O, kesinlikle gelmez.He will by no means come.
Olayla ilgili kesin bir rapor hazırladı.He made an accurate report of the incident.
Çok kibar olsa bile ona kesinlikle güvenmiyorum.Even if he's very nice, I don't really trust him.
Onun kesinlikle diğer insanların duygularına saygısı yok.He has absolutely no respect for other people's feelings.
O, konferans boyunca kesinlikle sessiz kaldı.He stayed absolutely silent throughout the conference.
O kesinlikle güvenilir bir adam değil.He is anything but a reliable man.
Cevabı bildiğime kesin gözüyle bakıyordu.He took it for granted that I knew the answer.
Talebimizi kesin bir şekilde reddetti.He rejected our demand flatly.
O, kesinlikle akıllıdır.He certainly is smart.
O bizi görmek için kesinlikle gelecek.He is sure to come to see us.
Kesinlikle birbirlerinden nefret ediyorlar.They absolutely detest each other.
Sorunu kesin olarak hallettiler.They have solved the problem once and for all.
Onlar yeni olanın eski olandan daha iyi olduğuna kesin gözüyle bakıyorlar.They take it for granted that what is new is better than what is old.
Onun orada olduğu kesindir.That she was there is certain.
Onun ne yapacağını kesin olarak bilmiyorum.I do not know for certain what she is going to do.
Kesin gelir.She is certain to turn up.
Oğlu kesinlikle başarılı olacak.Her son is sure to succeed.
Onun içeri girmesine kesinlikle izin vermedi.She flatly refused to let him in.
O kesinlikle turnuvada şampiyonluk kazanacak.For sure, she'll win the championship in the tournament.
O kesinlikle şaşırdı.She is certain to be surprised.
Onun sınavı geçeceği kesindir.She is certain to pass the exam.
Sınavı geçmesi kesin gibi.She is bound to pass the examination.
O kesinlikle zamanında gelecek.She is certain to come on time.
O kesinlikle kırkın yukarısındadır.She is certainly above forty.
Lütfen kesinlikle zamanında gel.Please be sure to come on time.
Fiyatların yükseleceği kesin.It is certain that prices will go up.
Ben kesinlikle size katılıyorum.I agree with you absolutely.
Çeviri kesinlikle kolay değil.Translation is by no means easy.
Cevabı bildiği kesindir.It is clear that he knows the answer.
Dün gece uzun bir elektrik kesintisinden dolayı ödevimi yapamadım.Last night I could not do my homework on account of a long blackout.
Bu kesinlikle bir yanlış anlaşılma. Bana çok fazla kredi veriyorsunuz.That's a misunderstanding, for sure. You're giving me too much credit.
bu arada, ingilizcem kesinlikle ümit vaadetmiyorBy the way, my English is absolutely hopeless.
İnanıyorum ki çok yemediğim müddetçe, kesinlikle kilo vereceğim.I think that as long as I don't overeat, I will certainly lose weight.
"Tekrar kontrol edin." "Kesinlikle.""Please check again." "Certainly."
Evet, o kesinlikle öyledir.Yes, that is most certainly so.
Kesinlikle onu davet etmelisin.You should definitely ask him out.
Liderliğe sahip olmanın, istihdam için önemli bir kriter olduğu kesindir.It is certain that one important criterion for employment is having 'leadership'.
Dörde bölünmüş Çin lahanasını biraz geniş şeritler halinde kesin.Cut the quartered pak-choi into, slightly wide, strips.
O, kesinlikle bir olasılıktır.That's certainly one possibility.
Bu kesinlikle şaşırtıcı.This is certainly surprising.
Salı kesinlikle soğuktu.Tuesday was certainly cold.
Çocuk kesinlikle konuşkan değildi.The boy certainly wasn't talkative.
Neredeyse kesinlikle testi geçecek.She'll almost certainly pass the test.
O ona verdiği sözü kesinlikle tutacaktır.She'll certainly keep the promise she made to him.
Kesinlikle o doğrudur.Certainly she is correct.
O kesinlikle kusursuzdur.She's correct for sure.
Hava bu gece kesinlikle iyi olacak.The weather will be good tonight for sure.
O ölürse ben kesinlikle üzüleceğim.I'll certainly be sad if he dies.
O, kesinlikle cesaretsiz değildir.He is certainly not without courage.
Bu dünyada ölüm ve vergiler hariç hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez.In this world nothing can be said to be certain, except death and taxes.
Söylediğin bana göre kesinlikle mantıksız.What you said makes absolutely no sense to me.
Başarılı olması kesindir.He's certain to succeed.
O, kesinlikle doğru.That's absolutely right.
O harika! Kesinlikle güleceksiniz.It's great! You'll laugh for sure.
Kesinlikle haklısın!You're completely right!
Sen kesinlikle haklısın!You're absolutely right!
Esperanto kesinlikle çok büyük bir zaman kaybı!Esperanto is surely an enormous waste of time!
Onun yarın gelmesi kesin mi?Is it certain that he will come tomorrow?
Söylemek üzere olduğum şey kesinlikle seninle benim aramda.What I'm about to say is strictly between you and me.
Onun söylediği kesinlikle doğrudur.What he says is absolutely correct.