Ama bu... Kraliçe Myeong Seong'un kesesi değil mi?Αυτό... είναι το πουγκί που άφησε ο Αυτοκράτορας Μιονγκ Σεονγκ;
Ama bu... Kraliçe Myeong Seong'un kesesi değil mi?اليس هذه حقيبة الامبراطورة ميسونغ؟
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Ale cała magia tkwi w tej wkładce z parafiną.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Ale mágia je v tomto vaku z vosku.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde. Bu faz-değiştiren bir materyal.Но волшебство заключается во вставке из воска, которую можно многократно использовать.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.De a varázslat ebben a viasz-erszényben van.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Het geheim zit in dit zakje met was.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Hlavní kouzlo ale spočívá v tomto sáčku s voskem.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.하지만 중요한건 이 왁스 주머니입니다
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Le secret est dans cette poche de cire.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Magia lui sta in acest saculet cu ceara.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Ma la magia sta in questo sacchetto di cera.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Mas a magia está nesta bolsa de cera.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Mutta sen taika piilee tässä vahapussissa.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Nhưng điều kỳ diệu nằm ở túi sáp này.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Pero la magia está en esta bolsa de cera.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Sein Geheimnis aber ist dieser Wachsbeutel.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Tapi keajaibannya terletk pada kantung lilinnya.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Αλλά η μαγεία είναι σε αυτόν το θύλακα κεριού.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Але магія полягає у вставці з воску,
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.Но магията е в тази кесия от восък.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.אבל הקסם הוא בכיס השעווה הזה.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.لكن سحر هذه الحقيبة يكمن في انها من الشمع.
Ama bütün sihiri bu materyal kesesinde.パックにあります
Ama kese hakkında olmadığından eminim. Çok iyi oldu.Αλλά γνωρίζω ότι σίγουρα δεν έχει σχέση με το πουγκί.
Ama kese hakkında olmadığından eminim.De abban biztos vagyok, hogy nem az erszényről van szó.
Ama kese hakkında olmadığından eminim.Mais je suis certaine que ce n'est pas au sujet de la bourse.
Ama kese hakkında olmadığından eminim.لكن ما انا متيقنة منه ان الحقيبة ليست السبب
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Din arm räddade dig, men... ...mitt svärd skär igenom din arm.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Din arm reddede dig, men - - mit sværd skærer igennem din arm.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Mas... ... a minha espada pode cortar aquele braço.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.¡Pero... ...mi fiel espada corta incluso el acero!
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Quel braccio ti ha salvato. Ma... La mia spada può tagliare anche quel braccio.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Ta ręka cię właśnie uratowała. Ale mój miecz może ją przeciąć.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Tuo käsi juuri pelasti sinut, mutta miekkani leikkaa sen läpi.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Αλλά... ...το σπαθί μου μπορεί να κόψει αυτό το χέρι.
Ama... ...kılıcım o kolu kesebilir.Но... ...мой меч может разрубить эту руку.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Eu só não iria cortar em um lugar como esse porque aí não tem a distância máxima.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Ik zou hem alleen niet knippen op een plek als deze want dat is niet op het breedste punt.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Jen ho nesmíme přestřihnout někde jako například zde, neboť to by nebylo přes nejširší místo.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.하지만 이런 곳은 자르지 않겠죠 왜냐하면 가장 긴 거리가 아니니까요
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Len ho nesmiem prestrihnúť niekde ako napríklad tu, lebo to by nebolo najširšie miesto.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Men jag skulle inte skära den så här För det skulle inte vara bredaste bredden
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Semplicemente non lo taglierei in un posto tipo questo perche' non sarebbe il punto piu' largo.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Z pewnością nie będę przecinał go w tym miejscu, ponieważ nie jest to jego najdłuższa szerokość.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Если бы мы просто разрезали его в самом широком месте, чему бы равнялось это расстояние?
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.Я просто не розділятиму коло ось так, бо це не будуть найвіддаленіші точки.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.אני לא יכולתי לחתוך את זה בסתם מקום כמו זה מכיוון שזה לא היה בחלק הכי רחב.
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.لن اقوم بقصها في اي مكان هكذا لأن هذا لن يكون على طول اوسع نقطة فيها
Ama örneğin eğer böyle kesersem çemberin en uzun yeri olmuş olmaz.最も広い線にならない場所では切りません。 最も広く、切ることができる複数の場所があります。
Ama şimdi, bu düzlem bu doğruyu kesecek. -Mas agora, este plano interceptará esta linha
Ama şimdi, bu düzlem bu doğruyu kesecek. -Pero ahora, este plano va a interserctar a esta línea.
Ama şimdi, bu düzlem bu doğruyu kesecek. -لكن الآن، هذا السطح سيتقاطع مع هذا الخط. ...
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ale mimo tego, dalej karmiła swoje trzy małe tasmańskie diabły w swojej tobie.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.A přesto krmila tři mláďata ve svém vaku.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ennek ellenére három tasmaniai ördög kölyköt táplált az erszényében.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Et pourtant, elle nourrissait trois petits bébés dans sa poche.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.그럼에도 불구하고 이 암컷 데블은 자기 주머니에 있는 세 마리의 태즈매니아 데블에게 젖을 주고 있었습니다
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Namun, dia masih memberi makan ketiga bayi Tasmanian devil di kantungnya.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.No entanto, continuava a amamentar os três diabos da Tasmânia bebés na sua bolsa.