Kendine tesbih böceği bağlıdır.Sùng Trinh tự treo cổ.
Geleneksel olarak Fransa'nın her bölgesinin kendine has bir mutfağı vardır.Theo truyền thống, mỗi vùng của Pháp có ẩm thực riêng biệt của nó.
Köyün kendine has lehçesi vardır.Làng còn có chùa Ứng Linh.
İçecek Güney Amerika'da oldukça popülerdir ve kendine özgü tadı ve kırmızı rengi ile bilinir.Rượu làng Chuồn có hương vị riêng biệt là nhờ nguồn nước làng và nấu từ loại gạo lức đỏ còn nguyên cám.
Genellikle her bir uygulamanın kendine ait bir sunucusu vardır.Mỗi tập thường có một ứng viên bị loại.
Oyunda yönettiğimiz her karakterin kendine ait bir yetenek ağacı bulunur.Mỗi nhân vật trong game đều có khả năng trang bị vật dụng.
Şehir, bu şoktan sonra ancak yavaşça kendine gelebildi.Thành phố chỉ hồi phục chậm chạp sau đó.
Bu başlıkla tarikat kendine özgülük bularak diğer her şeyden farklılaşmış, ayırt edilirlik sağlamıştır.Đó là quyết định quan trọng nhất vì nó chi phối tất cả những quyết định khác.
Bunun üzerine genç kız uyanır ve kendine geldiğinde hikâyesini anlatmaya başlar.Bạch Tuyết chợt tỉnh giấc và kể về câu chuyện của nàng cho họ nghe.
Pomakların kendine özgü Pomakça dedikleri bir konuşma dilleri vardır.Nó giống như một ngôn ngữ mới giúp họ xác định bản thân.
Glenn, Tara ve Rosita geri döndüklerinde Eugene kendine gelmeye başlar.Khi Glenn và Tara một lần nữa chuẩn bị rời khỏi, Rosita quyết định đi theo họ.
Kendine has gelenek ve yemekleri mevcuttur.Họ cùng chia sẻ thực phẩm và truyền thống.
Merve onu kendine has yöntemleri ile adeta tavlamış.Hank đã tự thử nghiệm trên chính cơ thể mình.
Christian'ın karakteri, kendini beğenmiş ve kendine güvenen heel olmaya başladı.Nhân cách của Jesus tiếp tục đi xuống và càng ngày càng bế tắc.
İnsanın kendi kendine yeterli olabilmesi gerektiğini savunmuştur.Ngươi nên tìm cách để củng cố chính mình.
Örneklemimiz kendine ait başka bir anakütleden çekilmiş olmalıdır.Các mẫu phải được giữ riêng biệt với các mẫu DNA khác.
Bölgenin en önemli limanına sahip Mersin, Levanten nüfusu kendine çekti.Ở đây có cảng biển lớn nhất tỉnh.
Başkasına değil, kendine bakmalıdır..Cô ấy phải tự chăm lo cho chính bản thân mình.
Asya yeniden kendine geliyor ...Nhật Bản tái thống nhất trở lại.
Bu, sadece bu ısı seviyesinde oluşabilecek kendine has kuantum etkilerini gözlemlemek için yapılır.Phương pháp này được thực hiện để quan sát hiệu ứng lượng tử duy nhất chỉ có thể xảy ra ở mức nhiệt này.
Çin mutfağının kendine has birçok sebzesi mevcuttur.Thực phẩm Trung Quốc mang một phong cách riêng của nó.
Çoğu astrafobik, fırtınadan korunmak için kendine güvenli yerler arar.Nhiều người mắc hội chứng sợ sấm sét sẽ tìm nhiều nơi trú ẩn từ cơn bão.
Gördüğü her erkekten hoşlanmakta ve birçok kişiyi kendine aşık etmektedir.誰に対しても優しく、多くの人から慕われている。
(Nisa 4/136-137) Bu Elçi, Rabbinden kendine indirilene inanmıştır.この項では主に後者について解説する。
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.海岸に戻ると、警察官は手当て中に起きて、ジャックに「彼女はどこだ?」と尋ねる。
Sen kendine şunu soracaksın: "Ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum?自分自身に尋ねてごらん:『僕は、ここを薔薇園にしたいのだろうか?僕は、ここで世界一美しい薔薇を育てたいのだろうか?
Newton kendi kendine eylemsizlik çerçevelerinin rolünü tanıdı.ニュートン自身も慣性系の役割を認識していた。
Her bir topluluğun kendine özgü dili bulunmaktadır.誰に対しても常に敬語でしゃべる。
İnsan emeği olmadan kendi kendine yetişebilmektedir.人そのものには粘液をかける以外の危害は加えない。
Kendine has bir tarzı vardır.なぜなら彼には自分のスタイルがある。
Bu benlik bölünmesi, anlatıcının kendine "William Wilson" takma ismini vermiş olmasıyla da vurgulanır.この自己の分裂は、語り手が自分に仮の名前として与えている「ウィリアム・ウィルソン」によって強化される。
Nyks'in kendi kendine doğurduğu çocuklardan biridir.彼らはニュクスが1人で生んだ子と言われる。
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.しかし、経済的自立の願望に反して、北朝鮮は他の諸国からの経済援助に依存し続けている。
Fakat o hislerini kendine saklar.自分はその心意気を継いでいる。
Charles ağabeyini çok sevip sayardı ve onu kendine örnek olarak kabul etmişti.チャールズは自分と同じ存在に出会えたことに喜び、彼女を家族として迎え入れた。
İkinci bölümde kendine bir gelin seçmiştir.第2部では彼氏候補となる。
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.宝具は使用すると自分や相手に何らかの効果を及ぼす。
Kendi kendine söylenir.自分で言っちゃぁいけませんね。
Albümün ismi, Gül Kendine şarkısının nakaratında söylenmektedir.拓馬は、薔薇の真の名前を聞く。
Daha sayamadığımız yörenin kendine has yemekleridir.本人にあまり吃音の自覚のない時期。
Bu yola girenlerin her ilerleyişinde yeni bir makama varılır; Her makamın kendine özgü pratiği vardır.近世の書院造ではこれが逆転し、一の間に全てが集められる。
Genç Hepburn, erkeklerinki gibi saçlarını kısacık kesmekten hoşlanan ve kendine Jimmy diyen erkeksi bir kızdı.キャサリンは活発な少女で、髪の毛を短く切って自身の名前をジミーと称していた。
Linda ne olduğunu kendi kendine sorgular.レナは何のことを考えているか、幸福かと問う。
Köyün kendine has yemekleri vardır.自分の弁当は自分で作っている。
Çete üyelerinin hepsinin kendine özgü yetenekleri vardır.仲間達はそれぞれ専用のスキルを持つ。
Kendine Büyük Baba'yı örnek almıştır.En son akşam yemeğinde görünür.道子は海外赴任が決まっており、旅立つ最後の晩餐だった。
Bu yolda, okuldan arkadaşı Nihan'ı (Açelya Topaloğlu) da kendine ortak eder.奈々世 一葉(ななせ ことのは) 当クラスへ転校してきた少女。
"Dostlarını kendine yakın tut; düşmanlarını daha yakın..."請廃之、別立近族以襲其位』。
Başı yukarda, kuyruğu aşağıda kendine özgü bir yüzme biçimi vardır.頭を斜めに下げ、波打つような軌道の独特な泳ぎ方をする。
Kendine has bir şivesi vardır.しかし自分には1つの秘符がある。
Şehrin kendine has bir spor kulübü vardır.いくつかの市区は独自のスポーツクラブを有している。
Kendine bağımlı hale getirilir.を自主的に結成。
Ancak, hemen kendine gelip gücünü toplaması gerekecektir, çünkü arkadaşları büyük bir tehlike içindedir.今は当たってすぐ懐に入ろうとするから、大きな相手には引っ張り込まれてしまう。
Her yüzüğün kendine ait değerli bir taşı vardı.それぞれを称える宝石を持っている。
Dünya üzerinde insan kılığına giren şeytanları öldürmeyi kendine meslek edinmiştir.人間界に来た悪魔の衣装にトラブルがあると駆けつける。
Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.だから、もう本音っていうのを、ちょっとここでもう一回書いておきたかったっていうか。
Her ulusun kendine has avantajları vardır.これらはそれぞれに利点がある。
Hisana, Rukia’yı hem kendine hem de ona bakmaya devam edemediği için bebekken terk etmişti.ルリカが振り向いてくれなかったために、ずっとルリカを追いかけていた。
Arabaları satmak için kendine özel bir ambarında saklamaktadır.特別仕様車として販売を予定している。
Esasen kendi kendine yeterli olan Finlandiya, çok sınırlı tarım ticareti yapmaktadır.本質的にはフィンランド農業は自給自足であり、農業貿易には限定的に関わるのみであった。