Tom kendisini savunamadı.Tom couldn't defend himself.
Tom Mary'yi kendisiyle partiye gitmeye ikna etti.Tom convinced Mary to go to the party with him.
Gilles üzgün görünüyor! Kendisine ne yaptı?Gilles looks a sorry sight! What did he do to himself?
Her şeyi kendisi yapamaz.He can't do everything himself.
İnsan kendi kaderini kendisi çizer.Life is what you make it.
Tom'u kendisine zarar vermekten durdurmak için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something to stop Tom from hurting himself.
Ona söylemedim. O, kendisi öğrendi.I didn't tell him. He found out by himself.
Tom kendisi için çok büyük olan giysiler giyiyor.Tom is wearing clothes that are too big for him.
Tom Mary'nin kendisiyle kaçmasını istedi.Tom asked Mary to run away with him.
Tom Mary'nin kendisiyle tenis oynamasını istedi.Tom asked Mary to play tennis with him.
Tom kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.Tom asked Mary to go out to have dinner with him.
Tom ofisini temizlemesi için Mary'nin kendisine yardım etmesini istedi.Tom asked Mary to help him clean his office.
Tom kendisine karşı gelinmesinden hoşlanmaz.Tom doesn't like being contradicted.
Ölüm korkusu ölümün kendisinden daha kötüdür.Fear of death is worse than death itself.
Tom oraya bizzat kendisi gitti.Tom went there in person.
Tom kendisiyle zıtlaşılmasından hoşlanmaz.Tom doesn't like to be contradicted.
Tom son birkaç gün kendisi gibi davranmadı.Tom hasn't been himself the last few days.
O bunu kendisi için yaptı, benim için değil.He did it for himself, not for me.
Tom kendisini çok ciddiye alır.Tom takes himself too seriously.
Tom kendisine saldırana çekiçle vurdu.Tom hit his attacker with a hammer.
Tom Mary'nin kendisini izleyip izlemediğini görmek için baktı.Tom looked to see if Mary was watching him.
Tom kendisiyle evlenmemi istedi.Tom has asked me to marry him.
Tom Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi.Tom has asked Mary to marry him.
Tom kendisiyle evlenmemi isteyecek.Tom is going to ask me to marry him.
Tom Mary'nin kendisiyle evlenmesini isteyecek.Tom is going to ask Mary to marry him.
Tom kendisine yardım edecek birini arıyor.Tom is looking for someone to help him.
Tom Mary'nin kendisine verdiği kağıt parçasını açmaya başladı.Tom started to unfold the piece of paper Mary handed him.
Tom Mary'nin kendisini beklediğini fark etti.Tom realized Mary was waiting for him.
Tom'un kendisi için odası vardı.Tom had the room to himself.
Tom yeri kendisine aldı.Tom had the place to himself.
Tom bunu kendisi çözmesi gerekiyor.Tom needs to sort it out himself.
Tom ev ödevinde kendisine yardım etmesi için hâlâ Mary'yi ikna etmeye çalışıyor.Tom is still trying to convince Mary to help him with his homework.
Tom aynada kendisine bakıyor.Tom is looking at himself in the mirror.
Çevirmen sürekli olarak kendisi hakkında yeni şeyler öğrenir.The translator constantly learns new things about himself.
Tom kendisi ve Mary için şampanya doldurdu.Tom poured champagne for himself and Mary.
Tom hemen hemen kendisi için saklar.Tom pretty much keeps to himself.
Tom onu kendisi için saklayacağına söz verdi.Tom promised to keep it to himself.
Tom üç çocuğu kendisi büyüttü.Tom raised the three children by himself.
Tom geçen gece kendisini kafasından vurdu.Tom shot himself in the head last night.
Tom bu sabah kendisini vurdu.Tom shot himself this morning.
Tom kendisiyle parka gitmesi için Mary'ye ulaşmaya çalıştı.Tom tried to get Mary to go to the park with him.
Ziyaretçilerin, kendisini aldattığının farkına vardı.He realized that the visitors had tricked him.
Tom Mary'nin kendisiyle gitmesini istedi.Tom asked Mary to go with him.
Tom Mary'nin kendisini sevdiğini söylemesini istedi.Tom wanted Mary to say that she loved him.
Tom kendisinden bekleneni fark etmedi.Tom didn't realize what was expected of him.
Tom birinin kendisini izleyip izlemediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.Tom looked over to his shoulder to see if anyone was following him.
Kendisi oraya yalnız gitmeye karar verdi.He himself decided to go there alone.
Son sözü hep kendisi söylemek ister.He always wants to have the last word.
Tom Mary'nin haklı, kendisininse hatalı olduğunu kabul etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit that Mary was right and that he was wrong.
O, bulaşıkları kendisi yıkadı.She washed the dishes herself.
Kapı kendisi açıldı.The door opened by itself.
Tom, kendisine başka bir şans vermesi için Mary'ye yalvardı.Tom pleaded with Mary to give him another chance.
Ödevini kendisinin yapmış olması pek olası değil.It's unlikely that he did his homework himself.
Cehalet, kendisinden muzdarip olanlarca fark edilmez.Ignorance is invisible to those who suffer from it.
Korkacak bir şeyin yok, korkunun kendisi hariç.You have nothing to fear but fear itself.
Tom kendisini konuşmaya zorladı.Tom forced himself to speak.
Tom'un özel hayatı onun kendisine aittir.Tom's personal life is his own.
Tom Mary'nin kendisine söylediğinin doğru olmadığını biliyordu.Tom knew what Mary had told him wasn't true.
Tom asla bize kendisi hakkında çok şey söylemedi.Tom never told us much about himself.
Tom'un bunu kendisinin yapabilmesinin gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should be able to do that by himself.