İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.In šel je za njim neki mladenič, s platnom ogrnjen po nagem, in ga popadejo.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Jeden pak mládenček šel za ním, odín jsa rouchem lněným po nahém těle. I popadli jej mládenci.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.한 청년이 벗은 몸에 베 홑이불을 두르고 예수를 따라오다가 무리에게 잡히매
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Og en enkelt, et ungt Menneske, som havde et Linklæde over det blotte Legeme, fulgte med ham; og de gribe ham;
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Og en ung mann fulgte ham med et linklæde kastet om sitt bare legeme, og de grep ham;
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Ora, seguia-o certo jovem envolto em um lençol sobre o corpo nu; e o agarraram.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Pero cierto joven, habiendo cubierto su cuerpo desnudo con una sábana, le seguía; y le prendieron
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Un giovanetto però lo seguiva, rivestito soltanto di un lenzuolo, e lo fermarono
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Un jeune homme le suivait, n`ayant sur le corps qu`un drap. On se saisit de lui;
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.А один якийся молодець ійшов за ним, одягнений полотном по нагому, й хапають його молодці (воїни);
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.И някой си момък следваше подир Него, обвит с плащаница по голо; и те го хванаха.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.Один юноша, завернувшись по нагому телу в покрывало, следовал за Ним; и воины схватили его.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.ונער אחד הלך אחריו מעטף בסדין לכסות את ערותו ויאחזהו הנערים׃
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.وتبعه شاب لابسا ازارا على عريه فامسكه الشبان.
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.有 一 個 少 年 人 、 赤 身 披 著 一 塊 麻 布 、 跟 隨 耶 穌 、 眾 人 就 捉 拿 他
İsanın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı.有 一 個 少年人 、 赤身 披著 一 塊 麻布 、 跟隨 耶穌 、 眾人 就 捉拿 他
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Confeziona tele di lino e le vende e fornisce cinture al mercante
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Ea face cămăşi, şi le vinde, şi dă cingători negustorului.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Elle fait des chemises, et les vend, Et elle livre des ceintures au marchand.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Fina linneskjortor gör hon och säljer dem, och bälten avyttrar hon till krämaren.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Gyolcsot szõ, és eladja; és övet, melyet ád a kereskedõnek.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Hän aivinapaitoja tekee ja myy, vöitä hän kauppiaalle toimittaa.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Hun gjør skjorter og selger dem, og belter leverer hun til kjøbmannen.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Hun væver Linned til Salg og sælger Bælter til Kræmmeren.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Ia membuat pakaian dan ikat pinggang lalu menjualnya kepada pedagang
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.그는 베로 옷을 지어 팔며 띠를 만들어 상고에게 맡기며
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Nàng chế áo lót và bán nó; Cũng giao đai lưng cho con buôn.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Nàng chế áo_lót và bán nó ; Cũng giao đai lưng cho con_buôn .
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Plátno drahé dělá, a prodává; též i pasy prodává kupci.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Płótno robi, i sprzedaje, także pasy sprzedaje kupcowi.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Robí drahé plátno a predáva a opasky predáva Kananejcovi-kupcovi.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Sâmerue. Faz vestidos de linho, e vende-os, e entrega cintas aos mercadores.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Sie macht einen Rock und verkauft ihn; einen Gürtel gibt sie dem Krämer.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Telas hace y las vende; entrega cintas al mercader
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Tenko platno dela in prodaja, tudi pas izroča trgovcu.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Zij maakt linnen kleding en verkoopt die en levert gordels aan de koopman.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Καμνει λεπτον πανιον και πωλει και διδει ζωνας εις τους εμπορους.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Она делает покрывала и продает, и поясы доставляет купцам Финикийским.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.Тя тъче ленено платно и го продава, И доставя пояси на търговците*;
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.סדין עשתה ותמכר וחגור נתנה לכנעני׃
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.تصنع قمصانا وتبيعها وتعرض مناطق على الكنعاني.
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.他 作 細 麻 布 衣 裳 出 賣 . 又 將 腰 帶 賣 與 商 家
Kadın diktiği keten giysilerle Ördüğü kuşakları tüccara satar.他 作細 麻布 衣裳 出賣 . 又 將腰帶賣與 商家
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.És a palást alsó peremére csinálának gránátalmákat, kék, és bíborpiros, és karmazsinszinû sodrott fonálból.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Fecero sul lembo del manto melagrane di porpora viola, di porpora rossa, di scarlatto e di bisso ritorto
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.In za rob suknje so naredili margaranovih jabolk iz višnjevega, zagorelordečega in karmezinovega sukanca.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.청색 자색 홍색실과 가는 베실로 그 옷 가장자리에 석류를 수 놓고
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Nas abas do manto fizeram romãs de azul, púrpura e carmesim, de fio torcido.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Nơi trôn áo , thắt những trái lựu bằng chỉ xe mịn màu tím , đỏ điều , đỏ sặm ;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Nơi trôn áo, thắt những trái lựu bằng chỉ xe mịn màu tím, đỏ điều, đỏ sặm;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Och på kåpans nedre fåll satte man granatäpplen, gjorda av mörkblått, purpurrött och rosenrött tvinnat garn.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.On mit sur la bordure de la robe des grenades de couleur bleue, pourpre et cramoisi, en fil retors;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.På overkjortelens kant nedentil satte de granatepler av tvunnet blå og purpurrød og karmosinrød ull.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Pe marginea mantiei au făcut nişte rodii de coloare albastră, purpurie şi cărmizie, din fir răsucit;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Και εκαμον επι των κρασπεδων του ποδηρους ροδια εκ κυανου και πορφυρου και κοκκινου και βυσσου κεκλωσμενης.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.по подолу верхней ризы сделали они яблоки из голубой, пурпуровой и червленой шерсти ;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.По полите на мантията направи нарове от синьо, мораво, червено и препреден висон.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.ויעשו על שולי המעיל רמוני תכלת וארגמן ותולעת שני משזר׃
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.وصنعوا على اذيال الجبة رمّانات من اسمانجوني وارجوان وقرمز مبروم.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.在 袍 子 底 邊 上 、 用 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 並 撚 的 細 麻 作 石 榴