Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Turandot gelir ve Timur ve Liu'ya Prens'in ismini kendine vermelerini emreder.Turandot vine și îi ordonă lui Timur să vorbească.
İki türün de kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.Există două variante cu avantajele si dezavantajele proprii.
Bu RNA iplikleri kanser hücrelerini kendine çeker.Ganglionii limfatici implicați pot captura aceste celule canceroase.
Böylece, hizmetlerini tamamen kendine ait bir altyapı üzerinden sunma hakkına sahip oldu.Acordă drept de vot tuturor bărbaților care dețineau o casă.
Kendi kendine yeterli bir ekonomiye sahip değildir.Ea nu are o viață proprie.
Buralar her yıl dünyanın birçok bölgesinden milyonlarca gezgini kendine çekmektedir.Acestea atrag milioane de turiști în fiecare an din întreaga lume.
Her bir çemberin kendine ait bir Diyeti vardı.Fiecare naționalitate avea „propria” stradă.
Kendine zaman saat, gün veya hafta içinde belirtilen Süper kapasitör.DATE/TIME – o dată calendaristică sau o oră.
Her kahramanın kendine özgü hikâyesi ve özellikleri vardır.Fiecare personaj are profilul lui, viața sa proprie.
Her birinin kendine özgü giyinme ve kuşanma şekli vardır.Fiecare comparsă are o vestimentație proprie și unică.
Sarah kendine bir erkek arkadaş bulur ve evden ayrılır.Pescarul fumează cu soțul femeii și apoi pleacă.
Gülünecekse kendine gülüyor, güldürecekse kendine güldürüyor.Zâmbesc, râd, mă simt exact ca tine.
Ayrıca, kendine olan güveni ile herhangi bir engelin üstesinden kolaylıkla gelmektedir.Și suntem recunoscători oentru reasigurarea pe care o oferă atunci când ele se autodepășesc.
Kendine gel.Fii tu însuți.
Kendine gel.Vino-ți în fire.
Tom kendine bakabilir.Tom poate avea grijă de el însuși.
O kendi kendine mırıldanıyor.Ea mormăie pentru ea însăși.
Kendine güven başarının anahtarıdır.Încrederea în sine este cheia succesului.
Ürünleri NASA tarafından seçilmiş ve birçok ülkede TV ve dergilerde kendine yer bulmuştur.A termékeit a NASA választotta ki, és több országban megjelent a TV-ben és magazinokban is.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Ezzel számos ellenséget szerzett magának.
Bununla beraber, bu, kendi kendine verilmiş bir unvandır ve diğer beş köy tarafından resmen tanınmaz.Ez azonban egy önkényes cím és a másik öt falu sem ismerte el.
Kendine gofer ağacından bir gemi yap.Csinálj magadnak bárkát góferfából...
Doğrusunu isterseniz, benim resimlerimi gören biri kendi kendine şu basit soruyu sorar: 'Bunun manası ne?'Amint nézik a képeket, az emberek ezt az egyszerű kérdést teszik fel maguknak: Mit akar ez jelenteni?
Kendine özen göster!Ismerd meg magadat!
Bir reseptör aktifleştiğinde kendine komşu reseptörü inhibe eder.Ha már a receptor aktív, akkor gátolja a szomszédos receptorokat.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Ez az üzleti modell rengeteg befektetőt igényelt az üzleti és privát szektorból egyaránt.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Már nem önmaga többé.
Ailesini yıllar önce kaybeden Makoto, yalnız yaşamakta ve kendi kendine bakmaktadır.Makoto mindkét szülője meghalt évekkel a történet kezdete előtt, egyedül él és visel gondot magára.
Şehrin özgüveninin ne kadar düşük olduğunu görünce tüm şehri neşelendirmeyi kendine görev edinir.Megtudja, hogy a városlakók önbecsülése milyen alacsony, így magára vállalja hogy az egész várost felvidítja.
O günden itibaren bir daha kendine gelmedi.Ám azóta sem találja nyugalmát.
Her ülkenin kendine özgü, geleneksel bir aşçılığı vardır.Minden népcsoportnak önálló, gazdag, hagyományos kultúrája van.
Takımın kendine ait forması vardır.Egy dolog biztos - a bandának megvan a maga stílusa.
Henüz kendine uygun bir iş bulamamıştır, zaten ciddi olarak bir iş de aramaz.Munkahelyén már nem tudják komolyan venni akkor sem, ha valamit tényleg komolyan mond.
M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı.1000 környékére a két csoport összeolvadt és új kultúrát hozott létre.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.A gondolkodás a lélek önmagával folytatott hangtalan beszélgetése.
Kendine bakar, süsler.Tréfál, Feynman Úr?.
Ailesine ve kendine yapılan ölüm tehditleri nedeniyle faal futbol hakemliğine son verdi.A mérkőzést követően őt és családját ért halálos fenyegetések miatt azonnali hatállyal befejezte pályafutását.
Kendine Audrey Hepburn'u örnek almaktadır.Modellkedése alatt találkozott Audrey Hepburnnal is.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Az ember mindent önmagához viszonyít.
Majör depresif nöbetler, çoğu kez, zaman içerisinde tedavi uygulanarak ya da kendi kendine geçmektedir.Az időleges hörgőszűkület általában kezelés hatására vagy magától elmúlik.
Dört gün hastanede yattıktan sonra kendine geldi ve eve döndü.A kórházi ápolás után hazatért, és otthon lábadozott.
Kendine Büyük Baba'yı örnek almıştır.En son akşam yemeğinde görünür.A kép az utolsó vacsorát ábrázolja.
Daha sonra kendi kendine kontrpuan çalıştı.Ekkoriban került önmagával ellentétbe.
Yunanlar, yüklü amber düğmelerin saç gibi hafif objeleri kendine çekebildiğini yazmışlardır.A görögök észrevették, hogy a töltött borostyángombok magukhoz vonzanak könnyű anyagokat, mint a szőrszálakat.
Bu dönemde kendine özgü bir sembolist üslup geliştirdi.Ezen időszakban fejlesztette ki sajátos szimbolista stílusát.
Hoşkadem kendine bir varis seçmemişti.A nagyhercegi jóváírást azonban nem kapta meg.
Kendine bağımlı hale getirilir.Szellemileg függővé válnak.
Her evin kendine ait lağım çukurları vardır.Minden háznak megvan a saját házikígyója.
Güçleri kaybolan Gargan ise kendine yeni bir kostüm yaptırır.Gaga ismét eltűnik, hogy újabb ruhacserét hajtson végre.
Bunun için kendine bir sal yapmak ister.A lány emiatt tud önállóan tereket nyitni.
Kendine özgü kompansatöre sahiptir.Önálló tanáccsal rendelkezik.
Mezun olduktan sonra, hemen televizyon ve tiyatro sektöründe kendine yer buldu.A diploma megszerzése után színházi és televíziós szerepekben tűnt fel.
Yatağın üstünde oturup tesbih çekerek kendi kendine bir şeyler söylüyordu.Élete utolsó pillanatában ágya mellett térdelt és imádkozott.
Zombileri kendine çeker.A zombik sokasodnak.
Kendine has bir kültürü yoktur.Önálló kultusza nem volt.
Kendi kendine işleyen bir ahlak düzeni, yasasız ve devletsiz işleyebilir.Csak egy olyan nemzet tudja fenntartani magát, amely könyörtelenül kormányoz.
Kendine Rae diye hitap edilmesini istiyor.Akkor úgy döntött, hogy Rátainak nevezi magát.
Diğer taraftan Proteus Silviya'yı kendine nasıl bağlayabileceğini derin derin düşünmektedir.A közelébe érve Placidus lázasan gondolkodott, hogyan ejthetné el.
Herman saklandığı yerden çıkar ve onun önüne gelerek üç kartın sırrını kendine vermesi için yalvarmaya başlar.Magányában tör rá Herman, követelve tőle a három kártya titkát.
Kendine özgü hamsi büyüklüğünde lezzetli balığı vardır.Igen ízletes húsa miatt nagyon keresett halfaj.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod