keyif ile cümle
keyif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İşin püf noktası şuanki zamandan gerçekten keyif almak, sanki geçmişteymiş gibi.Το κόλπο είναι να απολαμβάνεις το παρόν σα να ήταν παρελθόν.
İşin püf noktası şuanki zamandan gerçekten keyif almak, sanki geçmişteymiş gibi.Фокус в том, что мы, действительно, наслаждаемся сейчас, как если бы это было в прошлом.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.Acum, jonglatul poate fi foarte amuzant, ne jucăm cu abilităţile, ne jucăm cu spaţiul, ne jucăm cu ritmul.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.Also, Jonglieren kann viel Spass machen, mit Können spielen, mit Raum spielen und mit Rhythmus.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.El malabarismo puede ser muy divertido, jugar con la habilidad, con el espacio y con el ritmo.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.Giochi con le abilità, con lo spazio, con il ritmo.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.기술과 공간과 리듬을 다루게 됩니다
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.Сега, жонглирането може да бъде много забавно, играеш с умение и играеш с пространство, играеш с ритъм.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.משחק עם מיומנות ומשחק עם המרחב, משחק עם קצב.
Jonglörlük çok keyifli olabilr. hünerle oynamak ve alanla oynamak, ritimle oynamak.ان تلعب بمهارة وبالمساحة المخصصة لك وان تتبع الايقاع.
Keyif, aile ve birliktelik bekliyorum.가족과 공동체를 기대하죠.
Keyif, aile ve birliktelik bekliyorum.la joie, la famille et la communauté.
Keyif, aile ve birliktelik bekliyorum.ולשמחה ולמשפחתיות וקהילתיות.
Keyif, aile ve birliktelik bekliyorum.والمتعة والأسرة والمجتمع.
Keyif, aile ve birliktelik bekliyorum.材料も自分で作りたいものです
Keyif al.Apreciem-nas.
Keyif al.Bucură-te de ea.
Keyif al.Ciesz się nimi.
Keyif al.Disfrútalas.
Keyif al.Élvezd!
Keyif al.Genieße sie.
Keyif al.Geniet ervan.
Keyif al.Godiamocele.
Keyif al.Hãy tận hưởng nó.
Keyif al.Nikmatilah.
Keyif al.Savourez-les.
Keyif al.Teš sa z nich.
Keyif al.Těš se z nich.
Keyif al.Διασκεδασέ το.
Keyif al.Наслаждавайте се.
Keyif al.Насолоджуйся ними.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.A reieşit că urmărirea plăcerii nu contribuie aproape deloc la satisfacţia vieţii.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det visade sig att sökandet efter njutning nästan inte bidrar alls till livstillfredsställelsen.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det viser sig at jagten på glæde næsten ikke har nogen indvirkning på livstilfredshed.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.E' risultato che la ricerca del piacere non da alcuna soddisfazione alla vita.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Het blijkt dat het nastreven van plezier bijna geen bijdrage levert aan levensgeluk.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Hóa ra những lạc thú gần như không đóng góp cho sự thỏa mãn với cuộc sống.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Izkazalo se je, da prizadevanje za užitek skoraj nič ne pripomore k višjemu zadovoljstvu z življenjem.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Kiderült, hogy az élvezetek hajhászásának szinte semmilyen hatása nincs az elégedettség érzésére.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.즐거움의 추구는 삶의 만족도의 거의 공헌하지 못하는 것으로 나타났습니다.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Okazuje się, że pogoń za przyjemnością prawie nie ma wpływu na zadowolenie z życia.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Osoittautuu, että nautintojen tavoittelu ei vaikuta melkein ollenkaan tyytyväisyyteen elämästä.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Resulta que la búsqueda de placer casi no contribuye a la satisfacción de vida.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Stellt sich heraus, dass Streben nach Vergnügen fast gar nichts zur Lebenszufriedenheit beiträgt.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ternyata, pencarian kesenangan hampir tidak memiliki kontribusi apa pun terhadap kepuasan hidup.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ukázalo se, že snaha o dosažení potěšení nemá skoro žádné přispění k životní spokojenosti.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Виявилося, що прагнення задоволення не має абсолютно ніякого впливу на те, наскільки людина задоволена життям.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказалось, стремление к удовольствию практически не влияет на удовлетворённость жизнью.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказва се, че стремежът към удоволствие няма почти никакъв принос за удовлетворението от живота.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.התברר שהמרדף אחר הנאות כמעט ולא תורם לסיפוק בחיים.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.تبيّن لنا أن السعي وراء السعادة -تقريبا - لا يساهم في درجة الرضاء عن الحياة.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.意味の追求が最も強力なものでした
Keyif çatmak yok! Bu yaţýmda eţek gibi çalýţýyorum hâlâ.На моите години, аз още работя като луд.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Alors le plaisir semble gâché par toute une série de choses différentes qui interviennent.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Deci, plăcerea pare a fi temperată de o întreagă serie de alte lucruri care intervin.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Die Freude scheint also von einer ganzen Reihe unterschiedlicher Dinge gedämpft zu werden.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Il piacere sembra essere temperato da un'intera serie di cose diverse che intervengono.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Jadi kenikmatan sepertinya dipengaruhi oleh berbagai macam hal yang kita terima.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.즐거움이란 완전히 다른 것들이 관여하여 조절하는 겁니다.
Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Odczuwanie przyjemności tłumi cała seria innych nadchodzących uczuć.