keyif ile cümle

keyif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Mutsuzluğumun sebebi muhtemelen yalnız olmaktan çok keyif alıyor olmam.My unhappiness probably is because I very much like to be alone.
Ders çalışmaktan keyif alıyor musun?Do you enjoy studying?
Tom da seyahat etmekten keyif aldı.Tom also enjoyed traveling.
Tom'la çalışmak keyiflidir.Tom is pleasant to work with.
Erkekler keyifsiz olduklarında alışveriş yapmazlar.Men don't shop when they feel down.
Kendini keyifsiz mi hissediyorsun?Do you feel seedy?
Bu çok keyifli bir kutlama.It's a very cheerful celebration.
Tom onu yapmaktan keyif alacak.Tom will enjoy doing it.
Bunu yaparken gerçekten keyif aldım.I really enjoyed doing that.
Tom Mary ile yürüyüşe çıkmaktan keyif alırdı.Tom enjoyed going for walks with Mary.
Ben çok keyifliyim.I am lots of fun.
O keyifli bir iş değildi.It wasn't a pleasant job.
Tom çevrede olmaktan keyifli.Tom is pleasant to be around.
Sana keyifli bir akşam diliyorum.I wish you a pleasant evening.
Burada keyif yaptım.I've enjoyed myself here.
Keyifsizlik duygunun işinle ilgili olduğunu düşünüyor musun?Do you think your feeling of malaise is related to your job?
O çok keyifli bir akşamdı.It was a very pleasant evening.
Bu akşam çok keyif aldım.I enjoyed the evening very much.
Bu romanı okumaktan çok keyif aldım.I have enjoyed reading this novel a lot.
Tom öğretmekten gerçekten keyif aldı.Tom really enjoyed teaching.
Orada yaşamaktan keyif aldım.I enjoyed living there.
Tom Boston'daki kalışından keyif aldı.Tom enjoyed his stay in Boston.
Onları dinlemekten keyif aldım.I enjoyed listening to them.
Aslında, biraz keyifsiz hissediyorum.Actually, I'm feeling a bit down.
Çok keyifli bir gün geçirdik.We've had a most delightful day.
Kendim de keyif almayı umuyorum.I hope to enjoy myself as well.
Bir üniversiteden çok keyif aldım.I've enjoyed a college a lot.
İnsanların keyifli olduklarını düşünüyorum.I think people are delighted.
Çok keyifli bir vakit geçirdim.I had a most enjoyable time.
Ondan keyif alıyorum.I've been enjoying it.
Çok keyif aldım.I've had a blast.
Tom beyzbol oynamaktan keyif aldı.Tom enjoyed playing baseball.
Burada çalışmaktan çok keyif alıyorum.I enjoy working here a lot.
Ondan keyif alırım.I enjoy that.
Boston'da vakit geçirmekten gerçekten keyif aldım.I really enjoyed my time in Boston.
Tom ve Mary beraber şarkı söylemekten keyif alırlar.Tom and Mary enjoy singing together.
Bence Tom bizimle şarkı söylemekten keyif aldı.I think Tom enjoyed singing with us.
Umarız burada kalırken keyif alırsınız.We hope you enjoy your stay here.
Umarız burada ondan keyif alırsınız.We hope you enjoy it here.
Bu geziden şimdiye kadar ne kadar keyif alıyorsun?How are you enjoying the trip so far?
Biz ondan gerçekten keyif aldık.We really enjoyed that.
Herkes Tom'un dans etmesini izlemekten keyif aldı.Everybody enjoyed watching Tom dance.
Fadıl başkalarının duygusal acılarından keyif alıyordu.Fadil enjoyed the emotional suffering of others.
Yararlılık keyif ile birleştirilmelidir.Usefulness must be combined with pleasantness.
Bundan çok fazla keyif alıyorum.I'm enjoying this so much.
Leyla uzun mutlu bir yaşamdan keyif aldı.Layla enjoyed a long happy life.
Leyla abartılı yaşam tarzından keyif alıyordu.Layla enjoyed her extravagant lifestyle.
Bu gerçekten yapmaktan keyif aldığım bir şey.This is something I really enjoy doing.
Futbol oynamaktan keyif alıyor musun?Do you like playing football?
Onu yapmaktan keyif alıyor musun?Do you enjoy doing that?
Bu kitap keyifli mi?Is this book enjoyable?
Sanırım burada ondan keyif alacaksınız.I think you're going to enjoy it here.
Sanırım onu yapmaktan keyif almazdım.I think I wouldn't enjoy doing that.
Bir adım geri at, neyin önemli olduğunu değerlendir ve hayattan keyif al.Take a step back, evaluate what is important, and enjoy life.
Tom, Mary'ye neden onu yapmaktan keyif aldığını sordu.Tom asked Mary why she enjoyed doing that.
Tom'un onu yapmaktan keyif alacağını sanmıyordum.I didn't think Tom would enjoy doing that.
Tom'un onu yapmaktan keyif alacağını düşünmedim.I didn't think Tom would enjoy doing that.
Sanırım onu yapmaktan keyif alacağım.I think I'll enjoy doing that.
Tom, Mary'ye onu yapmanın keyif aldığını söyledi.Tom told Mary that he enjoyed doing that.
Tom, Mary'nin onu yapmaktan keyif alacağını düşünüyordu.Tom thought Mary would enjoy doing that.

İlgili Sayfalar