Eğitimin amacı servet veya statü değil ama kişisel gelişim.The goal of education is not wealth or status, but personal development.
Kişisel bir bilgisayarı nasıl kullanacağınızı biliyor musunuz?Do you know how to use a personal computer?
Kişisel eşyalarımı otobüste bırakabilir miyim?May I leave my belongings on the bus?
Kişisel nedenlerden dolayı.For personal reasons.
Kişisel nedenlerle.For personal reasons.
Bob Jane'e onun kişisel işlerine karışmamasını söyledi.Bob told Jane not to interfere in his personal affairs.
Kişisel bilgisayarımı kırdım.I broke the personal computer.
Kişisel bilgisayarlar çok faydalıdırlar.Personal computers are of great use.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
O benim kişisel kullanımım için.It's for my personal use.
Sisteme karşı kişisel bir düşmanlığım yok.I have no personal hostility to the system.
John kişisel olarak ticarete başladı.John began trade personally.
Bütün bunlar kişisel eşyalarınız mı?Are these all your belongings?
Kişisel bilgisayarın benimki ile aynı.Your personal computer is identical with mine.
500.000 yenlik bir kişisel vergi muafiyetin var.You have a personal tax exemption of 500,000 yen.
Kişisel bilgiyi vermemek bizim prensibimizdir.It is our policy not to give out personal information.
İnsanların kişisel bilgilerini almak ve satmak önemli bir sorun oluyor.The buying and selling of peoples' personal information is becoming a big issue.
Size kişisel bir soru sorabilir miyim?Might I ask you a personal question?
Kişisel sorular sormamalısın.You shouldn't ask personal questions.
Onu kişisel olarak almayın.Don't take it personally.
Daha sonra kralların kişisel muhafızlarına uydular deniyordu.Later the personal guards of kings were called satellites.
İşini kişisel işlerin ile karıştırmaman gerekir.You should not confuse business with personal affairs.
Dün yeni bir kişisel bilgisayar satın aldım.I bought a new personal computer yesterday.
Benim kişisel işlerime burnunu sokma.Don't stick your nose into my personal affairs.
Kişisel olarak, bundan hoşlandım.Personally, I liked this one.
Konuyla ilgili kişisel görüşüm istendi.I was asked for my personal opinion about the matter.
Ben kişisel bir bilgisayar istiyorum.I want a personal computer.
Kişisel bilgisayarımı tamir ettirdim.I had my personal computer repaired.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Sana benim kişisel görüşümü vereyim.Let me give you my personal opinion.
Kadınlar kişisel ilişkileri sürdürmek için konuşmayı kullanırlar.Women use talking to maintain personal relationships.
Yeni bir kişisel bilgisayar almak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to buy a new personal computer.
Onların hepsi benim kişisel eşyalarım.They are all my personal belongings.
Geç kalması kişisel özelliğidir.It's characteristic of him to be late.
Kişisel nedenlerden dolayı şirketten ayrıldı.He left the company on account of personal reasons.
O, onunla kişisel olarak ilgilendi.She gave it her personal attention.
Onun kişisel bir konuşma tarzı vardı.She had an individual style of speaking.
O kişisel görünüşünü çok umursar.She cares a lot about her personal appearance.
Kızına bir kişisel bilgisayar aldı.She got her daughter a personal computer.
Bunun hepsi benim kişisel kullanımım içindir.All this is for my personal use.
Bir kişisel çekle ödeme yapabilir miyim?Can I pay you with a personal check?
Kişisel olarak sizi ziyaret edeceğim.I'll personally visit you.
Kişisel hijyen çok önemlidir.Personal hygiene is very important.
Buradaki kişisel bilgisayar sistemi değiştiremediği için hiçbir şey yapılamaz.Because the personal computer here cannot change the system, nothing can be done.
Başkan konuyla ilgili kişisel görüşünü belirtti.The president stated his position on the issue.
Tüm kişisel eşyalarımı plastik bir torbaya koydum.I put all my belongings in a plastic bag.
Ona herhangi bir zarar gelirse, ben kişisel olarak seni sorumlu tutacağım.If any harm comes to her, I will hold you personally responsible.
Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışırSome people try to gain advantage by exploiting their personal contacts.
Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.Weight increase is the easiest method for personal development.
O, onun kişisel fikriydi.It was his personal opinion.
Böylesine kişisel bir soru sorduğum için lütfen beni affet.Please forgive me asking such a personal question.
O, onu kişisel bir çeki kabul etmesi için ikna edemedi.She couldn't convince him to accept a personal check.
Kişisel bilgisayarlar çok kullanışlıdır.Personal computers are very useful.
Tom Mary'ye birçok kişisel soru sordu.Tom asked Mary a lot of personal questions.
Kişisel bir şey değil.It's nothing personal.
Sanırım Tom çevrimiçi çok fazla kişisel bilgi paylaşıyor.I think Tom shares too much personal information online.
Seninle kişisel olarak hiç tanışmadım.I have never met you in person.
Ben kişisel nedenler için reddedildim.I declined for personal reasons.
Kişisel sebeplerden ötürü reddettim.I refused for personal reasons.
Portekiz kişisel kullanım için uyuşturucu bulundurmayı suç olmaktan çıkardı.Portugal has decriminalized drug possession for personal uses.