Çok başarılı bulunan albüm, İngiltere'de üst sıralarda kendine yer buldu.Досить тепло серіал сприйняли і в самій Англії.
Kendine geldikten sonra hastaneye götürülmelidir.До лікарні його довезти не встигли.
Kendine ait bölgesine çok önem verir ve bu bölgeyi savunur.Він продовжує виступати за свою країну й в цьому союзі.
Onda o, kendi - kendine önemli varlık olmazdı.Тоді у нього навіть не було елементарних пристосувань.
Ed hastanede kendine gelir, olan biteni hayal meyal hatırlar.Мері Ленд ночує в лікарні і їй сниться страшний сон.
Tokat'ta her ilçenin kendine özgü deseni vardır.І кожен віруючий вніс у неї щось своє.
Her bir Lalaloopsy bebeğinin eşsiz özellikleri ve kendine has bir hikâyesi vardır.Кожна серія Свинки Пеппи має свій сюжет, не пов'язаний з іншими.
Kendine özgü Sekizgen bir forma sahiptir.Має вісім персональних виставок.
Kendine has kıyafetleri vardır.Сам одягатися не вміє.
İsviçre Almancasında her lehçenin kendine has kelimeleri vardır.Скрізь у Швейцарії поширена англійська мова.
Saat 1:30 gibi kendine gelmişti.Подія відбулася 1:30.
O kendi kendine konuştu.Він розмовляв сам із собою.
Tom kendine bir bardak çay yaptı.Том зробив собі чашку чаю.
Tom kendine bir köpek aldı.Том купив собі собаку.
Kendine yiyecek bir şey al.Купи собі чогось поїсти.
Ürünleri NASA tarafından seçilmiş ve birçok ülkede TV ve dergilerde kendine yer bulmuştur.Jejich výrobky byly vybrány NASA a objevily se v televizi a v časopisech mnoha zemí.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain se naučil na kytaru jako samouk ve věku 14 let.
Antonius bunu redder; çünkü Oktaviyus bir deniz savaşı için kendine meydan okumuştur.Antonius to odmítá, protože Octavianus ho vyzval k bitvě na moři.
Richard İrlanda'ki seferinden geri döndüğünde Bollingbroke'u kendine karşı isyan etmiş olarak bulur.Když se Richard vrátí z Irska, Bolingbroke nejprve žádá zpět svá území.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Tento obchodní model přilákal řadu investorů z veřejného i soukromého sektoru.
Kendi kendine eğitilmiş bir müzisyen olarak yeteneklerimle kısıtlandığımı hissettim" dedi.Jako muzikant jsem samouk, a cítila jsem se být omezena svými schopnostmi".
Kendine bakar, süsler.Uklidním se, hermano.
Her evin kendine ait bir bahçesi vardır.Každý dům disponoval soukromou zahradou.
Onları kendine alıştır.Vytvořte si návyky.
Mahallenin kendine ait bir halk kütüphanesi vardır.Městys má vlastní lidovou knihovnu.
Ortamı kendine göre düzenlemiş, hatta bir hamster beslemeye başlamıştır.Snaží se sám sebe napravit a začne Homerovi sloužit.
Mahallenin kendine ait içme suyu şebekesi vardır.Obec má vlastní čističku odpadních vod.
Her seçin bölgesinin kendine ait üç üyesi vardır.Každý pobočka volí tři členy.
Daha üst düzeydekiler için uygulamanın kendine has bir takım yeminler olabilir.Je možné mít na sebe víc než jeden hex.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Se všemi si povídá o svém životě.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Vůči cizím psům se chovají většinou přátelsky a dobře se s nimi snášejí.
Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir.Tito jej inspirovali i v jeho bohaté literární činnosti.
Göl, kendine özgü bir ekosistem oluşturmuştur.Dno toků vytváří specifický ekosystém.
Günümüzde hipster altkültüründe kendine yer edinmiştir.Čti již dnes exkluzivně na HipHopStage .
Her bir kampüs kendine ait kütüphane birimlerine sahiptir.Každé mají vlastní knihovny.
Genelde tehlikeyi kendine çekmekle birlikte tek amacı arkadaşlarını kurtarmaktır.Občas riskuje život, jen aby svým kamarádům pomohl.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Ta odpoví, že ve spaní slyšela, jako by někdo volal její jméno.
Ayrıca her ajansın kendine özgü yasal kişiliği mevcuttur.Každá agentura má vlastní právní subjektivitu.
Grup, insanın olduğu her yerde oynamayı kendine ilke edinmiştir.Hra je především v tom, že jí hrajete kdekoli se právě nacházíte.
İlginç olan ise bunların hepsini kendi kendine öğrenmiş olması.Ohromující na tom je, že tyto pohyby se učí sám.
Ayrıca adanın kendine özgü bir bayrağı da bulunmaktadır.Tento celek má i svou vlajku.
Her indikatörün kendine has hazırlanma şekilleri vardır.Každý způsob opracování má své šablony.
"Les Films 13" adında kendine ait bir de yapım şirketi vardır.V roce 1960 založil produkční společnost Les Films 13.
Virüsü son onda kendine enjekte eder.Virus se pokouší sám aktualizovat.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Samozřejmostí je i nepřetržitá fyzická ostraha.
43 yaşındaki eski izci hocası saldırgan, bir kurşun da kendine sıkarak yaşamına son verdi.Střílel 64letý muž, oznámila policie. iROZHLAS.
Artık kendi kendine konuşmuyor.V současnosti již veřejně nevystupuje.
Esma Sultan'ın o zamanlar bu arazide kendine ait bir yalısı bulunmaktaydı.Skutečností bylo, že Dahmer měl v té době modrou dodávku.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Svým chováním si získal hodně nepřátel.
Asıl para birimi uluslararası düzeyde tanınmadığı için kendine ait bir ISO 4217 kodu da yoktur.Ty nejsou plnohodnotnou nezávislou měnou, nemají vlastní ISO 4217 kód.
Her kahramanın kendine özgü hikâyesi ve özellikleri vardır.Každá z jednotlivých zemí má svoji vlastní zvláštní historii a charakter.
Özeğitimcilik, kendi kendine eğitim demektir.Člověk se musí teprve tvořit, a to výchovou.
Erdem ise bilgeliktir, yani kişinin kendine yeterliliği ile.Klient je veden k většímu sebeuplatnění – tedy k větší schopnosti být sám sebou.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hodně jsem zjistil sám o sobě.
Üç ırkın kendine özgün özellikleri vardır.Rasové dovednosti mají též tři specifické schopnosti.
Takımın kendine ait forması vardır.Pořad má svůj vlastní styl.
Erivan, ülkenin başkenti olarak kendine özel idari statüsüne sahiptir.Jerevan má speciální administrativní status jakožto hlavní město země.
UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kasaba, ününü kendine özgü mimari dokusuna borçludur.Město je zapsáno na seznamu světového dědictví UNESCO kvůli své jedinečné obytné i vojenské architektuře.
Bunun üzerine genç kız uyanır ve kendine geldiğinde hikâyesini anlatmaya başlar.Jakmile se uklidnil, začal vyprávět svůj příběh.
İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar.Snaží se také nalézt rovnováhu mezi svobodou jednotlivce a jeho odpovědností ke společenství.