Bu sırada cam kül tablasını kırdı ve elini kesti.In an anteroom Fagan broke a glass ashtray, cutting his hand.
Büyüyen insan nüfusu ağaçları kestikçe menzili azaldı.Its range decreased as growing human populations cut down trees.
Fünye pistonu geri tepti ve astronotun parmak boğumlarını eldivenin içinden hafifçe kesti.The detonator plunger recoiled, and slightly cut the astronaut's knuckles through his glove.
Aynı avcı onun elini bir rölik olarak saklamak üzere kesti.Theoktiste died soon after, in early autumn, and the hunter buried her.
Domuz hemen bağırmayı kesti ama mücadeleye devam etti.The pig immediately stopped squealing, but continued struggling.
Sonunda, NBC bir spor şovunun yeniden yayınlanmasını kesti.Eventually, NBC cut to a re-run of a sports show.
Araştırmalar, öğleden sonra kestirmenin öğrenme kapasitesini artırdığını göstermiştir.Research has shown that taking an afternoon nap increases learning capacity.
Metellus Celer, içeri girebilmeleri için hücrenin duvarı kestirdi.Metellus Celer had the wall cut through to let them in.
Her sayı, belirli bir araştırma makalesinin en yüksek kestirimini temsil eder.Each number represents the highest estimate of a given research paper.
Boyut kestirimiSize estimation
Kuramsal belirsizlikler, ilk ilkelerden kestirimlerde bulunmayı engelledi.Theoretical uncertainties have precluded making predictions from first principles.
Her organizma için benzersiz ve sabit kod, türlerin kaydedilmesi için kestirme bir yöntem sağlar.The unique and constant code for each organism provides a shorthand method of recording species.
Bir savaşa hazır olmayan Samnitler, saldırılarını hemen kestiler.The Samnites, not being prepared for a war, ceased their incursions at once.
Hikâye şöyle devam eder: Bunun üzerine ekmeğimi çıkardım ve bir dilim kestim.The story then continues, Whereupon I presently drew out my bread and cut a slice of it.
Başka bir yöntem, ön ayağın bilinen uzunluğundan kestirimde bulunmayı içeriyordu.Another method consisted in extrapolating from the known length of the forelimb.
2016 yılında 6,25 metre uzunluğunda ve 790 kg ağırlığında olduğu kestirildi.[1]In 2016 it was estimated to be 6.25 meters in length and 790 kg in weight.[1]
Bir polis memuru elini cam kırıklarıyla kesti.[4]A police officer cut his hand on shattered glass.[23]
Faturayı ödemediği için suyu kestiler.Sie haben ihm das Wasser abgedreht, weil er die Rechnung nicht bezahlt hat.
Her ay saçlarımı kestiriyorum.Ich lasse mir jeden Monat die Haare schneiden.
Saçlarımı kestiriyorum.Ich lasse meine Haare schneiden.
Örneğin; o dönemde şarap içmezler ve saçlarını kestirmezlerdi.Sie decken mit den Früchten auch ihren Flüssigkeitsbedarf und trinken nicht.
Fakat günün hangi vakti olduğu, yılın o mevsimlerinde günler çok kısa olduğu için kestirilemez.Aber die Tageszeit ist unklar, da Tage zu dieser Jahreszeit kurz sind.
MasterCard ve Visa da Wikileaks'e para akışının önünü kesti.Zuvor hatten MasterCard, PayPal und Visa alle Zahlungen an WikiLeaks ausgesetzt.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.Am 3. Februar beantworteten die USA dies mit dem Abbruch der diplomatischen Beziehungen zu Deutschland.
Hüsrev, ağacı kestiren annesini, kendisine komplo hazırlayan dostları gibi düşman olarak görmeye başlar.Klytaimestra: In acht nimm vor der Mutter wütgen Hunden (die Erinyen) dich!
Yollarda birçok kestirme ve rampa bulunmaktadır.Es gibt auf der Strecke viele Kreuzungen und Abzweige.
1 Ocak - Rusya, fiyat uyuşmazlığı nedeniyle Ukrayna'nın doğal gazını kesti.Russland hatte der Ukraine gestern wegen Preisstreitigkeiten den Gashahn abgedreht.
Yönetmenin ilk filmi kestiği versiyonu 4 saat uzunluğundaydı.Eine erste geschnittene Fassung des Films war fast vier Stunden lang.
Ergenlik çağına geldiğinde John saldırgan ve önceden kestirilmez karakterli bir çocuk olarak tanınıyordu.Als Frühgeburt wurde Johannes immer als schwaches und krankes Kind bezeichnet.
Hepsi birlikte ABD'de yaklaşık 85.000 siyasi varlık olduğu kestirilebilir.Insgesamt gibt es über 85.000 politische Einheiten in den Vereinigten Staaten.
Birbirlerine karşı promo kestiler.HuKou einander gegenüberstellen.
Önder; "Ağaçları kestirmeyeceğiz.Deutsch: „Du wirst einen Baum nicht zeichnen“.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Am Tag darauf kappte Malaysia alle diplomatischen Beziehungen zu Indonesien.
Bu halde açıklık değerinin ancak yaklaşık olarak kestirimi yapılabilir.Zum Einsatz kamen fast ausschließlich Sonderleuchten.
Tüm bunlara Reyno hastalığı iki bacağını da kestirmek zorunda kaldı.Dort mussten ihm beide Beine amputiert werden.
1099 yılında Selçuklulara haraç ödemeyi kesti ve istilacılara karşı seferler çıkmaya başladı.Diese wurden dann für 10 US-Dollar an Einwanderer verkauft und die Besiedlung begann.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.Am 7. März 1989 brach der Iran seine diplomatischen Beziehungen zu Großbritannien ab.
O güzelim sakalımı kestiniz, diye söylenmiş.Der Friseur ist anscheinend geschlagen worden.
Ancak ikisi de bu ilişkinin nereye varacağını kestiremezler.Beide wissen nicht, wohin sie nun sollen.
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Bei den Generika blieben die Umsätze leicht hinter den Erwartungen zurück.
Bunun üzerine, onu kılıçla öldürüp kafasını kesti.Der Mann zog sein Schwert und schlug ihr den Kopf ab.
Sara'yı gözüne kestirmiştir, yeni anne o olacaktır.Doch Paul hält zu ihr und die kleine Marie wird geboren.
Pinto'ya Bursaspor Kulübü yüklü miktarda para cezası kesti.Gallus musste eine hohe Geldstrafe zahlen.
Abraham Washington’ın kestiği promoda onun yanında bulundu.Er wurde in seiner Karriere von George Washington gefördert.
Bir nokta kestirim ilgi duyulan anakütle parametrenin tahmin değeri olarak verilmiş tek bir sayı değeridir.Die asymptotische erwartungstreue ist gerade die Anzahl der zu schätzenden Parameter.
Ele geçirdiği okçuların parmaklarını kestirip, izcilerin gözlerine mil çektirdi.Von ihm kamen die Befehle an die Daumen, die wiederum die Finger unterrichteten.
Çok meraklı ve ne yapacağı hiçbir zaman kestirilemiyor.Sie selbst ist sehr intelligent und vergisst nie etwas, was sie gelesen hat.
Utanın, taş mı kesti yüreğiniz?Pfui, stößt den Kopf an harten Stein!
Kestik Neden Tarkovski Olamıyorum?Warum wir die Schöpfung nicht täuschen können.
Bir gün geçirdiği sinir krizinin ardından saçını kesti.Nach einiger Zeit fallen ihr als Reaktion auf die Strahlung, der sie ausgesetzt war, die Haare aus.
Sözünüzü kestiğim için affedin ama pencereyi açabilirsiniz.Pardonnez-moi de vous interrompre, mais pourriez-vous ouvrir la fenêtre.
Saçlarımı çok kısa kestiler.Ils m'ont coupé les cheveux trop courts.
Annem pastayı kesti.Ma mère a coupé le gâteau.
Sözünü kestiğim için üzgünüm.Désolé de t'interrompre.
Saçlarını mı kestin?T’as coupé tes cheveux ?
Tom saçlarını genellikle yılda iki ya da üç kez kestirir.Tom se fait habituellement couper les cheveux deux ou trois fois par an.
Güvenlik görevlileri soygun girişiminin önünü kesti.Les agents de sécurité ont déjoué la tentative de braquage.
Şoför bileti kestiğini doğrular.Le chauffeur lui prend le billet.
Bir gün geçirdiği sinir krizinin ardından saçını kesti.Un jour, elle a eu une crise colérique et s'est coupée les cheveux.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.Iran : le parlement vote la rupture de toutes relations diplomatiques avec la Grande-Bretagne.