Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.E potrebbe potenzialmente essere importante quanto la salsa di pomodoro, o in questo caso, il ketchup.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.그리고 그게 잠재적으로 토마토 소스만큼 중요한 걸 수도 있고, 아니면 이런 경우엔, 케첩만큼 중요할 수도 있습니다.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.Mogelijk kan het zo belangrijk zijn als tomatensaus, of in dit geval, ketchup.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.Ou cela peut traiter de choses aussi importantes que la sauce tomate, ou dans ce cas, le ketchup.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.Și, potențial, poate să fie ceva la fel de important ca sosul de tomate sau în acest caz - ketchup.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.А може да бъде и нещо толкова важно като доматен сос или в този случай ketchup.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.А может быть и томатный соус или кетчуп, как здесь.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.ואולי היא גם יכולה להיות משהו כמו רוטב עגבניות, או במקרה הזה, קטשופ.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.ومن المحتمل أن تكون شيئاً بأهمية صلصة الطماطم، أو في هذه الحالة، معجون الطماطم.
Ve potansiyel olarak domates sosu kadar önemli bir şey olabilir, ya da bu durumda ketçap.トマトソースと同じぐらい大切といえるかもしれません ここでは ケチャップと表現しましょう これは ケチャップという名の
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Când scutur această sticlă de ketchup, primesc un feedback senzorial real pe rândul de jos.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Kiedy potrząsam butelką keczupu, odbieram czuciową informację zwrotną jako funkcję czasu w dolnej linijce.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.제가 케첩 병을 흔들면, 시간에 따라 바닥에서부터 실제의 감각적 피드백을 얻게 되죠.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Quando agito este frasco de ketchup, recebo uma real resposta sensorial em função de tempo, na linha de baixo.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Takže kým trepem fľašou s kečupom, dostávam pravú spätnú väzbu ako funkciu času v spodnom rade.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Wenn ich also die Ketchup-Flasche schüttle, erhalte ich ein echte sensorische Rückmeldung als Zeitfunktion
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.Як тільки я потрушу цю пляшку кетчупу, я отримую віддачу сенсорної системи, як функцію часу в нижньому ряду.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.כך שכאשר אני מנער בקבוק קטשופ, אני מקבל משוב חושי אמיתי כפונקציה של זמן בציר האופקי.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.ولذا فمع قيامي بهز زجاجة الكاتشب هذه، أحصل على بعض ردود الفعل الحسية الحقيقيّة بمرور الوقت في السّطر السفلي.
Yani bu ketçap şişesini salladığımda en alt sıradaki zamanın fonksiyonu olarak doğru bir duyusal dönüş alırım.下の行のように時間の関数として実際のフィードバックを得るのです もし予測がうまくいけば 同じことが起こるでしょう
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Ea îşi face învelitori, are haine de in supţire şi purpură.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Elle se fait des couvertures, Elle a des vêtements de fin lin et de pourpre.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Hän valmistaa itsellensä peitteitä; hienoa pellavaa ja punapurppuraa on hänen pukunsa.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Hun gjør sig tepper; fint lin og purpur er hennes klædning.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Ia sendiri yang membuat permadaninya; pakaiannya dari kain lenan ungu yang mewah
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.그는 자기를 위하여 아름다운 방석을 지으며 세마포와 자색 옷을 입으며
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Koberce dělá sobě z kmentu, a z zlatohlavu jest oděv její.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Kobierce sobie robi; płótno subtelne i szarłat jest odzieniem jej.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Meme. Faz para si cobertas; de linho fino e de púrpura é o seu vestido.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Nàng làm lấy những chăn mền ; Áo_xống nàng đều bằng vải gai mịn màu đỏ điều .
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Nàng làm lấy những chăn mền; Áo xống nàng đều bằng vải gai mịn màu đỏ điều.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Odeje si pripravlja, tenčica in škrlat je oblačilo njeno.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Robí si pokrovce; kment a šarlát jej odev.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Sie macht sich selbst Decken; feine Leinwand und Purpur ist ihr Kleid.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Si fa delle coperte, di lino e di porpora sono le sue vesti
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Sköna täcken gör hon åt sig, hon har kläder av finaste linne och purpur.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Szõnyegeket csinál magának; patyolat és bíbor az õ öltözete.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Tæpper laver hun sig, hun er klædt i Byssus og Purpur.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Tapices hace para sí, y se viste de lino fino y púrpura
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Zij maakt voor zichzelf prachtige tapijten en draagt kleren van fijn linnen en prachtig gekleurde stoffen.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Καμνει εις εαυτην σκεπασματα το ενδυμα αυτης ειναι βυσσος και πορφυρα.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Она делает себе ковры; виссон и пурпур – одежда ее.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.Прави си завивки от дамаска; Облеклото и е висон и морав плат.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.מרבדים עשתה לה שש וארגמן לבושה׃
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.تعمل لنفسها موشيات. لبسها بوص وارجوان.
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.他 為 自 己 製 作 繡 花 毯 子 . 他 的 衣 服 、 是 細 麻 和 紫 色 布 作 的
Yatak örtüleri dokur, Kendi giysileri ince mor ketendendir.他 為 自己 製 作 繡花 毯子 . 他 的 衣服 、 是 細麻 和 紫色布 作 的
Ýthal keten, Mýsýr'dan pamukHabits importés, coton égyptien
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Dan tahukah anda, harumnya lembut, dan baunya sedikit mirip minyak linseed.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.En hij had een geurige zachtheid, en hij rook een beetje naar lijnzaadolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Il avait, vous savez, cette douceur parfumée, ça sentait un peu l'huile de graines de lin.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.In imel je to okusno nežnost in vonj po lanenem olju.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Mělo to svou voňavou jemnost a vonělo trochu lněným olejem.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Miał taką aromatyczną miękkość, pachniał trochę jak olej lniany.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Nos, megvolt az illatos puhasága, és egy kicsit lenolajszagú volt.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Og I ved, den havde denne duftende blødhed, og den lugtede lidt af linolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Şi ştiţi, avea o fineţe încântătoare, şi mirosea un pic a ulei de seminţe de in.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Tinha um aroma suave, e cheirava um pouco a óleo de linhaça.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Und, wissen Sie, er hatte diese wohl riechende Weichheit, und er roch ein wenig nach Leinsamenöl.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Un vino delicatamente profumato, con un aroma che ricorda l'olio di lino.