Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Asal-sayma fonksiyonu: Number of asallar belirli bir sayıda kendine küçük ve eşit olan sayılar.Função de contagem de números primos: Fornece o número de números primos menors ou iguais que um número dado.
Her elektrik alanın kendine göre sonlu bir limiti vardır.Toda árvore desse tipo tem um caminho que é completamente livre.
Kendine bakar, süsler.Renda-se, Paulista.
Newton kendi kendine eylemsizlik çerçevelerinin rolünü tanıdı.Newton aproveitou a opoturnidade.
Her kahramanın kendine özgü hikâyesi ve özellikleri vardır.Cada defesa possui ideias e particularidades próprias.
Ortamı kendine göre düzenlemiş, hatta bir hamster beslemeye başlamıştır.Assumiu uma identidade secreta, Sevotharte, e começou a controlar Metatron.
Bu cevizin kendine has bazı özellikleri mevcuttur.O relevo dessa área possui características próprias.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Eu morro de rir e não acho graça!
Tony Iommi’nin geçirdiği iş kazası Black Sabbath’ın ağır sesini kendine özgü kılmıştır.Amy Poehler fez um ótimo trabalho com sua voz de avó assustadora."
Kendine has tarzı ile arena rock'ın en önemli bateristlerinden biridir.Entretanto, é mencionado como um dos bateristas mais técnicos do Hard Rock.
Kendine özgü, "gağon" denen bir geleneği vardır.Ele tem um risada único, "kakaka".
Tokat'ta her ilçenin kendine özgü deseni vardır.E cada palavra na oração possui seu significado preciso.
Kendine gel!Kom tot jezelf!
Ritmik yapısından ötürü bu müzik pek çok dansçıyı da kendine çekmiştir.Segundo Harry essa música o assustava muito.
Kendine ait garajı vardır.Ele possui seu próprio apartamento.
Kendine özen göster!Tente imitar!
Köyün kendine ait içme suyu şebekesi vardır ayrıca her evin kendine ait kanalizasyon şebekesi vardır.Cada aldeia tem um poço artesiano e uma caixa d'água que abastece todas as casas.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.O primeiro é o tráfico para colecionadores particulares e zoológicos.
Burayı kendine merkez üssü olarak seçti.Foi ele quem escolheu o local para a construção.
Her boyun kendine has bir damgası ve bir kutsal kuşu vardı.Mas falou que no cetro havia um cuco, uma de suas aves sagradas.
1976 yılında Hüseyni'nin babası Paris'te kendine bir iş bulmuştur ve bütün ailesini bu şehre taşımıştır.Em 1976, um trambiqueiro chamado Sawyer enganou sua mãe e tirou todo o dinheiro da família.
Bu varlıkların kendine özgü bir tür mü yoksa Maia ırkından mı oldukları bilinmemektedir.Não se pode afirmar que tenha havido ou que haja uma raça latina.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.Um dos amigos de Smith como a autor mas que permitiu a Smith ficar com o crédito.
Tabii kariyerinde kendine nasıl bir yol çizdiğine bağlı.Porém, precisava, de algum modo, abrir caminho pra sua carreira solo.
Kendine Büyük Baba'yı örnek almıştır.En son akşam yemeğinde görünür.A sua paixão pela culinária leva-a a ser dona, no último episódio de um restaurante próprio.
Her karakter kendine has 3 özel harekete sahiptir.Cada personagem tem o seu movimento especial.
Kendine has çengel atışıyla özdeşleşmiştir.Hij is met één kogel afgemaakt, een duidelijke afrekening.
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.Op het strand komt de agent bij, en vraagt Jack: 'Waar is ze?'.
Öldürme, sonunda Ron'un "The Truth" Killings gibi kendine atıfta bulunarak kendi adını kullanmaya başladı.Killings begon eventueel zijn naam te gebruiken en hernoemde zichzelf als Ron "The Truth" Killings.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Hiermee maakte hij veel vijanden.
Antonius bunu redder; çünkü Oktaviyus bir deniz savaşı için kendine meydan okumuştur.Marcus weigert, aangezien Octavius hem heeft uitgedaagd om op het water te vechten.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.En de kleuren van het plaatje zullen langzaam van het ene naar het andere plaatje overgaan.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Ieder spreekt voor zichzelf.
1988'de Selena kendine ait bir grubu olan Chris Pérez'le tanıştı.In 1988 ontmoette Selena Chris Pérez.
Bu sürüm Donkey Rhubarb EP'sinde kendine yer buldu.Deze versie zou verschijnen op de Donkey Rhubarb EP.
Yolcular da kendine gelir ve kurtarma gemisi oraya varır.Het schip vergaat en ook de reddingsboot komt in problemen.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.Na het vertrek van het koppel meldt een man die zichzelf Smith noemt zich aan de balie.
Kendine has bir başka özelliği balta vuruşu ısırığıdır.Een vreemde eend in de bijt.
Gürcülerin kendine özgü kültürünü daha belirgin biçimde yemeklerde görmek mümkündür.Huismussen kunnen dan op een meer natuurlijke wijze aan hun voedsel komen.
Kendine güven.Heb vertrouwen.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.Mogelijk zonder dat ze dit zelf door had.
Bunun yanında kendine özgü dinamiklerini de belirler.Daar stichtte ze hun eigen dynastie.
Ortamı kendine göre düzenlemiş, hatta bir hamster beslemeye başlamıştır.Hij schafte er zelf een aan en schnabbelde ook bij als organist.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hij leerde zich het schilderen grotendeels zelf.
Gördüğü her erkekten hoşlanmakta ve birçok kişiyi kendine aşık etmektedir.Hij wordt verliefd op haar, maar zij ziet hem slechts als een vriend.
Ayrıca adanın kendine özgü bir bayrağı da bulunmaktadır.Sindsdien heeft het eiland een eigen vlag.
Kendisini eğiterek ustalık edindi ve kendine özgün bir tarz geliştirdi.Hij bekwaamde zich in deze techniek en ontwikkelde een eigen stijl.
Sara Tancredi Dr. Sara Tancredi hastahanede kendine bir morfin iğnesi yapar.Dokter Sara Tancredi werkt in het ziekenhuis.
Ayılınca ondan kendine yardımcı olmasını ister.Wanneer ze willen vertrekken, vraagt hij ze om hulp.
Diocletianus kendine Dominus et deus ("Efendi ve Tanrı" yani Dominate) şeklinde yeni bir unvan seçti.Aurelianus neemt de titel "Dominus et Deus" (Heer en God) aan.
Bu büroda suçları kendine özgü yöntemlerle çözmektedir.Bij deze afdeling lost hij brute moorden op.
Ancak Holmes yine de müşterilerini seçme lüksünü kendine verir.De chauffeur biedt Holmes dezelfde keuze.
Kendine bakar, süsler.Zeempies, zie bleesies.
(Yaratılmamıştır) Her şey zaman içinde kendi kendine var olur.Ieder voor zich zal eenmaal aan God rekenschap te geven hebben.
Bu arada, kendine bağlı birimi acımasız mücadelelere devam etti.Ondertussen ging hij ook door met zijn solo gevechten tegen uiteenlopende criminelen.
Pali’nin kendine ait bir yazı dili yoktur.Toraja kent een eigen ongeschreven taal.
Leonara'nın kendine ihanet ettiğini sanır.Onze vriend Salvatore voelt zich verraden.
Kendi kendine söylenir.Al zeg ik 't zelf.
PVO'nun kendine ait komuta merkezi, askeri okulları, radar ve ses birimleri vardır.De eenheid had haar eigen lijn van commando, scholen en radar.
Kendine çok güvenir.Ze zijn erg zelfverzekerd.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod