Tom'un kendisine tavsiyede bulunacak bir arkadaşı yok.Tom doesn't have any friends to advise him.
Tüm suç Tom'un kendisinde.Tom has nobody to blame but himself.
Tom'un ödevini kendisi yaptığını sanmıyorum.I don't think that Tom did his homework by himself.
Tom gürültünün kendisini rahatsız etmediğini söyledi.Tom says that the noise doesn't bother him.
Tom bunu bir kez kendisi yapmayı denediğini söyledi.Tom said he tried doing that once himself.
Tom kendisinden nefret ettiğimi büyük olasılıkla bilmiyor.Tom probably doesn't know that I hate him.
Tom bunu kendisi yapmayı denemeye karar verdi.Tom has decided to try doing that himself.
Tom çoğu zaman anlattığı fıkralara kendisi de güler.Tom almost always laughs at his own jokes.
Tom kendisini savunmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he's ready to defend himself.
Tom bunu aslında kendisi yapmadı.Tom didn't actually do that himself.
Tom kendisine gitmesi gerektiğini söyledi.Tom told himself that he should go.
Tom bugün kendisi gibi görünmüyordu.Tom didn't seem like himself today.
Tom'un kendisini kanıtlamasına gerek yok.Tom doesn't need to prove himself.
Tom asla kendisi için üzülmemişti.Tom never felt sorry for himself.
Tom kendisine teklif edilen işten Mary'ye bahsetti.Tom told Mary about the job he'd been offered.
Tom Mary'den kendisine bunu nasıl yapacağını göstermesini istedi.Tom has asked Mary to show him how to do that.
Tom, Mary'nin kendisi bunu yapacağını söyledi.Tom said Mary is going to do that herself.
Tom hâlâ Mary'den kendisine bunu yapmasına yardım etmesini istiyor.Tom still wants Mary to help him do that.
Tom aslında bunu kendisi yaptı.Tom actually did that himself.
Tom, Mary'e kendisini bağışladığını söyledi.Tom told Mary that he'd forgiven her.
Tom Mary'nin kendisinden nefret ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know that Mary hates him.
Tom bunu kendisi yapmalıdır.Tom should do that himself.
Tom, Mary'nin kendisini hasta hissettiğini söyledi.Tom said Mary has been feeling sick.
Tom bunu kendisi yapmayacak.Tom won't do that himself.
Tom bunu kendisi yapamaz.Tom can't do that himself.
Tom'un Mary ile kendisi konuşması gerekiyor.Tom needs to talk to Mary himself.
Tom Mary'ye kendisinin hasta hissettiğini söyledi.Tom told Mary that he felt sick.
Tom onu kendisi yapabilir.Tom can do that himself.
Tom, Mary'ye kendisinin iyi hissettiğini söyledi.Tom told Mary that he felt OK.
Tom kendisi için en büyük elmayı aldı.Tom took the largest apple for himself.
Tom, bunu ben yaparsam kendisinin de yapacağını söyledi.Tom told me he'd do that if I did that, too.
Tom kendisine döktüğüm şarabı içmedi.Tom didn't drink the wine I poured for him.
Tom kendisiyle ilgilenebileceğini düşünüyor.Tom thinks you can take care of yourself.
Belki Tom kendisiyle ilgilenebilir.Maybe Tom can take care of himself.
Tom'dan onu kendisinin yapmasını istedim.I asked Tom to do that by himself.
Tom bana bunu kendisinin yapacağını söyledi.Tom told me he'd do that himself.
Tom, kendisinin ve Mary'nin birlikte yiyebileceklerini umduğunu söyledi.Tom said he was hoping he and Mary could eat together.
Tom bunu yapamadı, bu yüzden Mary'den kendisine yardım etmesini istedi.Tom couldn't do that, so he asked Mary to help him.
Tom bunu kendisi yapmadı.Tom didn't do that himself.
Tom Mary'ye kendisinin yapmasını söyledi.Tom told Mary to do that herself.
Tom bunu kendisi yaptı.Tom himself did that.
Tom'un bunu kendisi yapması gerekiyor.It's necessary for Tom to do that himself.
Sami imamın kendisi hakkında konuştuğunu sandı.Sami thought that the imam was talking about him.
Tom'un Mary'nin kendisi için almasını istediği şeyi almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to buy what Mary wanted him to buy for her.
Mary, Tom'un kendisine yalan söyleyebileceğine inanmadı.Mary didn't believe that Tom would lie to her.
Mary'nin benden kendisine yardım etmemi beklediğini biliyorum.I know that Mary expects me to help her.
Mary kendisinin hatalı olduğunu kabul etmeyecektir.Mary won't admit that she's wrong.
Mary bana kendisini güvende hissetmediğini söyledi.Mary told me she didn't feel safe.
Tom kendisi hariç herkesi suçladı.Tom blamed everyone except himself.
Kendisinin durumu iyi.Al Gore: She's okay.
Tom Mary'den herkesin önünde kendisini tekrar öpmemesini istedi.Tom asked Mary not to kiss him in public again.
Tom mağaraya kendisi başına gitmekten korktu.Tom was afraid to go into the cave by himself.
Tom, Mary'nin kendisiyle öğle yemeği yiyeceğini umuyordu.Tom was hoping Mary would eat lunch with him.
Tom Mary'ye kendisi için akşam yemeği pişirtmeye çalıştı.Tom tried to get Mary to cook dinner for him.
Tom, bunu yapmak için kendisine izin verilmeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't be allowed to do that.
Tom, kendisini güvende hissetmediğini söyledi.Tom said that he didn't feel safe.
Tom bunu kendisi yapacak.Tom is going to do that himself.
Tom kendisini kimin vurduğunu bilmiyor.Tom doesn't know who shot him.
Tom arabasını kendisi tamir etti.Tom fixed his car himself.
Tom bile kendisi bunu yapabileceğini düşünmüyor.Even Tom himself doesn't think he'll be able to do that.