Ana içeriğe geç
Sözlük

kib ile cümle

kib kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Perde düştükçe, Gorgibus ve kibarlar hile yapmaktan utanıyorlar.As the curtain falls, Gorgibus and les précieuses are ashamed at having fallen for the trick.
1960 yılında General Foods Corporation, Kibon ve Kibon'un ortak girişimin payını satın aldı.In 1960, the General Foods Corporation bought Kibon and Kibon's share of the joint venture.
Çok kibar bir miniperidir.It's a nice miniature.
İsveçli bilim adamı Gustaf Erik Pasch kibriti icat etti.Swedish chemistry professor Gustaf Erik Pasch invents the safety match.
1953'ün sonunda Ben Gurion, Negev'deki Sde Boker isimli kibbutzda emekliye ayrıldı.At the end of 1953, Ben-Gurion retired to Kibbutz Sde Boker in the Negev.
Onların bulunumu 1970lerde teorik fizikçi Tom Kibble tarafından düşünülmüştür.Their existence was first contemplated by the theoretical physicist Tom Kibble in the 1970s.
15 yaşında, Ben Şemen Tarım Okuluna geçti ve Geva Kibbutz’unda birçok yıl yaşadı .At 15, he transferred to Ben Shemen agricultural school and lived on Kibbutz Geva for several years.
Jimmy Kibaki, bir politikacı olarak babasının siyasi mirasçısı olması muhtemeldir.Jimmy Kibaki did have, so far unsuccessful, designs to be his father's political heir.
Estes model roket motorları bir tür elektrikli kibritle ateşlenir.Estes model rocket motors are lit by a type of electric match.
Winona Ryder rolü Elsa van Helsing, Victor'ın kibar yan komşusu ve sınıf arkadaşlarından birisi.Winona Ryder as Elsa van Helsing, a kind next-door neighbor, and one of Victor's classmates.
Kibris Gazetesi.Star Kibris Gazetesi.
Odysseus’un en büyük kusuru ise kibirli ve gururlu olmasıdır.The most evident flaw that Odysseus sports is that of his arrogance and his pride, or hubris.
Roketlerden biri Saad Kibbutz’unu vurdu.One of the rockets landed in Kibbutz Saad.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar.The scientist gave a superior smile before replying, "What is the tortoise standing on?"
İlk kibbutz olan Deganya Alef, 1909'da Rus sosyalistler tarafından kuruldu.The first Kibbutz, Degania, was founded by nine Russian socialists in 1909.
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.He is arrogant and snobbish, and the heir to a Pittsburgh steel fortune.
Kibar olmak için ziyafete katılanlar et parçalarını koparıp yanındaki kişiye verirler.For politeness, participants in the feast tear pieces of meat to hand to the person next to them.
Kibirli birine dönmüştü.He returned a changed man.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.He is so sensible, so kind, and so good, and so amiable too.
Kızın kibiri ve babanın hovardalığı Anne'i trajik sona doğru sürükler.The combination of the daughter's disdain and the father's rakishness drives Anne to a tragic end.
Her zaman esprili ve kibardır.He always seems to be very calm and polite.
Çok kibar ve naziktir.Is kind and courteous.
Edi Gathegi, Laurent: James'in klanının en kibar üyesi.Edi Gathegi as Laurent Da Revin, the most civilized member of James' coven.
İşlediği vahşi cinayetlere rağmen eğitimli, yakışıklı ve kibar bir genç adam olarak tanımlanır.Notwithstanding his mad notions, we consider him an honest and benevolent man.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Falsehood, flattery, perjury and false swearing are also forbidden.
Diğer kız kardeşi ise İsrail'de bir kibbutz'de yaşamaktadır.Then came a stint on a kibbutz in Israel.
1 kibibayt = 210 bayt = 1024 bayt'tır.Thus the kibibyte, symbol KiB, represents 210 = 1024 bytes.
KSKY: DYS'nin kibar biçimdir.Lo Scout è cortese.
Bu süre içinde Rıza Erekli ve Melih Kibar gibi isimlerle çalıştı.In the mean time, Alvord and Stiles would maintain their guise as honorable deputies.
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.He is generally polite, if a bit effete, and hates bugs.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.I have been sentenced to death and am smoking a final cigarette.
Sırplar açık yaklaşma ve net şekilde doğrudan cepheden saldırının kibri içindeydiler."The Norwegians have forestalled us and are first at the Pole."
Otostopla Alaska'ya ve daha sonra Avrupa'ya gitti ve İsrailli bir kibbutzda çalışmaya başladı.He later backpacked through Europe, and worked on an Israeli kibbutz.
Kibutz, ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar.Kibbutz Samar is primarily engaged in growing and exporting organic dates.
İsrail tarımının temel birimini kibbutzlar teşkil eder.Owned by Israeli businessman Idan Ofer.
Elizabeth, Darcy’ye onu kibirli ve nahoş bulduğunu söyler.Elizabeth realizes that she had judged Darcy too harshly and is humbled.
Amos Kibitok, 4 Nisan 1994), Kenya asıllı Türk atlet.Aras Kaya (born Amos Kibitok on 4 April 1994) is a Kenyan athlete representing Turkey.
Kibarlar belki bu tondan inciniyorlar ama bu akım, bu hakaret rayına oturmuştur..."But thing this will melt in water NEG 'But this thing will melt in water, right?'
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Worn Out, pencil on watercolour paper, 1882.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.My dad was kind and loving before he had Alzheimer's, and he's kind and loving now.
İlginç karakterler, bildik sağduyulu kibar insanlardan çıkmıyor.Nice people with common sense do not make interesting characters.
Ve, Pakistan'da beni ağırlayanlar "Bakın, bize karşı kibar olmayın.And my hosts in Pakistan said, "Look, don't be too polite to us.
Kibirim ve egom yüzündendi...It was my pride, it was my ego...
Henüz değil. Kibar ol!You the motherfucker who likes to steal shit from the government!
"Bir garip kulu," diye yerine kibirle, onun yastık söyledi."You are a strange servant," she said from her pillows, rather haughtily.
"Hindistan'da farklı" Mistress Mary kibirle söyledi."It is different in India," said Mistress Mary disdainfully.
Biraz şekerleme alacağım ve kibrit.I'll take some sweets and matches.
Gençliğimin kibiriyle her şeyi bildiğimi düşünüyordum.You see, in the hubris of my youth, I thought I had her all figured out.
Hala seninle kibarca konuşuyorken çık dışarı.<br />Çabuk, çık dışarı!Come out when I speak nicely. ! Come out quickly!
O çok kibar onun sargılı baş eğdi onu açıklama kabul.He bowed his bandaged head quite politely in acknowledgment of her explanation.
Kendinize sadece şu soruyu sormak isteyebilirsiniz: "Bu, sadece birazcık kibirlilik olabilir mi?"The only question you might want to ask yourself is, could that be just mildly arrogant?
Kibar davrandılar.They acted sweet.
Burası Kibera, Kenya, Afrika'nın en büyük kenar mahallelerinden.This is Kibera, Kenya, one of the largest slums of Africa.
Şimdi Kibera'ya baktığınızda, onlar da size bakıyor.When you look at Kibera now, they look back.
Kibera'da her sene daha çok çatıyı kaplıyoruz.In Kibera, each year we cover more roofs.
Ülkemizin hasımları kibirlidir.The enemy of our State is arrogant.
Tam da öğrencilerime uzak durmalarını söylediğim kibirli tiplerden!He's the kind of arrogant guy I always warn my students about.
Kibirli ama doğru yolda.Arrogant, but loyal.
Ama kibar olmamdan nefret ediyorsun.But you hate it when I'm polite.
Evrimin nihai ürünü olduğumuzu düşünmek sanırım çok kibirlice olurdu.I think it's very haughty of us to think that we're the end product of evolution.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod