Kılıcı çıkarmak isterken kızı da elini keser ve o da zehirlenir.Ако дете я пипне и си оближе ръката, то може да се отрови.
Köy adlarının Türkçeleştirilmesi sırasında köy adı Kesertaş olarak değiştirilmiştir.Носят се предания, че по време на турското потисничество селото е носело името Селище.
II. Charles erken davranarak bu yasanın önüne keser ve Oxford Parlamentosunu kapatır.Чарлз превзема Оксфорд и установява там щаба си, за да подготви настъплението към Лондон.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Tvoje je da mu popravljaš odjeću.
İsterse nafile kurbanı keser, isterse Mekke ve Medine'deki kutsal yerleri gezer.Pod njegovu je vlast pao i Hidžas sa svetim mjestima Mekom i Medinom.
Beldeye daha sonradan Faraşlı ve Keser köyleri de katılmıştır.Posve je zapostavljeno nacionalno i seljačko pitanje.
Haseki olan bostancı ise kendi eliyle kurban keserdi.Većina pauka ugrize čovjeka u samoobrani.
Dişi, 3 aylıkken yavruları sütten keser ve onlara avlanma dersleri vermeye başlar.Mláďa je po troch mesiacoch odstavené a učí sa loviť.
Luke eğitimini yarıda keser çünkü Leia ile Han'ın tehlikede olduğunu hisseder.Na Millenium Falcon ucíti Leia vďaka Sile, že Luke je v nebezpečenstve.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Molekulo DNK razcepijo približno 20-30 baznih parov stran od prepoznavnega mesta.
Bazı ribonükleazlar diziye spesifik olarak RNA'yı keserler.Ribocimi katalizirajo le izrezovanje RNA.
Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser.Tuomet, netekęs kantrybės, jis ištraukė kardą ir mazgą perkirto pusiau.
Önce bileklerini keserek intihara teşebbüs ettiyse de başaramadı.Pradėjus krikti nervams, jis mėgina nusinuodyti, tačiau ir tai nepavyksta.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Ensüüm lõikab DNA-d 20–30 aluspaari kauguselt seondumisalast.
Bu teknik zamanda devamlılığı keser ve şaşırtıcı bir efekt üretir.Sellega ironiseerib ta sündmuste üle ja loob võõrandumisefekti.
Starkiller saldırının önünü keser.Seejärel Skrzynecki peatas vasturünnaku.
Bu da Keser'in Almanya kariyerindeki en büyük başarı oldu.See oli suurim kaotus Roger II karjääri jooksul.
Kurbanları tekbirler ve keser.Rikked jagunevad lõhedeks ning murranguteks.
Toby ise Sweeney'i boğazını ustura ile keserek öldürür.Lõpuks lõikab Sweeney Todd ka endal kõri läbi, otse ammuse armastatu ees.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20년 전이었으면, 아마 제 다리를 잘라내고 그저 기도했겠죠. 15%의 생존률이었으니까요.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 anni fa, i dottori mi avrebbero tagliato la gamba e sperato, e il tasso di sopravvivenza era del 15%.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 lat tamu obcięto by mi nogę z nadzieją na 15 procent szans na przeżycie.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.20 лет назад доктора оттяпали бы мне ногу и молились бы, потому что выживаемость была 15%.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.Hace 20 años los médicos me hubieran amputado la pierna; había un 15% de supervivencia.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.Преди 20 години, лекарите щяха да ми отрежат крака и да се надяват, че ще има 15 процента оцеляване.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.לפני 20 שנה, היו הרופאים קוטעים את רגלי ומקווים לטוב, והיה סיכוי של 15 אחוזים לשרוד.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.منذ 20 عام كان الاطباء سيقطعون رجلي كحل لهذه المشكلة ومع توقع بالاستمرار على قيد الحياة بنسبة 15%
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.祈ったでしょう 生存率は15 %でした それが 1980 年代になって
56.5 noktasında kesersek, minimum nokta bulmuş oluruz.Así que si la cortamos en 56,5, estamos realmente en un punto mínimo.
56.5 noktasında kesersek, minimum nokta bulmuş oluruz.Assim uma é igual a 56,5. Então se podemos cortá-la em 56,5, estamos realmente em um ponto de mínimo.
56.5 noktasında kesersek, minimum nokta bulmuş oluruz.Jeśli przetniemy drut w odległości 56,5, będziemy w minimum.
56.5 noktasında kesersek, minimum nokta bulmuş oluruz.Wenn wir es also bei 56,5 abschneiden, sind wir tatsächlich bei einem Minimum.
56.5 noktasında kesersek, minimum nokta bulmuş oluruz.فاذا قمنا بقصه على 56.5، اننا في الواقع على نقطة صغرى
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Eu só não iria cortar em um lugar como esse porque aí não tem a distância máxima.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Ik zou hem alleen niet knippen op een plek als deze want dat is niet op het breedste punt.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Jen ho nesmíme přestřihnout někde jako například zde, neboť to by nebylo přes nejširší místo.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.하지만 이런 곳은 자르지 않겠죠 왜냐하면 가장 긴 거리가 아니니까요
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Len ho nesmiem prestrihnúť niekde ako napríklad tu, lebo to by nebolo najširšie miesto.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Men jag skulle inte skära den så här För det skulle inte vara bredaste bredden
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Semplicemente non lo taglierei in un posto tipo questo perche' non sarebbe il punto piu' largo.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Z pewnością nie będę przecinał go w tym miejscu, ponieważ nie jest to jego najdłuższa szerokość.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Если бы мы просто разрезали его в самом широком месте, чему бы равнялось это расстояние?
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Я просто не розділятиму коло ось так, бо це не будуть найвіддаленіші точки.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.אני לא יכולתי לחתוך את זה בסתם מקום כמו זה מכיוון שזה לא היה בחלק הכי רחב.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.لن اقوم بقصها في اي مكان هكذا لأن هذا لن يكون على طول اوسع نقطة فيها
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.最も広い線にならない場所では切りません。 最も広く、切ることができる複数の場所があります。
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew bucăţi lumânare subţire în fălcile
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew cắt giảm côn trong hàm
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew corta el cono en las quijadas
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew corta o atarraxamento nas mandíbulas
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew coupe le cône dans la mâchoire
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew csökkenti a kúpos az állkapcsa
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew kawałki stożek w szczęki
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew leikkaa kartio leuat
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew schneidet den Konus in den Rachen
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew skærer tilspidsning i kæberne
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew škrty kužel v čelistech
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew taglia il cono nelle ganasce
Andrew konik jaws olarak keser.Andrew κόβει το κωνικό στα σαγόνια
Andrew konik jaws olarak keser.앤드류는 문 턱에서 테이퍼 컷