Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Antonius bunu redder; çünkü Oktaviyus bir deniz savaşı için kendine meydan okumuştur.Antonio rechaza esta posibilidad, pues Octavio lo ha desafiado a combatir en el mar.
Ananke kendi kendine kırmızı ışık saçar fakat diğer grup üyeleri giri ışık saçar.Ananke en sí aparece de color rojo claro, pero los otros miembros del grupo son de color gris.
Üçüncüsü ise Birnam Koruluğu kendine karşı yürüyüşe geçmeden kendisinin yenik düşemeyeceğini açıklar.La tercera que no puede ser conquistado hasta que el bosque de Birnam marche contra él.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Ya sabes, él no está hablando consigo mismo.
Göl, kendine özgü bir ekosistem oluşturmuştur.Con ello se logra un ecosistema único.
Bloklar arasındaki arayüzlerin basit ve kendine özgü olması olağan bir yan etkidir.Un efecto secundario habitual es que las interfaces entre los bloques convertirse en simple y genérica.
Tarafsız bölgede yer alan, 8 km. uzunluğunda, kendine yeten bir dünya.Un mundo auto-contenido de ocho kilometros de longitud, localizado en territorio neutral.
Zombileri kendine çeker.Pero los zombis vienen a ti.
Kendine özgü bir dili vardır.Tienen idioma propio.
Yine her evin kendine yeteek kadar tavuğu bulunmaktadır.Cada hogar mantenía además un suministro de aves de corral.
Kendine has bir kahkahası vardır.Y tengo que reírme de ti.
Bana benden haber ver; kendinden kendine git derler; bunun manası nedir?Dijeron, "Bien, dilo así2 y es como, "¿Estaría bien con ese acento también?"
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Recuerda entonces que es éste el nombre que su madre usa cuando se le aparece en sueños.
2014'te ikinci stüdyo albümü Reason to Stay'i kendi kendine yayınladı.En 2014, lanzó de manera independiente su segundo álbum de estudio Reason to Stay.
Rosina Lindoro'nun kendine ihanet ettiğinden kızgınlığını anlatır.Rosina escribe a Lindor lamentándose de su suerte.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Esto también le hizo muchos enemigos.
Kendine Audrey Hepburn'u örnek almaktadır.Además, dio clases de elocución a Audrey Hepburn.
Filosemitizm, kendine has bir fenomen değildir.La dolarización en sí misma no es un fenómeno nuevo.
2 ve 3.sezonda kendine kız arkadaş edinir.En la tercera temporada se hacen novios.
Gülünecekse kendine gülüyor, güldürecekse kendine güldürüyor.Llora, me besa y se ríe a su vez.
Yerine kendine sadık Cihan Şah'ı getirerek Tebriz valiliğine tayin etti.Introduce una oración subordinada sujeto, que sigue a un atributo.
Transandantal Meditasyon (TM) Tekniği, kendine özgü bir mantra meditasyonudur.Natural Stress Relief (NSR) es una forma de meditación que utiliza un mantra mental.
Kendine has kıyafetleri vardır.Así que tienen que actuar con su propia ropa.
Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir.¿Pueden Los Chicos Enseñarse A Sí Mismos?
Sitoplazma içinde steroid kendine özgül bir reseptöre, büyük bir metaloproteine bağlanır.En el citoplasma, el esteroide se une a receptores específicos, una gran metaloproteína.
Cadi Hansel'i yapmacik uykusundan uyandirir ve ondan parmagini kendine göstermesini talep eder.La Bruja despierta a Hansel y hace que él le muestre un dedo.
2. sezonun başlarında Wendy, onun kendine aşık olduğunu bildiğini söylemiştir.Pese a ello, en la segunda temporada se demuestra que está enamorada de él.
Buna rağmen hep alt liglerde mücadele etmiş, asla üst liglerde kendine yer bulamamıştır.Sin embargo, nunca se casaron ni vivieron bajo el mismo techo.
Kendisini eğiterek ustalık edindi ve kendine özgün bir tarz geliştirdi.Ella ocultó sus habilidades y vivió una vida normal.
Kendine özgü Sekizgen bir forma sahiptir.Este estilo de espada solo tiene ocho formas.
Sadece kendine has bir üslupla tek başına dans ederek başarısını kutlar.Él es un ejemplo mediante la celebración de sí mismo a un alto nivel.
Nicola Larini kariyerindeki ilk Formula 1 puanını alarak, podyumda ikinci sırada kendine yer buldu.Nicola Larini logró los primeros puntos de su carrera al obtener el segundo lugar del podio.
Fenghuang kendine ait sembolik anlamlara sahiptir.El fenghuang tiene connotaciones muy positivas.
Çalışırken kendine çok etki yapmış olan Valter'in şarkısını mırıldanmaktadır.Se deleita en la canción de Walther, que le ha producido una profunda impresión.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.No tener una conducta sexual dañina.
Her oyuncunun kendine ait 60 karttan oluşan bir destesi vardır.El jugador posee un Deck que tiene un total de cuarenta cartas.
(1) Ne vardır ki Hermia’nın babası Egeus kendine damat olarak Demetrius’u seçmiştir.Las malas noticias son, el padre de Hermia quiere para ella a Demetrio.
Bu arada Barney, Robin'e aşık olmuştur, ama kendine bile itiraf etmekten korkmaktadır.Con esto Robin comprende que ella también sigue enamorada de Barney, algo que no se atreve a decir.
Her sınıfın kendine ait özellikleri vardır.Cada clase tiene sus ventajas propias.
Her evin kendine ait lağım çukurları vardır.Cada casa tiene su pequeño huerto.
Her bir çemberin kendine ait bir Diyeti vardı.En el pasado cada teip tenía sus propias deidades.
Kendi kendine Fransızca öğrendi.Con ella aprendió inglés.
BMP, TIFF (TIF) resim yüklemeleri kendi kendine PNG biçimine dönüştürülür.Las imágenes en formato BMP o TIFF serán automáticamente convertidas a PNG.
Dağlık bölgeler kendine has faunasıyla insani eylemlerden çok az biçimde etkilenmişlerdir.Las regiones montañosas tienen una fauna peculiar relativamente poco influenciada por las actividades humanas.
Arabayla bölgeden uzaklaştıkları sırada Ellie kendine gelir ve olan biteni sorar.Al marcharse del lugar, Lilly se promete a sí misma arreglarlo todo.
Glyptodontların her birinin kendine özgü osteoderm desen ve kabuk tipi vardır.Cada especie de gliptodontino tenía su particular tipo de patrón de osteodermos y forma del caparazón.
Her ülkenin PEN merkezi kendi içinde kendine has bir örgütlenme biçimine sahiptir.Cada recinto tiene su forma de organizarse.
Çok bencildir ve bildiklerini kendine saklar.Son demasiado tercos y conscientes de sus propias necesidades.
Kendine Gel - 4.37 dk.Abismo - 4.39 7.
Ama sonra bu işin kendine göre olmadığını anlayıp bu yeni işinden ayrılmıştır.Esto se agrava luego de que éste descubriera su nuevo trabajo.
Kendi kendine teşhis koyma yaygındır.El único requisito es identificarse.
Ayrıca, diğer minerallerin kendine özgü kristal şekillerine sahip olduklarını da söyler.Los polímeros semicristalinos poseen, además, la característica de formar cristales.
Tokat'ta her ilçenin kendine özgü deseni vardır.En cada ranura sólo puede haber un objeto.
Kendine bağımlı hale getirilir.Los hace intelectualmente dependientes.
Kendine özgü bir tonu ve kasa yapısı vardır.Tiene su propia plaza y fuente.
Yerba mate, geleneksel kaplar içerisinde ve kendine özgü kamışı ile içilmektedir.Por lo mismo, ellos desenterraban a sus muertos y compartían con ellos esta bebida tradicional.
Nanorobotik, nano-ölçekte çalışan bazı işlevselliğin kendi kendine yeten makinelerine odaklanır.La nanorrobótica se centra en máquinas autosuficientes con alguna funcionalidad operando a nanoescala.
Bu, sadece bu ısı seviyesinde oluşabilecek kendine has kuantum etkilerini gözlemlemek için yapılır.Es gracias a estas fases que podemos mantener nuestra temperatura corporal en gran parte.
Her üye kendine ayrılmış bulunan tarlada çalışmak zorundaydı.Cada empleado debía vivir en el complejo.
1835'ten sonra kendi kendine Almanca öğrendi.Fue traducido al alemán a partir de 1532.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod