Ana içeriğe geç
Sözlük

kesti ile cümle

kesti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
7 Ocak - Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa'ya giden doğal gazı tamamen kesti.7. ledna – středa Dodávky ruského plynu do evropských zemí přes Ukrajinu se zcela zastavily.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Došlo k přerušení diplomatických vztahů mezi Kubou a USA.
O güzelim sakalımı kestiniz, diye söylenmiş.Jeho socha měla údajně postříbřené vousy.
Ergenlik çağına geldiğinde John saldırgan ve önceden kestirilmez karakterli bir çocuk olarak tanınıyordu.Bezprostředně po narození vypadal Alexej jako zdravý, silný chlapec.
6 Ocak 1945'te Türkiye, Japonya ile ilişkisini kesti.Dne 6. února 1904 došlo k přerušení diplomatických styků mezi Japonskem a Ruskem.
Gözüne kestirdiği balığı yakalamak için suya dalar.Za svá stáda počítá i ryby, které láká do vod kde přebývá.
Ne zaman, nerede, ne yöne oluşacağı kestirilemeyen yasa dışı göçlere düzensiz göç denilir.Proč a kdy bylo město opuštěno, zůstává nevyřešenou záhadou.
İnsan genomunda yaklaşık 30.000 civarı protein-kodlayıcı gen olduğu kestirilmiştir.V lidském genomu se vyskytuje asi 400 genů kódujících bílkoviny, jež tvoří kanály.
Şoför bileti kestiğini doğrular.Řidič vydává bločkové jízdenky.
Türk birlikleri, topun düştüğü günün gecesinde 4 sularında başlattıkları top atışını saat 6 sularında kesti.Sověti opět zahájili po šesté hodině palbu z děl.
Bakınız Pozitif kestirim değeri, Tanı testi hasta yargısı verdiğinde, gerçekten hasta olma olasılığıdır.Praktický lékař řekne, že pozitivní výsledek testu znamená, že pacient je nemocný.
BM Kızıl Kmerler'in sınırdaki kimi kamplarına yiyecek yardımını kesti.Nastoupil jako správce na velkostatek Červené Pečky u Kolína.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 februarie: SUA au întrerupt relațiile diplomatice cu Germania.
"Nefes kestiler".Respirați, vă rog!”
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.1914: Serbia și Bulgaria întrerup relațiile diplomatice.
Öğle vakti filler ağaçlar altında dinlenir ve ayakta kestirebilirler.La prânz, elefanții se odihnesc sub copaci și pot adormi stând în picioare.
Yedi küçük zenci odun kırdı, biri kendisini kesti, kaldı altı.Şapte negri mititei despicau surcele groase; Unul s-a tăiat în două şi-au rămas doar şase.
Heel turn gerçekleştiren Undertaker, o uzun saçlarını kesti ve "Big Evil" olarak anılmaya başlandı.A renunțat la faimosul păr lung și s-a autointitulat Big Evil.
Bu işleme kestirme adı verilir.Această sumă se numește timpul de muncă necesar.
Bu yöntemin amacı anakütle parametresinin kestirmidir.Dezavantajul acestei metode este reducerea gradului de paralelism.
Başına ne geleceğini kestiremiyor.Nu-ți dori, că ți se va întâmpla.
Öfkelenen Vichy hükümeti İngilizlerle olan tüm bağlantıları kesti.Regimul de la Vichy a rupt orice legătură cu britanicii ca urmare a acestei acțiuni.
Tüm bunlara Reyno hastalığı iki bacağını da kestirmek zorunda kaldı.Ulterior boala s-a răspândit și a fost nevoie de o amputare totală a ambelor picioare.
Psikolojinin teorik amacı, davranışın kestirilmesi ve yönetilmesidir.Scopul teoretic al acestei științe este predicția și controlul comportamentului.
O da işe koyuldu ve deveyi kesti."Și a atins urechea lui și l-a vindecat."
Saçlarını kısa kestirdi ve siyaha boyattı.Are părul zbârlit și are fața plină de tăieturi.
Yönetmenin ilk filmi kestiği versiyonu 4 saat uzunluğundaydı.Versiunea originală a filmului avea aproape 40 de minute.
Tüzünataç ise Özge karakterine kendisini sokarken saçlarını kestirdi.El este șocat de faptul că Richard s-a tăiat în timp ce se bărbierea cu briciul.
Midas artık bıkkınlıkla kulaklarını kestirmeye karar vermiş ve kulaklarını kestirmiş.Van Gogh s-a întors acasă și și-a tăiat urechea complet.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.8 septembrie: Canada a întrerupt relațiile diplomatice cu Iranul.
Şut atmayı kestim.Nu îndrăzneam să trag.
O, elmayı iki parçaya kesti.El a tăiat mărul în două părți.
O, elmayı ikiye kesti.El a tăiat mărul în două.
Onu önce kafasını kestiler.Rögtön szét is vágták a fejét.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Az USA megszakítja a diplomáciai kapcsolatokat Kubával.
Yedi küçük zenci odun kırdı, biri kendisini kesti, kaldı altı.Hét kicsi néger tűzifát aprít, gyújtóst hasogat, Egyik magát vágta ketté, s már csak hat maradt.
O güzelim sakalımı kestiniz, diye söylenmiş.Kitanulta a borbély mesterséget.
Yönetmenin ilk filmi kestiği versiyonu 4 saat uzunluğundaydı.A film eredeti változata több mint négy órás volt.
Badenli Louis komutasındaki ordu 14 Ekimde şehri işgal etti, kaleyi kuşattı ve suyunu kesti.Badeni Lajos őrgróf hadserege október 14-én elfoglalta a várost és lerombolta a várba vezető vízvezetéket.
Sazlar kestirilir ama bu sefer de sırrı keçiler korosu seslendirir.A csizmát is lecserélték, ezúttal egyértelmű a gumi mivolta.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Litvánia megszakította diplomáciai kapcsolatait Lengyelországgal.
1953 - SSCB, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti.1965 – NSZK diplomáciai kapcsolatot létesít Izraellel.
Kestirmeden, Greklerin kentlerine döndüğünü yazmıştır.Hátoldalukon a görög városállam fellegvára állt.
Birbirlerine karşı promo kestiler.Vámbéry Ármin) álltak szemben egymással.
Tom Mary'nin saçını kesti.Tomi lenyírja Mari haját.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3. helmikuuta – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteet Saksaan.
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.1940 – Toinen maailmansota: Yhdistynyt kuningaskunta ja Vichyn Ranska katkaisivat diplomaattisuhteet.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteensa Kuubaan.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Jordania katkaisi välittömästi diplomaattisuhteensa Tunisiaan.
"Nefes kestiler".Piti saada hengittää.
Sovyetler Birliği, Berlin ile Batı Almanya arasındaki ulaşımı kesti.Neuvostoliitto esti maitse tapahtuvan matkustuksen lännen ja Länsi-Berliinin välillä.
Hepsi birlikte ABD'de yaklaşık 85.000 siyasi varlık olduğu kestirilebilir.Kirkolla on Yhdysvalloissa noin 85 000 jäsentä.
Bu işleme kestirme adı verilir.Muodon nimi tarkoittaakin leikattua.
1902'de Minor'ın durumu kötüleşti ve kendi penisini kesti.(autopeotomy).Vuonna 2000 Núñezin suosio romahti ja hän erosi tehtävästään.
Sazlar kestirilir ama bu sefer de sırrı keçiler korosu seslendirir.Sama toistui, mutta tällä kertaa hyttynen puri Brokkuria kurkkuun.
Öğle vakti filler ağaçlar altında dinlenir ve ayakta kestirebilirler.Keskipäivällä ne hakeutuvat puiden ja pensaiden suojaan lepäämään.
Bu sırada, ekibin diğer üyeleri dışarıda sokağın telefon kablosunu kesti.Toisaalta joukko onnistui katkaisemaan lähistöllä olleet puhelinlinjat.
Buna karşın Kiev'i geri aldı, Dinyeper hattını kesti ve 4. Panzer Ordusu'na ağır kayıplar verdirdi.Oikea siipi piti kuitenkin puolensa ja aiheutti Andien armeijalle suuret tappiot.
Yollarda birçok kestirme ve rampa bulunmaktadır.Radalla on myös monia sivuratoja ja raiteita.
Kestirme yargılama süreci bunun tipik örneğidir.Taidevalimo on tällaisesta tuotannosta tyypillinen esimerkki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod