Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.А війська, що на небі, йшли слїдом за Ним на білих конях, з'одягнені у виссон білий і чистий.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.И воинства небесные следовали за Ним на конях белых, облеченные в виссон белый и чистый.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.וצבאות השמים יצאים אחריו על סוסים לבנים מלבשים בגדי בוץ לבן וטהור׃
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.والاجناد الذين في السماء كانوا يتبعونه على خيل بيض لابسين بزا ابيض ونقيا
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天 上 的 眾 軍 、 騎 著 白 馬 、 穿 著 細 麻 衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨 他
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天上 的 眾軍 、 騎著 白馬 、 穿著 細 麻衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨他
Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.약간의 아마인유 냄새가 나더군요.
Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Olía un poco de aceite de linaza.
Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.והיה לו ריח דומה לשמן פשתן.
Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.ورائحة تشبه رائحة زيت الكتان نوعا ما
Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.そして口に含むと
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Ale Samuel służył przed Panem, ubrane chłopiątko w efod lniany.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.A Samuel posluhoval pred tvárou Hospodinovou, mládenček, opásaný ľanovým efodom.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Còn Sa-mu-ên phục sự trước mặt Ðức Giê-hô-va. Người hãy còn thơ ấu, thắt lưng một cái ê-phót bằng vải gai.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.El niño Samuel servía delante de Jehovah, vestido con un efod de lino
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Imidlertid gjorde Samuel Tjeneste for HERRENs Åsyn; og Drengen var iført en linned Efod.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.사무엘이 어렸을 때에 세마포 에봇을 입고 여호와 앞에 섬겼더라
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Men Samuel gjorde tjänst inför HERRENS ansikte, och var redan såsom gosse iklädd linne-efod.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Men Samuel tjente for Herrens åsyn - en ung gutt klædd i en livkjortel av lerret.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Mutta Samuel palveli Herran edessä, puettuna, vaikka oli poikanen, pellavakasukkaan.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel aber war ein Diener vor dem HERRN; und der Knabe war umgürtet mit einem Leibrock.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuele prestava servizio davanti al Signore per quanto lo poteva un fanciullo e andava cinto di efod di lino
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel făcea slujba înaintea Domnului; şi copilul acesta era îmbrăcat cu un efod de in.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel faisait le service devant l`Éternel, et cet enfant était revêtu d`un éphod de lin.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel pa je stregel pred obličjem GOSPODOVIM, še deček, prepasan s platnenim naramnikom;
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel pak přisluhoval před Hospodinem, mládenček, oděný jsa efodem lněným.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Sámuel pedig szolgál vala az Úrnak, mint gyermek, gyolcs efóddal körül övezve.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Samuel, porém, ministrava perante o Senhor, sendo ainda menino, vestido de um éfode de linho.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Ο δε Σαμουηλ υπηρετει ενωπιον του Κυριου, παιδαριον περιεζωσμενον λινουν εφοδ.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.А Самуил слугуваше пред Господа, дете препасано с ленен ефод.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.Отрок же Самуил служил пред Господом, надевая льняной ефод.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.ושמואל משרת את פני יהוה נער חגור אפוד בד׃
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.وكان صموئيل يخدم امام الرب وهو صبي متمنطق بافود من كتان.
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.那 時 撒 母 耳 還 是 孩 子 、 穿 著 細 麻 布 的 以 弗 得 、 侍 立 在 耶 和 華 面 前
Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.那 時撒母耳 還 是 孩子 、 穿著 細 麻布 的 以 弗得 、 侍立 在 耶和華 面前
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.그리고, 당연합니다만, 이 의견들은 약 20년동안 전파천문학의 발전을 방해했습니다.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.20年ほど後退しました 何もないのに調べる必要などありません
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.A to samozřejmě zbrzdilo rozvoj radioastronomie asi o 20 let.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Cela, bien sûr, a retardé les progrès de la radioastronomie d'environ 20 ans.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Die uitspraken hebben de vooruitgang van de radio-astronomie met wel twintig jaar teruggezet.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.És ez természetesen visszavetette a rádiócsillagászat fejlődését nagyjából 20 évvel.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Oczywiście, opóźniło to rozwój astronomii o jakieś 20 lat.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Questo naturalmente rallentò il progresso della radioastronomia di circa 20 anni.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Samozrejme to oddialilo rozvoj astronómie asi o 20 rokov.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Și asta, desigur, a întârziat progresul radioastronomiei cu în jur de 20 de ani.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Und das, natürlich, warf die Entwicklung der Radioastronomie zurück um ungefähr 20 Jahre.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Và điều đó, tất nhiên, đã kéo lùi sự tiến bộ của ngành thiên văn vô tuyến khoảng 20 năm.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Y eso, claro, eso retrasó el progreso de la radio astronomía unos 20 años.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.И это, конечно, притормозило прогресс радиоастрономии где-то на 20 лет.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.Това, разбира се, спъва развитието на радиоастрономията около 20 години.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.וזה, כמובן, מה שעצר את ההתקדמות של הרדיו-אסטרונומיה בערך ב 20 שנה.
Bu da, tabii ki, radyoastronominin gelişim sürecine ket vurdu. ... 20 yıl kadar.ذلك بالطبع أدى إلى تعطيل التقدم في علم الفلك الراديوي لـ 20 عام تقريبا
Bu mu? Ketçap da burada. Tamam...Boli?
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.De vrouwen die goed konden weven en spinnen, maakten blauwpurper, roodpurper, scharlaken en fijn linnen.
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.마음이 슬기로운 모든 여인은 손수 실을 낳고 그 낳은 청색 자색 홍색실과 가는 베실을 가져 왔으며
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.וכל אשה חכמת לב בידיה טוו ויביאו מטוה את התכלת ואת הארגמן את תולעת השני ואת השש׃
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.وكل النساء الحكيمات القلب غزلن باياديهنّ وجئن من الغزل بالاسمانجوني والارجوان والقرمز والبوص.
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.凡 心 中 有 智 慧 的 婦 女 、 親 手 紡 線 、 把 所 紡 的 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 和 細 麻 、 都 拿 了 來
Bütün becerikli kadınlar elleriyle eğirdikleri lacivert, mor, kırmızı ipliği, ince keteni getirdiler.凡心 中 有 智慧 的 婦女 、 親手紡線 、 把 所 紡 的 藍色 紫色 朱紅色 線 、 和 細麻 、 都 拿 了來
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Bojuje se s odporem a uzavřeností toho, koho zpovídáte.