Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Büyük kardeşi Zack Shada tarafından oyunculuğa ilhamı olmuştur, kendi kendine oyunculuğa başlamıştır.Ele foi inspirado a agir por seu irmão mais velho Zack Shada, que começou a agir a si mesmo.
Goyle genellikle hep birçok yönden kendine benzeyen Vincent Crabbe 'le beraber anılır.Goyle geralmente aparece também junto de Vincent Crabbe.
Fahişeliğiyle ulusları, büyüleriyle halkları kendine tutsak etti."Aí Odisseu e os seus saquearam a cidade apoderando-se das mulheres e das riquezas.
Kendine özgü bir dili vardır.Possui uma linguagem própria.
Kendine çok güvenir.Mostra-se muito seguro de si mesmo.
Ürünleri NASA tarafından seçilmiş ve birçok ülkede TV ve dergilerde kendine yer bulmuştur.Seus produtos foram escolhidos pela NASA e têm aparecido em várias revistas de diversos países.
Toplamda 211 üye ülkesi bulunan FIFA her ülke için kendine has ülke kodu belirlemektedir.Existem atualmente 211 membros da FIFA, cada um com o seu único código de país.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.Pela Terra Alheia: Notas de Viagem.
Levnî, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi.Evitou o lirismo tradicional, expressando-se de uma forma mais natural.
Kendi kendine hayal kurarken "belki ABD başkanı olurum" dedi.Confessou: "Quando crescer, vou ser o Presidente dos Estados Unidos da América."
Bu olay aynı zamanda kendine daha fazla güvenmesini de sağladı.A precaução o fez também sentir-se mais confiante.
Ayrıca kendine ait bir yayınevi ve kitabevi vardı.Ele também teve a sua própria editora e uma livraria.
"Independent Women" şarkısı da NME'nin "2000'lerin En İyi 100 Şarkısı" listesinde kendine yer buldu.Além disso, "Independent Women" foi classificada como uma das 100 melhores músicas da NME.
Genç Hepburn, erkeklerinki gibi saçlarını kısacık kesmekten hoşlanan ve kendine Jimmy diyen erkeksi bir kızdı.Hepburn, quando jovem, gostava de ser chamada de Jimmy e gostava de cortar o cabelo curto como o de um rapaz.
Muhteşem Archimonde kendine de ajanlar buldu.O poderoso Archimonde também escolheu seus agentes.
Kendi kendine söylenir.Ela diz sim a si mesma.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain aprendeu violão aos 14 anos de idade.
William’ın tahminlerince, Caroline, kendi kendine gözlemler yapmaya 1782’de başlamıştır.Caroline começou a fazer suas próprias observações em 1782.
11 Aralık 861de Mütevekkil'in kendine çok yakın bir Türk askeri tarafından öldürüldüğü ilan edildi.Finalmente, Mutavaquil foi assassinado por um soldado turco em 11 de dezembro de 861.
Kendine güven.Tenha confiança.
Bu yüzden, her gezegenin yaşamsal alanı kendine özgüdür.Cada ser humano do planeta é único.
Filamentasyon aynı zamanda kendi kendine odaklanan bir yüksek güçlü lazer darbesine değinmektedir.A filamentação também se refere à auto-focalização de um pulso de laser de alta potência.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Isto trouxe-lhe muitos inimigos.
Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşmadır.Eu acho que a vida de uma pessoa fala por si mesma, certo?
9 yaşındayken, büyüdüğünde yazar olmak için kendine söz verdi.Aos nove anos, ela decidiu se tornar escritora.
Kendine Audrey Hepburn'u örnek almaktadır.A opção original era Audrey Hepburn.
15 metre yüksekliktedir ve kendine özgü bir mimari yapıdır.Possui 15 metros de altura, e edifício anexo.
Celîde kendine özgü bir üslubu vardır.Existe uma devoção genuína alí.
Rekabet baskısı yoktur, kendi kendine yarışma vardır.Somente há competições, não há partidas solo.
Kendine has bir kokusu vardır.Ele tem um cheiro único.
Müzikolojinin o sıralarda henüz kendine özgü bir araştırma metodu yoktu.A cena musical até então não tinham nome próprio.
II. Giovanna da ölmeden önce Renato'yu kendine vâris olarak kabul etti.Teria conhecido também Giordano Bruno antes de seu encarceramento.
Birlikte yaşadığı kadına kim olduğunu ve neden kendine yalan söylediğini sorar.Ele pergunta para ela quem é o rapaz com quem ela conversava, ela mente e diz que não o conhece.
Beth kendine gelmiştir.Beth é inquieta.
Kendine has bir kültürü yoktur.Nenhum ponto de vista culturalista prevalece aqui.
İkinci bölümde kendine bir gelin seçmiştir.Na Câmara, acabou escolhido 2º Secretário.
Sade bir yaşam sürdü, kendine ait bir arabası olmadı, hiç sigara içmedi ve alkol tüketmedi.Arturi Virtanen levava uma vida simples: não tinha carro, não fumava e não bebia bebidas alcoólicas.
Kendine özgü tarzı özel bir hayran kitlesi toplamıştır.Provavelmente ela se espalhou por uma necessidade especial própria.
Kendine soğukluk göstermek suretiyle Tırhala sancağına gönderildi.Foi congelado ao poussar na Terra; descongelado por Frenzy.
Animasyonun biçmi kendine özgün olduğu için izleyiciler ve eleştirmenler tarafından övülmüştür.É alegre e vale a pena ouvir por conta própria, segundo o crítico.
Bütün arkadaşları ona arkalarını dönmüştür ve onu kendi kendine bırakırlar.Toda a família lhe vira as costas e ela tenta o suicídio.
Borsaların kendine özgü kuralları ve standartları vardır.O Náutico possui estatuto e normas próprios.
Kendine özgü bir tonu ve kasa yapısı vardır.Jack encontra água fresca e um caixão.
Ölüm "Bunda kendine karşı çok özgüven var." diye devam etti.E declara que ele "é durão demais pra morrer".
Murder'ın ölümüyle zombi transından kurtulan Madeleine kendine gelir ve Neil'e sarılır.A morte de Murder libera Madeleine de seu transe zumbi, e ela desperta para abraçar Neil.
Fenghuang kendine ait sembolik anlamlara sahiptir.A Fenghuang tem conotações muito positivas.
Kişi yavaş yavaş kendine gelir.Ele se recuperou lentamente.
Kendine zarar vermeyi seven Edwards'ın ayrıca fazla alkol kullanımı ve yemek yememe sorunları da vardı.Há também controvérsia sobre onde e como Henri consumiu bebida alcoólica.
Sebastian’ın başlığını çıkarır ve kendine takar.Neste momento, Martin tente se levantar e cai da cadeira.
1835'ten sonra kendi kendine Almanca öğrendi.Naturalizou-se português antes de 1835.
2014 yılında, Star kendine ait e-ticaret makyaj markasını yarattı.No ano de 2012, Joey lançou uma marca de café própria.
Mahallenin kendine ait bir halk kütüphanesi vardır.O município possui uma biblioteca municipal.
Her yüzüğün kendine ait değerli bir taşı vardı.Cada faixa era uma jóia.
Düğünlerde gelin alması kendine has bir güzelliğe sahiptir.Depois de casados, eles têm uma bonita lua-de-mel.
Amino asit dizisinin değişken kısmı ise her helikazın kendine has özellikleri ile ilgilidir.Muitos dos bens trocados no moitará são referentes às especializações de cada etnia.
Pre-Empresyonizm ile klasik akım arasında kendine özgü bir bağıntı kurmuştu.Ele queria especificamente um clássico Ford pré-guerra.
Evrenin (Büyük) Mimarı, Tanrı kavramı olarak Hristiyanlıkta birçok kez kendine yer bulmuştur.O conceito de Deus como o Grande Arquiteto do Universo tem sido empregado muitas vezes no cristianismo.
Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır.Na base dessa relação aparecia mais uma vez os próprios fundamentos da filosofia.
Kendine Gel - 4.37 dk.Diga não - 3"47' 3.
Şarkı ayrıca paparazzilere kur yaparak onları kendine aşık etme üzerine.A canção também fala sobre inseguranças ao se apaixonar por alguém.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod