Ana içeriğe geç
Sözlük

kente ile cümle

kente kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonunda kente girdiler.Pateko į miesto ligoninę.
İlçeler toplam 127 kente ve 429 belediyeye bölünmüştür.Rajonai savo ruožtu skirstomi į 429 apylinkes ir 22 miestus.
Bu sayede ertesi gün Atinalılar kente girebildiler.Vėliau vakarinę regiono dalį apgyvendino indoeuropiečiai palai.
Persler kente çekildiler ve orada kuşatıldılar.Jos buvo sujungtos į rajonus, apskritis.
Susannah kente tamamen yabancıdır.Adžmanas – ramus provincijos miestelis.
Susannah kente tamamen yabancıdır.Guangzhou on allprovintsilinn.
Sonunda kente girdiler.Lõpuks tungisid türklased linna.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.A restség miatt elhanyatlik a házfedél, és a kezek restsége miatt csepeg a ház.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Công lao kẻ ngu muội làm cho mệt nhọc chúng nó, vì chẳng biết phải bắt đường nào đặng đi đến thành.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Công_lao kẻ ngu_muội làm cho mệt_nhọc chúng_nó , vì chẳng biết phải bắt đường nào đặng đi đến thành .
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Cuma orang bodoh yang tak tahu jalan ke rumahnya, ia bekerja keras dengan tak henti-hentinya
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Dårens Flid gør ham træt, thi end ikke til Bys ved han Vej.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Dårens möda bliver honom tung, ty icke ens till staden hittar han fram.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Dårens strev tretter ham, han som ikke engang vet veien til byen.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Die Arbeit der Narren wird ihnen sauer, weil sie nicht wissen in die Stadt zu gehen.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Een dwaas raakt ondersteboven van een klein beetje werk, omdat hij niet eens weet hoe hij het moet aanpakken.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.El duro trabajo fatiga al necio, de manera que él ni siquiera sabe cómo ir a la ciudad
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Głupi pracują aż do ustania, a przecie nie mogą dojść do miasta.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.우매자들의 수고는 제각기 곤하게 할 뿐이라 저희는 성읍에 들어갈 줄도 알지 못함이니라
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.La fatica dello stolto lo stanca; poiché non sa neppure andare in città
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Le travail de l`insensé le fatigue, parce qu`il ne sait pas aller à la ville.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Oma vaivannäkö väsyttää tyhmän, joka ei osaa kaupunkiinkaan kulkea.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.O trabalho do tolo o fatiga, de sorte que não sabe ir � cidade.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Práca bláznov ho unavuje, blázna, ktorý nevie ani len odísť do mesta.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Práce bláznů k ustání je přivodí, nebo neumí ani do města trefiti.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Truda nebunului oboseşte pe celce nu cunoaşte drumul spre cetate.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Trud bedaka izmozgava, ker niti ne ve, kako bi šel v mesto.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Ο μοχθος των αφρονων απαυδιζει αυτους, επειδη δεν εξευρουσι να υπαγωσιν εις την πολιν.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Труд глупого утомляет его, потому что не знает даже дороги в город.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Трудът на безумните ги уморява, Понеже ни един от тях не знае пътя за града.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.עמל הכסילים תיגענו אשר לא ידע ללכת אל עיר׃
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.تعب الجهلاء يعييهم لانه لا يعلم كيف يذهب الى المدينة
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.凡 愚 昧 人 、 他 的 勞 碌 使 自 己 困 乏 . 因 為 連 進 城 的 路 他 也 不 知 道
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.凡 愚昧 人 、 他 的 勞碌 使 自己 困乏 . 因 為連進 城 的 路 他 也 不 知道
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.A do któregokolwiek miasta weszlibyście, a przyjęliby was, jedzcie, co przed was położą;
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.A do ktoréhokoľvek mesta vojdete, a prijmú vás, jedzte, čo sa vám predloží,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Ale do kteréhožkoli města vešli byste a přijali by vás, jezte, což před vás předloží.
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Als jullie in een stad gastvrij worden ontvangen, moet je dit doen: Eet zonder bezwaar wat je wordt voorgezet.
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Dans quelque ville que vous entriez, et où l`on vous recevra, mangez ce qui vous sera présenté,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.En cualquier ciudad donde entréis y os reciban, comed lo que os pongan delante
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.És valamely városba bementek, és befogadnak titeket, azt egyétek, a mit elõtökbe adnak:
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Hễ các ngươi vào thành nào , mà người_ta tiếp_rước , hãy ăn đồ họ sẽ dọn cho .
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Hễ các ngươi vào thành nào, mà người ta tiếp rước, hãy ăn đồ họ sẽ dọn cho.
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.În oricare cetate veţi intra şi unde vă vor primi oamenii, să mîncaţi ce vi se va pune înainte;
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.In v katerokoli mesto pridete in vas sprejmo, jejte, kar vam postavijo,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Ja mihin kaupunkiin te tulettekin, missä teidät otetaan vastaan, syökää, mitä eteenne pannaan,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.어느 동네에 들어가든지 너희를 영접하거든 너희 앞에 차려놓는 것을 먹고
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Och när I kommen in i någon stad där man tager emot eder, så äten vad som sättes fram åt eder,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Og hvor I komme ind i en By. og de modtage eder, spiser der, hvad der sættes for eder;
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Og hvor I kommer inn i en by og de tar imot eder, der skal I ete hvad de setter frem for eder,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Quando entrerete in una città e vi accoglieranno, mangiate quello che vi sarà messo dinanzi
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Também, em qualquer cidade em que entrardes, e vos receberem, comei do que puserem diante de vós.
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Und wo ihr in eine Stadt kommt und sie euch aufnehmen, da esset, was euch wird vorgetragen;
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.Και εις ηντινα πολιν εισερχησθε και σας δεχωνται, τρωγετε τα παρατιθεμενα εις εσας,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.И если придете в какой город и примут вас, ешьте, что вам предложат,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.И като влизате в някой град, и те ви приемат, яжте каквото ви сложат,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.І в которий город увійдете, й приймуть вас, їжте що поставлять перед, вами,
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.וכל עיר אשר תבאו בה וקבלו אתכם אכלו שם את אשר ישימו לפניכם׃
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.واية مدينة دخلتموها وقبلوكم فكلوا مما يقدّم لكم.
‹‹Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulanı yiyin.無 論 進 那 一 城 、 人 若 接 待 你 們 、 給 你 們 擺 上 甚 麼 、 你 們 就 喫 甚 麼
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod