Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
İngilizce birçok kişi tarafından kullanılmaktadır.English is used by many people.
İngilizcede hiç kimse ona aşık atamaz.No one can match him in English.
İngilizce yazıldığı için bu kitabı okumam kolay.Written in English, this book is easy for me to read.
İngilizce yazılmış kitaplar okumalısın.You should read books written in English.
İngilizce yazılmış bir kitabınız var mı?Do you have a book written in English?
Film öyle acıklı idi ki herkes ağladı.The movie was so sad that everybody cried.
Gösteri o kadar sıkıcıydı ki Ann ve ben uykuya daldık.The show was so boring that Ann and I fell asleep.
Bir filmin herhangi bir kitaptan daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think a movie is more entertaining than any book.
Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.The movie was so dull that the audience left one by one.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Şoförler kaza için kimin suçlanacağını tartışmaya başladı.The drivers began arguing about who was to blame for the accident.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Ne yazık ki telefon bozuk.Unfortunately the telephone was out of order.
Neyse ki, seni konuşturdum.Fortunately, I've got you to talk to.
Korkarım ki yağmur yağacak.I'm afraid it's going to rain.
Yağmur yağdığı için çok az sayıda kişi deniz kenarındaydı.Few were at the seaside because it was raining.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
Benim çekmecenin kilidi kurcalanmış ve benim evraklardan bazıları eksik.The lock on my drawer had been tampered with and some of my papers were missing.
Çekmeceyi kilitlemeyi unuttum.I forgot to lock the drawer.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
Bir köpek ve iki kişi atlıyor.One dog and two people are jumping.
En yakın kilise nerede bana söyleyebilir misin?Can you tell me where the nearest church is?
En yakın kilise nerede?Where's the nearest church?
Ben bir hafta için en ucuz arabanızı kiralamak istiyorum.I'd like to rent your most inexpensive car for a week.
Ben bir akşamda bütün kitabı okudum.I read the whole book in one evening.
Kimse bir yılda israf ettiğimiz paranın miktarını belirleyemez.No one can determine the amount of money we waste in a year.
Bir günde 60 kilometre yürümek zordur.It is difficult to walk 60 kilometers a day.
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir seferde dışarıya kaç kitap çıkarabilirim?How many books can I take out at one time?
Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?Whoever told you such a ridiculous story?
Bir adam bana geldi ve bir kibrit istedi.A man came up to me and asked for a match.
Kendi kendine bir kimono giyebilir misin?Can you put on a kimono by yourself?
Giriş ücreti bir kişi için 10 dolardır.The admission is ten dollars a person.
Kişisel nedenlerden dolayı.For personal reasons.
Kişisel nedenlerle.For personal reasons.
Ben bir kitap için 40 doları göze alamam!I can't afford $40 for one book!
İlk bakışta, o nazik ve kibar görünüyordu.At first sight, he seemed kind and gentle.
Doktorlar hasta ya da yaralı kişiye yardım etmeli.Doctors should help the sick or injured person.
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
Kitap sade bir İngilizce ile yazıldığında senin tarafından bile okunabilir.Written in plain English, the book can be read even by you.
Hiç kimse seni iradene karşı bir şey yapman için zorlayamaz.No one can force you to do anything against your will.
Komite buluştu ve göreve kimin atanacağını görüştü.The committee met and discussed whom to appoint to the post.
Daha önce hiç kimse buz satmayı düşünmemişti.No one had ever thought of selling ice before.
Önceden evimin arkasında büyük bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree at the back of my house.
Burada bir kilise vardı.There used to be a church here.
Bu kitabı okumak şaşırtıcı biçimde kolay, değil mi?This book is surprisingly easy to read, isn't it?
Karanlık bir yerde kitap okumayın.Don't read books in a dark place.
Bu kitabı ucuz olduğu için değil fakat yararlı olduğu için almanı istiyorum.I want to buy this book not because it is cheap, but because it is useful.
Kötü kitaplar sana zarar verecek.Bad books will do you harm.
Mümkün olduğu kadar çok kitap okumalıyız.We should read as many books as possible.
Planımızdan kimseye bahsetme.Don't mention our plan to anybody.
Hiç kimse bizim köpekleri niçin sevdiğimizin gerçek nedenini bilmiyor.No one knows the real reason why we love dogs.
Üçümüz dışında hiç kimse gerçek hikayeyi bilmiyordu.No one ever knew the true story except the three of us.
Kiralık bir ev arıyorum.I am looking for a house to rent.
Ellerimi oldukça kirlettim.I got my hands quite dirty.
Üç kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for three.