Anlıyorum. Kibarca söylüyorum, bırak beni!I got it, so let go when I ask nicely.