O bir ağaç dalı kesti.Он отрезал ветку дерева.
Tom sakız çiğnemeyi kesti.Том перестал жевать жевачку.
Saçınızı kestirdiniz mi?Вы уже постриглись?
Van'da kimliği belirsiz kişiler kestikleri ağaçları göle attılar.В Ване неизвестные бросили срубленные деревья в озеро.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 — США разорвали дипломатические отношения с Кубой.
Yönetmenin ilk filmi kestiği versiyonu 4 saat uzunluğundaydı.Первая монтажная версия фильма длилась 4 часа.
Maçtan sonra ise saçlarını kesti.После этого обсуждение его волос прекратилось.
Kuzey yönünde bulunan kapı, kilisenin bu yönde kestiği yamaç sebebiyle pencere seviyesinde hizalanmıştır.Северная находится почти на уровне окон, поскольку эта сторона церкви примыкает к склону.
Allah, “Bu kestiğiniz kurbanlar Allah’a ulaşmaz.Я говорил им: «Если вы не можете убить своего Бога, то не понимаете истинного Бога».
Orada gördüğü, kelimenin tam manasıyla nefesini kesti.Он же (Соломон) увидел, что прекрасна она лицом, тело же её (покрыто) волосами.
1953 - SSCB, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti.1953 — СССР восстановил дипломатические отношения с Израилем.
Önder; "Ağaçları kestirmeyeceğiz.Он сказал: «У нас нет полезных ископаемых.
O da işe koyuldu ve deveyi kesti."А потом кто-то просто сел и раздавил его».
İçlerinden duyduğum bazılarına dünyanın tepkisinin nasıl olacağını kestiremiyorum." dedi.Я не уверен в том, как отреагирует мир на вещи, которые я слышал от него».
7 Ocak - Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa'ya giden doğal gazı tamamen kesti.7 января Россия полностью прекратила транзит газа через территорию Украины.
Tarihî yarımadadan havalimanı yönüne olan en kestirme yoldur.Самый короткий полёт в истории миссий.
MasterCard ve Visa da Wikileaks'e para akışının önünü kesti.26 декабря платёжные системы VISA и MasterCard прекратили обслуживание своих карт в Крыму.
Bazı önemli filmleri Düşman Yolları Kesti (1959), Namus Uğruna (1960) ve Çalıkuşu'dur (1966).Его известные фильмы — «Враг отрезает пути» (1959) и «Во имя чести» (1960) — о войне за независимость.
1902'de Minor'ın durumu kötüleşti ve kendi penisini kesti.(autopeotomy).Около 1902 году состояние Туретта ухудшилось и он был вынужден отойти от дел.
Tüm bunlara Reyno hastalığı iki bacağını da kestirmek zorunda kaldı.Из-за подрыва на противопехотной мине у него были ампутированы обе ноги.
Yollarda bazı kestirmeler mevcuttur.В сквере имеется несколько скамеек.
Bazı durumlarda, kestirme bir sürümü sadece dış sınıf ile kullanılabilir.В некоторых случаях может использоваться укороченная версия, использующая один класс.
CNN, Jon Bon Jovi'nin saçlarını kestirmesini haberlere taşıdı.СМИ сосредоточили значительное внимание на волосах Джона Бон Джови.
7 Ocak - Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa'ya giden doğal gazı tamamen kesti.7 يناير - روسيا تغلق جميع إمدادات الغاز إلى أوروبا عبر أوكرانيا.
"Nefes kestiler".دعوني اتنفس!"
Yollar nereden başlar, nerede biter, kestirilemez idi.والسرمدي ما لا أول له ولا آخر، والأزلي ما لا أول له، والأبدي ما لا آخر له.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1962 - الولايات المتحدة تقطع علاقتها مع كوبا.
1967 Arap-İsrail savaşından sonra Fransa, İsrail’in Dimona nükleer reaktörüne uranyum vermeyi kesti.بعد نكسة حزيران، قامت فرنسا بوقف إمداداتها لإسرائيل من وقود اليورانيوم من أجل مفاعل ديمونة النووي.
Kestik Neden Tarkovski Olamıyorum?لماذا إنكار حجية الحديث؟.
Orada gördüğü, kelimenin tam manasıyla nefesini kesti.كان إمام أهل الحديث ببلده وروى عنه أئمة عصره، وكان بإحدى عينيه بياض.
Düşünce deneyinin asıl amacı deneyin olası sonuçlarını önceden kestirebilmektir.ويكمن الهدف المشترك لتجربة الفكر في استكشاف العواقب المحتملة للمبدأ قيد النظر.
Süt yaklaşık 52 derecede peynir mayası ile kestirilir.يبرد الحليب إلى حوالي 45 درجة مئوية.
Kestirme yargılama süreci bunun tipik örneğidir.أوقف الوشاية هو مثال حديث.
Kovaryans matrislerin kestirimi maddesine bakin.انظر إلى معادلات كوشي-ريمان.
Fakat günün hangi vakti olduğu, yılın o mevsimlerinde günler çok kısa olduğu için kestirilemez.Mas a hora do dia é incerta, já que os dias são curtos nesses períodos.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 de fevereiro: Os Estados Unidos rompem relações diplomáticas com a Alemanha.
484 yılında, general Illus, imparator Zeno ile ilişkilerini kesti.Em 484, o general romano Ilo rompeu suas relações com o imperador Zenão.
Bunun üzerine, onu kılıçla öldürüp kafasını kesti.Então ela usou a própria espada dele e cortou-lhe a cabeça.
1 Ocak - Rusya, fiyat uyuşmazlığı nedeniyle Ukrayna'nın doğal gazını kesti.A Rússia corta o fornecimento de gás natural para a Ucrânia por discordância acerca do preço.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.O Irã rompeu, então, relações diplomáticas com o Reino Unido.
O güzelim sakalımı kestiniz, diye söylenmiş.«Depois da Barba cortada».
Onu önce kafasını kestiler.Teve, então, sua cabeça cortada.
Heel turn gerçekleştiren Undertaker, o uzun saçlarını kesti ve "Big Evil" olarak anılmaya başlandı.A partir de então, ele passou a deixar os cabelos curtos e referir-se a si mesmo como "Big Evil".
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.5 de Julho - Segunda Guerra Mundial: a França de Vichy rompe relações diplomáticas com a Grã-Bretanha.
One Touch'ın satış rakamları, London Records'un beklentilerini karşılamadı ve şirket, grupla ilişkisini kesti.As vendas do álbum não atenderam às expectativas da London Records e o grupo foi posteriormente descartado.
Ayrıca zaten bir kestirim için yansız olmak karakteri her zaman çok istenir bir özellik değildir.Mesmo assim, eu juro, minha amada é tão rara Que torna falsa toda e qualquer comparação.
Psikolojinin teorik amacı, davranışın kestirilmesi ve yönetilmesidir.Seu objetivo teórico é a previsão e o controle do comportamento.
Bu işleme kestirme adı verilir.Este montante é chamado de tempo de trabalho necessário.
1902'de Minor'ın durumu kötüleşti ve kendi penisini kesti.(autopeotomy).Minor's toestand verslechterde en in 1902 sneed hij zijn eigen penis af.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 - De Verenigde Staten breken de diplomatieke relaties met Duitsland.
Bu halde açıklık değerinin ancak yaklaşık olarak kestirimi yapılabilir.Daardoor is het nog slechts deels als buurtschap herkenbaar.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 - De Verenigde Staten beëindigt alle diplomatieke relaties met Cuba.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Als gevolg van de aanslag schortte Myanmar alle diplomatieke betrekkingen met Noord-Korea op.
Yönetmenin ilk filmi kestiği versiyonu 4 saat uzunluğundaydı.De eerste bewerkte versie van de film duurde drie uur.
Karar nedeniyle dokuz Arap ülkesi, Batı Almanya ile ilişkisini kesti.Vervolgens verbreken negen Arabische landen hun betrekkingen met Bonn.
Ancak ikisi de bu ilişkinin nereye varacağını kestiremezler.Ze weten allebei nog niet wat de toekomst is van hun relatie.
Ancak bu planların gerçekleşmesi şüphesiz kestirilemez.Makkelijk verloopt de realisatie van de plannen niet.
Parabolün, ekseni kestiği noktaya (A noktasına) köşe adı verilir.De Runxputte (bij de Adelbertusput) zou volgens de overlevering naar Rorik zijn vernoemd.
Sonra ben İngiltere'ye geri döndüm ve biz bağlantıyı kestik.Hij ging terug naar Engeland en deelde mee uit het WK te stappen.
Tam olarak özgün bir hristiyan sanatının ne zaman başladığını kestirmek oldukça zordur.Snel na de begindagen begint het christelijke karakter af te nemen.