Kesinlikle Tom için oy verirdim.I'd definitely vote for Tom.
Bana kesinlikle nerede yaşadığını söylemelisin, Tom!You absolutely must tell me where you live, Tom!
Bunu yapmak için kesinlikle çok geç.It's definitely too late to do that.
İş hakkında konuşmayı kesin.Stop talking about work.
Kesinlikle buradan çıkmanın zamanı.It's definitely time to get out of here.
Tom'u kesinlikle özleyeceğimizi biliyorum.I know we'll definitely miss Tom.
Onunla ilgili kesinlikle mutlu değilim.I'm certainly not happy about it.
O konuda kesinlikle mutlu değilim.I'm certainly not happy about that.
Bir ara kesinlikle takılmamız gerek.We should definitely hang out sometime.
Ben kesinlikle böyle olduğunu düşünüyorum.I definitely think that's what happened.
Bunu kesinlikle yapmazdım.I certainly wouldn't do that.
Bunu kesinlikle yapmak istemezdim.I certainly wouldn't want to do that.
Tom'un bunu yapacağından kesinlikle emin misin?Are you absolutely sure Tom will do that?
Kesinlikle bu roman basılınca peynir ekmek gibi satılacak.This novel will certainly go like hot cakes when it's published.
Tom ve Mary kesinlikle haklı.Tom and Mary are absolutely right.
Kesinlikle birkaç günlüğüne Boston'da kalacağım.I'll definitely stay in Boston for a few days.
Bu kesinlikle doğru değil.This is simply untrue.
Bu kesinlikle eğlenceli olacak.It'll certainly be fun.
Sami kesinlikle yeni yerini sever.Sami absolutely loves his new place.
Onlar kesinlikle geçecekler.They will certainly pass.
Bunu kesinlikle denemek isterim.I definitely want to try to do that.
Kendinizi rezil etmeyi kesin.Stop making fools of yourselves.
Kesinlikle ilgileniyorum.I'm definitely interested.
Kesinlikle ailesinden bağımsız.He is certainly independent of his parents.
Bugün kesinlikle iyi iş çıkardın.You certainly did well today.
Kesinlikle bir şey duyduk.We definitely heard something.
Kesinlikle kafasız değil, tembel sadece.He is by no means unintelligent. He is just lazy.
İstanbul'dayken kesinlikle Ayasofya'yı ziyaret etmeli.He should definitely visit the Hagia Sophia while he's in Istanbul.
Hayatımda birkaç kez grip olmuştum ama bu kesinlikle en kötüsüydü.I have had the flu a few times in my life, but this time was definitely the worst.
Kesinlikle geleceğiz.We'll definitely come.
Bu kesinlikle iyi bir fikir.That's definitely a good idea.
Cezayir, Kuzey Afrika jeopolitiğinde kesinlikle çok büyük bir oyuncu.Algeria is definitely a huge player in North Africa's geopolitics.
Bunun olacağı kesin gibi.That's almost certain to happen.
Tom'un orada olacağına kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that Tom would be there.
İkincisi kesinlikle daha iyi olacak.The second will surely be better.
Tom'un bunu yapmayacağına kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that Tom wouldn't do that.
Bu kesinlikle izlemen gereken bir film.This is definitely a movie you should watch.
Zor bir karşılaşma olacak, orası kesin.It'll be a hard game, that's for certain.
Problemi çözmenin en kesin yolu bu.It's the most surefire way to solve the problem.
Kesinlikle kazanmamız gereken bir karşılaşmaydı.This was a game we had to win.
Bu henüz kesin değil.This isn't certain yet.
Eğer ben senin yerinde olsaydım bunu kesinlikle bugün yapardım.I'd definitely do that today if I were you.
Eğer ben senin yerinde olsaydım Tom'dan kesinlikle yardım etmesini isterdim.I'd definitely ask Tom to help if I were you.
Resim Ziri'yi kesinlikle dehşete düşürdü.The picture absolutely horrified Ziri.
Kesinlikle William'ın yapabileceği hiçbir şey yoktu.There was absolutely nothing William could do.
Kesinlikle cevap almadım.I got absolutely no reply.
Bir şey köpekleri kesinlikle korkuttu.Something spooked the dogs for sure.
"'Kesinlikle Sayısal oynamam'"."'Kesinlikle Sayısal oynamam'".
Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.His is the Decision, and to Him you (all) shall be returned.
Osimo Antlaşması, bu durumu sadece kesinleştiriyordu.The Treaty of Osimo merely made the situation definitive.
Milyar teriminin anlamı kesindir ve daima 109 anlamına gelir.The term milliard is unambiguous and always means 109.
Kesin gerçek budur işte."O iddialar gerçek çıktı!".
Kesin Jimmy Olsen gibi hissederdim.You must feel like Jimmy Olsen.
Sonunda sıralamada beşinci olarak bitirdim ve bu kesinlikle kolay alınan bir yer değil.So, I've ended up fifth on the grid, which is definitely not an easy place to be.
1977'den beri karate kesintisiz olarak oyunlarda yer aldı.Since 1977, karate has participated uninterrupted.
Bir intihar notu da keşfedildi, ancak kesin ölüm zamanı bilinmiyor.A suicide note was also discovered, but the exact time of death is not known.
18nci etaptan sonra Aimar'ın zaferi bir felaket olmadığı takdirde kesindi.After stage 18 Aimar's victory was certain barring disaster.
Sağlık sorunları 1905'te kısa bir süre eğitimini kesintiye uğrattı.Health problems interrupted his education for a short time in 1905.
Eğer (3) doğru ise, biz şu an kesinlikle bir simülasyonun içerisinde yaşıyoruz.If (3) is true, then we almost certainly live in a simulation.
Devam etmeniz kesinlikle çok önemli.It is absolutely essential that you continue.