Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?벌이 실제로 청구서를 발행하는 것을 보셨나요?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Maar heb je ooit een factuur van een bij gehad?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Ma avete mai visto un'ape presentare una fattura?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Mais quand est-ce qu'une abeille vous a déjà présenté une facture ?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Mas quando é que uma abelha vos passou uma factura?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Namun kapan lebah itu memberi Anda tagihan?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Nhưng ong đã khi nào đưa bạn hoá đơn thanh toán chưa?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Αλλά πραγματικά πότε μία μέλισσα σας έδωσε τιμολόγιο;
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Вам когда-нибудь хоть одна пчела выставила счёт?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?Но как всъщност една пчела може да издаде фактура?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?אבל מתי דבורה באמת נתנה לכם קבלה?
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?لكن في الوقع متى ارسلت النحلة فاتورة لكم؟
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?ついでに言うと 遺伝子レベルでは
Peki, ne zaman bir arı size gerçekten bir fatura kesti?但蜜蜂幾時發張發票比我哋?
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Aber wenn man sie jetzt ruft, so wenden sie sich davon und opfern den Baalim und räuchern den Bildern.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Ako ich volali, tak išli ta zpred ich tvári; obetovali Bálom a kadili rytinám.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.A mint hívták õket, úgy mentek el elõlök: a Baáloknak áldoztak és a bálványoknak füstöltek.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Jo mer jeg kaldte dem, des mere fjerned de sig fra mig; de ofrer til Baalerne, tænder for Billederne Offerild,
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Kadar so jih klicali proroki, so bežali izpred njih: darovali so Baalom in kadilo žgali rezanim podobam.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.선지자들이 저희를 부를수록 저희가 점점 멀리하고 바알들에게 제사하며 아로새긴 우상앞에서 분향하였느니라
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Ma più li chiamavo, più si allontanavano da me; immolavano vittime ai Baal, agli idoli bruciavano incensi
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Volali jich, oni tím více ucházeli před nimi, Bálům obětovali, a rytinám kadili,
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.Звали их, а они уходили прочь от лица их: приносили жертву Ваалам и кадили истуканам.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.קראו להם כן הלכו מפניהם לבעלים יזבחו ולפסלים יקטרון׃
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.كل ما دعوهم ذهبوا من امامهم يذبحون للبعليم ويبخّرون للتماثيل المنحوتة.
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.先 知 越 發 招 呼 他 們 、 他 們 越 發 走 開 、 向 諸 巴 力 獻 祭 、 給 雕 刻 的 偶 像 燒 香
Peygamberler İsraili çağırdıkça, İsrail uzaklaştı onlardan. Kurban kestiler Baallara, Buhur yaktılar putlara.先知 越發 招呼 他 們 、 他 們越發 走開 、 向諸 巴力 獻祭 、 給 雕刻 的 偶像 燒香
Pi bölü ikinin sinüsü eşittir y koordinatı, doğrunun çemberi kestiği yer. .Podemos ver el seno de pi sobre 2 es igual a la coordenada Y. donde interseca el círculo.
Pi bölü ikinin sinüsü eşittir y koordinatı, doğrunun çemberi kestiği yer. .Мы видим, что синус угла π/2 равен у-координате точки, в которой он пересекает единичную окружность.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Abban az idõben, mikor látta Dávid, hogy az Úr õt meghallgatta a Jebuzeus Ornán szérûjén, áldozék ott.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Allora, visto che il Signore l'aveva ascoltato sull'aia di Ornan il Gebuseo, Davide offrì là un sacrificio
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Da David så at Herren hadde bønnhørt ham på jebusitten Ornans treskeplass, så ofret han der på den tid.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Då, när David förnam att HERREN hade bönhört honom på jebuséen Ornans tröskplats, offrade han där.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.이 때에 다윗이 여호와께서 여부스 사람 오르난의 타작마당에서 응답하심을 보고 거기서 제사를 드렸으니
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Onego czasu widząc Dawid, iż go wysłuchał Pan na bojewisku Ornana Jebuzejczyka, ofiarował tam ofiary.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.På den Tid ofrede David på Jebusiten Ornans Tærskeplads, fordi han havde set, at HERREN havde svaret ham der;
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Pe vremea aceasta, David, văzînd că Domnul îl ascultase în aria lui Ornan, Iebusitul, aducea jertfe acolo.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Toen David zag dat de HERE zijn gebed had verhoord, bracht hij Hem daar opnieuw enkele offers.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Toho času když uzřel David, že jej vyslyšel Hospodin na humně Ornana Jebuzejského, obětovával tu oběti.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.Toho času, keď videl Dávid, že sa mu ohlásil Hospodin na humne Ornána Jebuzejského, obetoval tam bitné obeti.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.V tistem času, ko je David videl, da mu je GOSPOD odgovoril na gumnu Ornana Jebusejca, je daroval ondi.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.В это время Давид, видя, что Господь услышал его на гумне Орны Иевусеянина, принес там жертву.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.בעת ההיא בראות דויד כי ענהו יהוה בגרן ארנן היבוסי ויזבח שם׃
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.في ذلك الوقت لما رأى داود ان الرب قد اجابه في بيدر ارنان اليبوسي ذبح هناك.
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.那 時 大 衛 見 耶 和 華 在 耶 布 斯 人 阿 珥 楠 的 禾 場 上 應 允 了 他 、 就 在 那 裡 獻 祭
RABbin kendisine Yevuslu Ornanın harman yerinde yanıt verdiğini gören Davut, orada kurbanlar kesti.那 時 大衛見 耶和華 在 耶布 斯人 阿珥楠 的 禾場 上 應允 了 他 、 就 在 那 裡獻祭
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Am făcut o poziţie; am tăiat-o în câteva moduri diferite.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Cứ mỗi cảnh, tôi cắt xén nó theo nhiều cách khác nhau.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Ho preso uno scatto e l'ho tagliato i modi diversi.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Ich machte eine Aufnahme; ich beschnitt sie unterschiedlich.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.J'ai pris une prise, que j'ai ajustée de différentes manières.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.그 중 한 장을 몇 가지 다른 방법으로 잘랐습니다.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Saqué una foto; la recorté en diferentes formas.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Zrobiłem jedno zdjęcie; przyciąłem na kilka różnych sposobów.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Взех един кадър, кадрирах го по няколко различни начина.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.Я выбрал один, обрезал его по-разному.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.צילמתי צילום אחד; וחתכתי אותו בכמה דרכים שונות.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.أخذت صورة واحدة : قطعتها بطرق مختلفة.
Resimler den birini aldım; bir kaç değişik şekilde kestim.短い文章も添えました
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.새벽 3시에 건물 밖으로 뛰쳐 나왔을 때, 전 뭔가에 홀려 멈춰섰어요.