Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her bölgenin kendine ait alışveriş dükkânları ve parkları bulunur.V přízemí se nacházejí prostory pro jednotlivé obchody a kanceláře.
Fakat Nikiforos bu iki generali kendine çekmeyi başardı.Jaroslav Vrchlický však obě děti osvojil (přijal za své).
Hatta öylesine büyük ki kendine ait bir yağmur ormanı, büyük bir nehri ve küçük dağları var.Dešat má také hluboké říční soutěsky, obrovské lesy a malá ledovcová horská jezera.
Kendine geldiğinde İmparator'a (Darth Sidious'a), ilk olarak Padme'yi sorar.Když se Anakin probere, prvně se ptá na Padmé.
Kendine çok güvenir.Je velmi sebevědomý.
Gazeteciliği kendine meslek olarak seçti.Profesně se uvádí jako novinář.
Başı yukarda, kuyruğu aşağıda kendine özgü bir yüzme biçimi vardır.Má štíhlý krk a ploché čelo, zobák při plavání směřuje mírně nahoru.
Kendine has bir kültürü yoktur.Nebyl mu cizí kulturní život.
M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı.Se svými již více než 1000 druhy tato čeleď ještě stále zvyšuje svoji genetickou diverzitu.
Kendine ait bölümleri Julie Andrews kendi seslendirmiştir.Speciální cenu získala Julie Andrews.
Leïto'yu elinden kaçıran Taha, Leïto'yu kendine çekebilmek için onun kız kardeşi Lola'yı kaçırır.Taho proto nechá unést Leïtovu sestru Lolu.
"Alibi" (2007) adlı tekli de 6 numarada kendine yer buldu.Minin nejnovější singl Alibi (2007) skončil v Itálie na 6. místě.
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.Jen se během procesu neudrží a začne se nahlas smát.
1976 yılında Hüseyni'nin babası Paris'te kendine bir iş bulmuştur ve bütün ailesini bu şehre taşımıştır.Roku 1863 byl Sienkiewiczův otec donucen svůj statek prodat a odstěhovat se s celou rodinou do Varšavy.
Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir.Děti mohou psa ve hře lehce zranit.
Her sınıfın kendine ait özellikleri vardır.Každá vesnička má svá specifika.
Otomat kelimesinin kökeni Yunanca "αὐτόματα" kelimesi olup "kendi kendine hareket eden" demektir.Slovo automaty pochází z řeckého slova αὐτόματα, které znamená "samočinný".
The New York Times'da kendine iş bulur.Pracoval v novinách New York Herald.
Bu alanda kendine bir isim yaptı.Od tohoto místa dostal své jméno.
Bu kendine özgü sistem henüz karmaşa hâlindeydi ve okuldan ayrılma oranı çok yüksekti.Její program vystoupení se začal čím dál tím více plnit a bylo pro ni příliš těžké zůstat na státní škole.
Ağaçlar ancak kısmen kendine verimlidir.Masiv je jen zčásti zalesněný.
Kendine Hacegan rütbesi de bu işsizlik sırasında verilmiştir.Tohle nešťastné období je poznamenáno i v jeho tvorbě.
Sophie, kendine güveni olmayan bir genç kızdır.Eva je sebevědomá, snobská a zákeřná žena, která se nedokáže smířit se stárnutím.
Hala kendi kendine renk değiştirme kamuflajı üzerine çalışmalar yapılmaktadır.Mění se pouze barva dle jejího batevného kódu.
Her iki takımın da kendine ait ormanı vardır.Obě hřiště mají travnatý povrch.
Common - Elam Ferguson, dünyada kendine bir yer bulmaya çalışan eski bir köle.Common ca Elam Ferguson, un sclav recent eliberat, care încearcă să-și găsească locul său în lume.
1988'de Selena kendine ait bir grubu olan Chris Pérez'le tanıştı.În 1988, Selena l-a cunoscut pe Chris Pérez, care avea propria trupă.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Acest model de business a atras mulți investitori, privați și de stat.
Çin ayrıca kendine özgü hayalet uçakların ve çok sayıda insansız hava aracının gelişiminde etkindir.China este, de asemenea, implicată în dezvoltarea unui avion invizibil autohton și numeroase drone de luptă.
Yedinci günü Hoshana Rabbah ( Büyük Hoşana) olarak adlandırılır ve kendine özgü rituelleri vardır.Sajin Komamura - Căpitan al Diviziei a 7-a Nume: Tenken (天譴, lit.
Suyun veya diğer çözücü moleküllerin içeriği kendi kendine bir araya gelmiş yapıları değiştirir.Conținutul de molecule de apă sau alt solvent schimbă structurile auto-asamblate.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Nimeni nu visa să se considere un ateu.”
Saat 1:30 gibi kendine gelmişti.Acesta a durat până la 13:30.
Çoğu astrafobik, fırtınadan korunmak için kendine güvenli yerler arar.Mulți oameni care au astrafobie, vor căuta adăpost suplimentar ]n timpul furtunii.
Moda arenada oyuncu kendine bir rakip seçer ve her iki Lady arasında popülerlik özellikleri karşılaştırılır.Jucătoarea își alege o oponentă pe Arena modei și cele două domnișoare își pun la întrecere popularitatea.
2 ve 3.sezonda kendine kız arkadaş edinir.Din sezonul 2 acesta le devine prieten.
Ancak Holmes yine de müşterilerini seçme lüksünü kendine verir.Holmes a pus apoi totul cap la cap pentru clientul său.
Metropolitan kent alanı 17 belediyeye ayrılır ve her biri kendine özgü bir yerel konseye sahiptir.Teritoriul său este divizat în 17 municipii, fiecare cu propriul consiliu local.
Kendine uzanacak yardım elini bekliyor.S-a ținut de un stâlp ca să se sprijine.
Her ülkenin kendine özgü, geleneksel bir aşçılığı vardır.Fiecare naționalitate avea portul său specific și tradițional.
Diğer Balkan ülkelerini kendine karşı tehdit olarak gören Arnavutluk, mecburen bağımsızlığını ilan etti.Statele autonome britanice care au votat pentru rămânere în U.E. vor independență acum.
Kendine has bir tarzı vardır.Este un stil propriu.
İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.Sora o face pe cont propriu.
Kısa süre içerisinde, bu bölgede kendine özgü yerel bir yeni kültür oluştu.În scurtă vreme, pe aceste teren apare un cartier nou și curat.
Genellikle her bir uygulamanın kendine ait bir sunucusu vardır.De obicei, fiecare clasă are propria sală.
Her sınıfın kendine ait özellikleri vardır.Fiecare are calitățile ei.
Böylece Geronio hem kendine itaatsiz hoppa bir kadından kurtulacaktır; hem de eline biraz para geçecektir.Astfel Geronio poate scăpa de problemele sale și, de asemenea, să facă ceva bani.
Kendine yeni bir yön çizmeye karar verir.Se decide să se pregătească pentru un nou pas curajos.
Zombileri kendine çeker.Dar zombi te caută ei pe tine.
İlk yıllarında eleştirmenler tarafından kendine "sosyete çömezi" denmiştir.Ei s-au referit în primii ani la ei înșiși ca formând un colectiv socialist.
O günden itibaren bir daha kendine gelmedi.Din acel moment nu a mai fost nevoit să se angajeze.
Joe'yu kendine örnek alır.Ea însăși dădea exemplu.
Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşmadır.Un discurs este o cuvântare publică în care o persoană vorbește în fața altora.
Maddenin iletkenliği maddenin kendine has özelliği ile ilgilidir.Omului îi este specifică prezența materiei.
Abasıyanık, kendine özgü deyimler ve argolar da kullandı.Se mânca cu mâna, dar se foloseau cuțite și linguri .
Ayrıca her ajansın kendine özgü yasal kişiliği mevcuttur.Fiecare companie aeriană membră își va păstra, de asemenea, designul regulat.
Geleneksel olarak Fransa'nın her bölgesinin kendine has bir mutfağı vardır.Fiecare regiune se bucură de bucătăria proprie.
Üç grubun kendine özgü yemek kültürü bulunmaktadır.Restului comunităților li se promitea doar o largă autonomie culturală.
Her işlemin kendine has önemi vardır.Fiecare propoziție este de sine stătătoare.
Her seçin bölgesinin kendine ait üç üyesi vardır.Fiecare din cele trei regiuni ale Belgiei deține o astfel de agenție.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod