Ana içeriğe geç
Sözlük

kente ile cümle

kente kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Едни се скитат по пустинята, по усамотен път, Без да намират населен град
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.תעו במדבר בישימון דרך עיר מושב לא מצאו׃
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.‎تاهوا في البرية في قفر بلا طريق. لم يجدوا مدينة سكن‎.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.他 們 在 曠 野 荒 地 漂 流 、 尋 不 見 可 住 的 城 邑
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.他 們在 曠野 荒地 漂流 、 尋 不 見 可住 的 城邑
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.Když pak ony odešly, aj, někteří z stráže přišedše do města, oznámili předním kněžím všecko, co se stalo.
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.여자들이 갈제 파숫군 중 몇이 성에 들어가 모든 된 일을 대제사장들에게 고하니
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.Когда же они шли, то некоторые из стражи, войдя в город, объявили первосвященникам о всем бывшем.
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.Як же йшли вони, аж ось деякі з сторожі, прийшовши в город, сповістили архиєреїв про все, що сталось.
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.ויהי בלכתן והנה אנשים מן המשמר באו העירה ויגידו לראשי הכהנים את כל הנעשה׃
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.وفيما هما ذاهبتان اذا قوم من الحراس جاءوا الى المدينة واخبروا رؤساء الكهنة بكل ما كان.
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.他 們 去 的 時 候 、 看 守 的 兵 、 有 幾 個 進 城 去 、 將 所 經 歷 的 事 、 都 報 給 祭 司 長
Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.他 們去 的 時候 、 看守 的 兵 、 有 幾個進 城去 、 將所經歷 的 事 、 都報給 祭司 長
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››«Alzati, và a Ninive la grande città e annunzia loro quanto ti dirò»
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Kelj fel, menj Ninivébe, a nagy városba, és hirdesd néki azt a beszédet, a mit én parancsolok néked.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››일어나 저 큰 성읍 니느웨로 가서 내가 네게 명한 바를 그들에게 선포하라 하신지라
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Levanta-te, e vai � grande cidade de Nínive, e lhe proclama a mensagem que eu te ordeno.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››"Levántate y ve a Nínive, la gran ciudad, y proclámale el mensaje que yo te daré.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Lève-toi, va à Ninive, la grande ville, et proclames-y la publication que je t`ordonne!
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Mache dich auf, gehe in die große Stadt Ninive und predige ihr die Predigt, die ich dir sage!
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Ngươi khá chờ dậy ! Hãy đi đến thành lớn Ni-ni-ve , và rao cho nó lời ta đã dạy cho ngươi .
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Ngươi khá chờ dậy! Hãy đi đến thành lớn Ni-ni-ve, và rao cho nó lời ta đã dạy cho ngươi.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››"Nouse ja mene Niiniveen, siihen suureen kaupunkiin, ja saarnaa sille se saarna, minkä minä sinulle puhun".
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››,,Scoală-te, du-te la Ninive, cetatea cea mare, şi vesteşte acolo strigarea pe care ţi -o voi da!``
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Stå op, gå til Ninive, den store stad, og rop ut i den de ord som jeg vil tale til dig!
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››"Stå op og gå til Nineve, den store Sfad, og udråb over den, hvad jeg tilsiger dig!"
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››»Stå upp och begiv dig till Nineve, den stora staden, och predika för den vad jag skall tala till dig.»
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Vstaň, idi do Ninive, do toho veľkého mesta, a káž proti nemu kázeň, ktorú ti ja budem hovoriť.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Vstani, pojdi v Ninive, mesto veliko, in jim kliči oznanilo, ki ti ga povem.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Vstaň, jdi do Ninive města toho velikého, a kaž proti němu to, což já poroučím tobě.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››встань, иди в Ниневию, город великий, и проповедуй в ней, что Я повелел тебе.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››Стани, иди в големия град Ниневия, и възгласи му проповедта, която ти казвам.
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››קום לך אל נינוה העיר הגדולה וקרא אליה את הקריאה אשר אנכי דבר אליך׃
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››قم اذهب الى نينوى المدينة العظيمة وناد لها المناداة التي انا مكلّمك بها
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››你 起 來 、 往 尼 尼 微 大 城 去 、 向 其 中 的 居 民 宣 告 我 所 吩 咐 你 的 話
‹‹Kalk, Ninovaya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir.››你 起來 、 往 尼尼微 大城 去 、 向 其中 的 居民 宣告 我 所 吩咐 你 的 話
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Allora essi si stracciarono le vesti, ricaricarono ciascuno il proprio asino e tornarono in città
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Azok pedig meghasogaták ruhájokat, és kiki megterhelé a maga szamarát, és visszatérének a városba.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Då revo de sönder sina kläder och lastade åter var och en sin åsna och vände tillbaka till staden.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Da sønderrev de deres Klæder, og efter at have læsset Sækkene hver på sit Æsel vendte de tilbage til Byen.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Da sønderrev de sine klær og lesste hver på sitt asen og vendte tilbake til byen.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Da zerrissen sie ihre Kleider und belud ein jeglicher seinen Esel und zogen wieder in die Stadt.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.De broers scheurden in wanhoop hun kleren, laadden de zakken weer op hun ezels en gingen terug naar de stad.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Ei şi-au rupt hainele, şi -a încărcat fiecare măgarul, şi s'au întors în cetate.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Ellos rasgaron sus vestiduras, y después de cargar cada cual su asno, volvieron a la ciudad
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Então rasgaram os seus vestidos e, tendo cada um carregado o seu jumento, voltaram � cidade.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Ils déchirèrent leurs vêtements, chacun rechargea son âne, et ils retournèrent à la ville.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.그들이 옷을 찢고 각기 짐을 나귀에 싣고 성으로 돌아오니라
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Mỗi người xé áo mình ra , chất bao lúa lên lưng lừa , rồi cùng trở_lại thành .
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Mỗi người xé áo mình ra, chất bao lúa lên lưng lừa, rồi cùng trở lại thành.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Silloin he repäisivät vaatteensa, kuormasivat kukin tavaransa aasinsa selkään ja palasivat kaupunkiin.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Tedaj raztrgajo oblačila svoja in nalože tovor vsak na svojega osla, in se vrnejo v mesto.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Tedy oni rozdarli szaty swoje, i włożywszy brzemię każdy z nich na osła swego, wrócili się do miasta.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Tedy oni roztrhše roucha svá, vložil každý břímě na osla svého, a vrátili se do města.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Vtedy roztrhli svoje rúcha, a každý naložil svoj náklad na svojho osla, a vrátili sa do mesta.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Τοτε εσχισαν τα ιματια αυτων και φορτωσαντες εκαστος τον ονον αυτου, επεστρεψαν εις την πολιν.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.И разодрали они одежды свои, и, возложив каждый на осла своего ношу, возвратились в город.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Тогава раздраха дрехите си, натовариха всеки осела си, и се върнаха в града.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.ויקרעו שמלתם ויעמס איש על חמרו וישבו העירה׃
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.فمزقوا ثيابهم وحمّل كل واحد على حماره ورجعوا الى المدينة
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kente ile cümle - Sayfa 13 - kente kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App