Susan gelmeyebilir, ama Betty kesinlikle gelecek.Susan may not come, but Betty certainly will.
George'un geleceği kesindir.That George will come is certain.
Jack bu sefer kesin başaracak.Jack is bound to succeed this time.
Jim'in o gün evde kaldığı kesin.It is certain that Jim stayed at home that day.
Böyle devam etmek benim için kesinlikle imkansızdır.It's absolutely impossible for me to go on like this.
Kesin olarak içkiyi bırakacağım.I'll give up drinking once and for all.
Bu gerçekler kesin.These facts are certain.
Bu kesinlikle kolay okunmuyor.This is by no means easy reading.
Bu metot kesin çalışacaktır.This method is sure to work.
Bu uçak Tokyo'ya kesintisiz uçar.This plane flies nonstop to Tokyo.
Bu, kesinlikle sizinle aynı fikirde olmadığımız yer.This is where we absolutely disagree with you.
Bu karar kesindir.This decision is final.
Burada sigara içmek kesinlikle yasaktır.Smoking is strictly forbidden here.
Kesinlikle toplantıya katılacak.He will certainly attend the meeting.
Hava kesin yağışlı olacak.The weather is sure to be wet.
Kesin yağmur yağacak.It's going to rain, for sure.
Yağmur yağması kesin gibi.It's bound to rain.
Bob kesinlikle toplantıya katılacak.Bob will certainly attend the meeting.
Geyik yapmayı kesin, işinize dönün.Cut the chit-chat and get to work.
Söylentinin kesin bir yalan olduğunu kanıtlandı.The rumor proved to be an absolute lie.
Annem kesinlikle hayır diyecek.My mother is certain to say no.
O politikacı kesinlikle dürüst değil.That politician is by no means honest.
Şu kız kesinlikle çalışkan bir işçi.That girl is certainly a hard worker.
Bize katılacağına kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that you would join us.
Kesinlikle haklısın.You are absolutely right.
Söylediğin kesinlikle yanlış.What you are saying is absolutely wrong.
Senin planın başarılı olacağı kesin.Your plan is sure to succeed.
Planınız kesinlikle başarılı olacak.Your plan is sure to succeed.
Sınavı geçeceğin kesindir.That you will pass the exam is certain.
Bir daha bu adamla kesinlikle konuşmayacağım!I absolutely will not speak to that fellow again!
" İçeri girebilir miyim?" "Evet, kesinlikle. ""May I come in?" "Yes, certainly."
" Pencereyi açmanızın bir sakıncası var mı?" "Kesinlikle yok.""Would you mind opening the window?" "Certainly not."
" Sakıncası yoksa sigara içebilir miyim?" "Kesinlikle olmaz.""Do you mind if I smoke?" "Certainly not."
O tamamen kesin değildir.It isn't totally exact.
Kesinlikle iyi piyano çalıyorsun.You certainly play the piano well.
Partime geleceğine kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you would come to my party.
Dedektif adamın suçuyla ilgili kesin kanıtı buldu.The detective found absolute proof of the man's guilt.
Ayda bir milyon yen kazanmak kesinlikle olanaksızdır.It's by no means impossible to earn one million yen a month.
Trafik akışında bir kesinti yoktu.There was no gap in the stream of traffic.
Şimdi elektrik kesintisi olursa ne olur?What will happen if there's power failure now?
Bugün kesinlikle hoş bir gün.Today is certainly a pleasant day.
Bence takımımızın kazanacağı kesin.I think it certain that our team will win.
Biz her akla uygun yöntemi denedik, ama kesinlikle hiçbir şey işe yaramıyor.We've tried every conceivable method, but absolutely nothing works.
Bizim kesinlikle ortak bir şeyimiz yok.We have absolutely nothing in common.
Bize katılacağına kesin gözüyle bakıyorduk.We took it for granted that he would join us.
Biz onun bizimle geleceğine kesin gözüyle baktık.We took it for granted that he would come with us.
Emirlerim kesindir.My orders are absolute.
Onunla ilişkimi tamamen bitirmeye kesin karar verdim.I resolved to break up with her cleanly.
Henüz kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain yet.
Mary'nin ciddi olarak hasta olduğundan kesinlikle eminim.I know for certain that Mary is seriously ill.
Bir yolculuğa yalnız gitmemin kesinlikle imkanı yok.There is absolutely no way that I would go on a trip alone.
Elimden gelenin en iyisini yapacağıma kesin karar verdim.I resolved I would do my best.
Ben kesin olarak biliyorum.I know it for a fact.
Kesin tarihten emin değilim.I'm not sure of the exact date.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Mektubumu aldığına kesin gözle bakıyordum.I took it for granted that she had received my letter.
Onun geleceğine kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that she would come.
Ben onun ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain when he will come.
Nerede yaşadığını kesin olarak söyleyemem.I cannot say for sure where he lives.
Onun kim olduğunu kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain who he is.