Ben Tom'a onu kendisi tutmasını söyledim.I told Tom to handle it himself.
Tom yarın kendisinin geleceğini söylüyor.Tom says he'll come tomorrow.
Tom onu kendisi için istiyor.Tom wants it for himself.
Kendisini tekrar eden tarihtir.It is history which repeats itself.
Kendisini tekrar eden geçmiştir.It is history which repeats itself.
Var gücüyle kendisini savundu.He defended himself tooth and nail.
Tom Mary'nin kendisiyle çıkıp çıkmayacağını merak ediyordu.Tom was wondering if Mary would go out with him.
Tom Mary'nin kendisine baktığını fark etti.Tom noticed Mary looking at him.
Tom Mary'nin kendisini öpmesine izin vermedi.Tom didn't let Mary kiss him.
Tom bunu kendisi halledebilir.Tom can handle it himself.
Tom kendisi değil.Tom isn't himself.
Tom evi kendisi boyuyor.Tom is painting the house himself.
O, kendisi hakkında ne düşünüyor?What does she think of herself?
Kendisi burada, aklı başka yerdeydi.He was there physically, but not mentally.
Tom Mary'nin sanat çalışmalarından bazılarını kendisine göstermesini istedi.Tom asked Mary to show him some of her artwork.
Tom Mary'nin kendisi için yaptığı çikolatalı kurabiyeleri yedi.Tom ate the chocolate chip cookies that Mary made for him.
O onun kendisini öpmesine izin verdi.She allowed him to kiss her.
Tom kendisi hakkında konuşmayı sevmiyor.Tom doesn't like talking about himself.
Bunu kendisi yaptı.He did it by himself.
Kendisine bir ev inşa etti.He built himself a house.
Onlar Tom'un Mary'yi ve sonra kendisini öldürmüş olması gerektiğini düşünüyorlar.They think that Tom must have killed Mary and then killed himself.
Tom kendisinden oldukça memnun görünüyor.Tom seems quite pleased with himself.
Tom kendisi hakkında konuşmayı sever.Tom likes to talk about himself.
Emily kendisiyle yaşamama izin verdi.Emily permitted me to live with her.
Tom kendisine hakaret edildiğini biliyordu.Tom knew he was being insulted.
Tom Mary'nin kendisinin onu sevdiği kadar çok onu sevip sevmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary liked him as much as he liked her.
Beklenildiği gibi, Tom Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi.As expected, Tom asked Mary to marry him.
Tom'a kendisine yardım etmeyeceğimi söyledim.I told Tom that I wouldn't help him.
Tom'un Mary'yi kendisiyle Boston'a gitmeye ikna edebileceğine eminim.I'm sure Tom will be able to persuade Mary to go to Boston with him.
Tom'un kendisi için karar vermesine izin vermelisin.You should let Tom decide for himself.
Tom Mary'yi kendisine yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of having lied to him.
Tom Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi ama o reddetti.Tom asked Mary to marry him, but she refused.
Tom kendisi geri gelinceye kadar burada beklememi istedi.Tom asked me to wait here until he came back.
Tom kendi kendisine ıslık çalmaya başladı.Tom began to whistle to himself.
Tom kendisine yeni bir bisiklet alması için babasına yalvardı.Tom begged his father to buy him a new bicycle.
Tom Mary'nin kendisine söylediğinin doğru olduğuna inanıyordu.Tom believed that what Mary told him was true.
Tom sakin bir şekilde kendisine bir içki doldurdu.Tom calmly poured himself a drink.
Tom kendisine adaletsiz şekilde davranılmasından şikâyet etti.Tom complained that he had been treated unfairly.
Tom Mary ve kendisi için özenle hazırlanmış bir yemek pişirdi.Tom cooked an elaborate meal for Mary and himself.
Tom tahıl bulamacı kutusunu dolaptan çıkardı ve kendisine bir kase dolusu koydu.Tom got a box of cereal out of the cupboard and poured himself a bowlful.
Tom sadece kendisi oluyor.Tom is just being himself.
Tom kendisiyle gurur duyuyor.Tom is proud of himself.
Tom kendisine piyano çalmayı öğretiyor.Tom is teaching himself to play the piano.
Tom kendisinden çok gurur duyuyor.Tom is very proud of himself.
Tom sadece kendisi ve diğerleri anahtarlarla odaya girebilsinler diye kapıyı kilitledi.Tom locked the door so only he and others with keys can get into the room.
Tom Mary'nin kendisinden birkaç inç daha kısa olduğunu fark etti.Tom noticed Mary was a few inches shorter than he was.
Tom Mary'yi kendisiyle yüzmeye gitmesi için ikna etti.Tom persuaded Mary to go swimming with him.
Tom kahve cezvesini aldı ve kendisine bir fincan koydu.Tom picked up the coffee pot and poured himself a cup.
Tom kahve demliğini aldı ve kendisinin ve Mary'nin kupalarını yeniden doldurdu.Tom picked up the pot of coffee and refilled his and Mary's cups.
Tom kendisi için bir bardak daha şarap koydu.Tom poured another glass of wine for himself.
Tom kendisi ve Mary için içecekler koydu.Tom poured drinks for himself and Mary.
Tom kendisine bir fincan kahve koydu.Tom poured himself a cup of coffee.
Tom kendisine paltosunun cebinden çıkardığı şişeden bir bardağa bir içki koydu.Tom poured himself a drink into a glass from a flask that he took out of his coat pocket.
Tom kendisine uzun bir bardak süt koydu.Tom poured himself a tall glass of milk.
Tom kendisine bir fincan daha kahve koydu.Tom poured himself another cup of coffee.
Tom kendisine şişeden bir kadeh daha şarap koydu.Tom poured himself another glass of wine from the bottle.
Tom kendisine bir kadeh daha şarap koydu.Tom poured himself another glass of wine.
Tom kendisine bir burbon daha koydu.Tom poured himself another shot of bourbon.
Tom kendisine bir fincan bitki çayı koydu.Tom poured himself cup of herbal tea.
Tom kendisine biraz su koydu.Tom poured himself some water.