Carlos, Fransa'da kendine sığınacak bir yer buldu ve Napoleon'un tutsağı oldu.カルロスはフランスに逃がれ、ナポレオンに囚われた。
Her oyuncunun kendine ait 60 karttan oluşan bir destesi vardır.プレイヤーは60枚のカードで構成されるデッキをそれぞれ1組ずつ使用する。
BMP, TIFF (TIF) resim yüklemeleri kendi kendine PNG biçimine dönüştürülür.BMPおよびTIFFをアップロードすると、自動的にPNGに変換される。
Tinker evde de görünür.Onun kendine en yakın olan kardeşi Eddie'dir.ビージーとは近所に住む親友で、エロイーズとも家が近い。
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.法廷を出る際は、薄笑いを浮かべていた。
Kendine Yeterlik Sefalete Giden Yoldur / Merkantilizmin Sonu小宮せんべい本舗 - 明治末期創業。
Ölüm "Bunda kendine karşı çok özgüven var." diye devam etti.死に際に「これで死ねる」と言い残した。
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.ただし、当時は写真に映った人物がスミス本人かどうかは分かっていなかった。
Mahallede, herkesin kendine ait bir tarlası bulunmaktadır.自分の土地の場合は、すべて自分のものとなる。
Aynı yandaki bacaklarını birlikte kaldırarak kendine özgü bir biçimde koşar.前後の同じ側の脚を同時に動かす、いわゆるだく足で走る。
Kendine bakar, süsler.忙しい自分を嘆くシロエ。
Hebe, L'Amour (Kupid)'i kendine yardımına çağırır.エンジェル斉藤(エンジェルさいとう) 自称愛のキューピッド。
Aegeus'un kendine attığı denize o günden sonra Ege adı verildiği rivayet edilir.その後、アイゲウスが身を投げた海は、彼の名にちなんでエーゲ海と呼ばれるようになった。
Toplamda 211 üye ülkesi bulunan FIFA her ülke için kendine has ülke kodu belirlemektedir.現在211あるFIFA加盟協会には、すべてに異なるカントリーコードがつけられている。
Sistem kendi kendine başlamıyordu.ビル自体に影響はなかった。
Oh Dae-su bunu kendine yapanı bulmak için, yaptığı tüm kötü şeylerin listesini çıkarır.イドは自分を生み出した元凶たる全てを破壊しようと画策。
Kendine Rae diye hitap edilmesini istiyor.自ら「ジル」と呼ばせたがる。
Bu yemek haricinde de birçok kendine özgü yemeği vardır.自身の能力故か何かを食べていることが多い。
1835'te politikayı bırakıp kendine tamamen tarih çalışmalarına vermiştir.1835年、ビジネスを捨て、その後の人生を研究に捧げた。
(Yaratılmamıştır) Her şey zaman içinde kendi kendine var olur.全てにおいて損になるものである。
Köyün kendine has lehçesi vardır.生徒にも自分にも甘い所がある。
İskelet organizmanın kendine özgü şeklinin oluşmasını sağlar.認識はそれ自体構造を持つものか?
Kendine özgü, kelebeğinkine benzer bir uçuşu vardır.コウモリのような羽根を持つ飛行生物である。
Uluslararası yarışmalarda her taraf kendine verilen 73 dakikada tüm atışlarını tamamlamalıdır.トレーニング7 時間内に遠くにいるゾンビを全て撃つゲーム。
Ayrıca, ihtiyaç içinde olanlar için bir tür kendine yardım ilkesine göre çalışan atölyeler açılmıştı.また以前から、実際の住所以外の場所に何らかの貢献をしたいという人は存在した。
Bu çıkışın ardından kendine ait 48 sayılık bir seriye sahip olmuştur.当時、彼は代表48キャップを有していた。
Kendine has bir kahkahası vardır.本人は苦笑していた。
Amacı kendine ihanet eden karısından öç almak için onu öldürmektir.裏切り者の死を要求するために自身の死刑すら望んだ。
Büyük kardeşi Zack Shada tarafından oyunculuğa ilhamı olmuştur, kendi kendine oyunculuğa başlamıştır.姉が拓郎の大ファンで、ギターを始めるきっかけにもなった。
Yine her evin kendine yeteek kadar tavuğu bulunmaktadır.また家畜として飼われているニワトリの餌となることもある。
Onları kendine alıştır.それで自分で訓練して。
Kendi kendine yemek yemeği ve giyinebilmeyi beceremiyordu.食事をあげたり、服を着せてあげたりもできる。
Adını, hatta aynadaki yüzünü dahi tanıyamayacak kadar kendine ve herkese yabancıdır.主人公の名前は不明で、顔や姿すら映されている描写も一切ない。
Fakat başlangıçta her ülke kendine göre bir sistem geliştirdi.当初は同一系統ではなく、それぞれ別系統として運行されていた。
Ve kendine yeni kardeşler bulur.兄弟にけるるというのがいる。
Her zaman kendine has fakat iğrenç yemekler bulur.常にえびす顔だが、食えない性格をしている。
Nazar ber-kadem: Başkasına değil, kendine bakmalıdır.自己確立 - 他の者に頼らず、しっかりとした自分になること。
Bu koku sayesinde sinekleri kendine çeker ve hapseder.この臭いがハエをおびき寄せ粘液を運んでもらう。
Çoğunlukla kendi kendine öğrenerek 1868’de Heidelberg Üniversitesinden doktor unvanı aldı.彼はほとんど独学でハイデルベルク大学の博士号を1868年に取った。
İçecek Güney Amerika'da oldukça popülerdir ve kendine özgü tadı ve kırmızı rengi ile bilinir.ワインの風味を構成する味覚は、白ワインでは酸味・甘味であり、赤ではそれに渋味が加わる。
Kendi kendine yeter ve oymak içinde kapalı bir iktisadi hayat sürerler.自ら身体を鍛え、生命を尊ぶとともに、たくましく生き抜く気力を養う。
Ama bu kanunlar yaratıldıktan sonra esaslarına uygun olarak kendi kendine işler.彼らは自分に都合のいい場合に限り法律に従う。
Bu bana ciddi durumların bile kendi kendine düzelebildiğini düşündürüyor."今では、私が大事だと思うことを実行できる柔軟さがある」と述べた。
Orgetorix kendine karşı olanlar kliği tarafından yakalanmaktan kurtulmayı başardı.リップルスターを侵略したゼロツーが、クリスタルを持って脱出した妖精のリボンに放った追っ手たち。
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.一方で生粋の変態性も覗かせる。
Metropolitan kent alanı 17 belediyeye ayrılır ve her biri kendine özgü bir yerel konseye sahiptir.ベオグラードは17の区に分かれ、それぞれの区は独自の区議会を持つ。
Ağlayarak kendini sokaklara vurur ve takım elbise broşürü verilir kendine.デーゲームを苦手としており、登板時はサングラスを着用する。
Gianni kendisini dövülmekten korumak içni kendine panzehir bastırmıştır.ローランドは彼を自らの手で打ち倒さねばならないという宿命を背負っている。
Bu karşılaşma sonrası kendine ilk on birde yer edindi.また、十両での勝ち越しはこの場所が初めてである。
Mum kendi kendine söndü.ろうそくがひとりでに消えた。
Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma.自分にされたくない事を他人にするな
Yeni Kuzey Alman Konfederasyonu kendine ait anayasa, bayrak, devlet ve yönetim yapılarına sahipti.新的北德意志邦联有自己的宪法、旗帜和政府及行政结构。
1988'de Selena kendine ait bir grubu olan Chris Pérez'le tanıştı.1988年,赛琳娜结识了自己拥有乐队的歌手克里斯·佩雷斯。
1985 Marshall kendine bulaştırdığı enfeksiyonla ilgili sonuçları yayınlar.1985 馬歇爾發表了他刻意感染自己的研究成果。
Ve en sonunda kendi kendine mırıldanır; "Belki de Angel haklıdır.寄塵曰:『王著靴,不得已也,為天使、為大典也。
SoftEther VPN mimarisinin bazı kısımları kendine özgü geleneksel IPsec tabanlı VPN sistemlerinden farklıdır.SoftEther VPN某些部分的架構有別一般傳統使用IPsec的VPN系統。
Kendine varis olarak Elcezire Emirliğini Salih Eyyub'a vermişti.他創造了一句座右銘來行銷冰淇淋:「就和父親做的一樣好」(Good as Father Used to Make)。
Pasiphae kendi kendine gri olarak gözükür, halbuki diğer üyeler (Callirrhoe, Megaclite) kırmızı ışık saçar.帕西斐本身是灰色,而其它的成員(卡麗荷耶、Megaclite)是淡紅色。
Dört gün hastanede yattıktan sonra kendine geldi ve eve döndü.出院後沒幾天,她又在家中跌倒,再度住院。
Her bir belediyenin kendine ait yetkileri bulunmaktadır.所有的省应该有相同的自主权。