Sistem kendi kendine başlamıyordu.N'était-il pas en train de s'aveugler lui-même ?
SS'in kendine bağlı 3 alt örgütü vardı.Les organes de répression de la SS étaient au nombre de trois.
Kişi yavaş yavaş kendine gelir.Tom se remet peu à peu.
Kendine çok güvenir ve Thor'dan daha güçlü olduğunu söyler.Il est très orgueilleux et se croit plus fort que Fox.
Kendine ait bağımsız bir şiir anlayışı geliştirdi.Il a développé sa propre vision poétique de la nature.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Mais rire avec tout le monde, ça, peut-être pas.
Bazen de kendine bu tarz bir karakter oluşturur.Parfois, il s'agit d'une classe de personnage.
Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.En grandissant, Justin apprend tout seul à jouer de la guitare, de la batterie, du piano et de la trompette,.
Kendine ait bölümleri Julie Andrews kendi seslendirmiştir.Julie Andrews y fait ses débuts.
Her evin kendine ait lağım çukurları vardır.Chaque maison a des trous en pavés.
Tuş takımı kendine özgü olmakla birlikte, teknik açıdan zahmetli bulunur.L’angle de contact à l'équilibre en soi est physiquement difficile à mesurer.
Her zaman kendine has fakat iğrenç yemekler bulur.Il s'élève bien en liberté et trouve sa nourriture seul.
Kendine ait garajı vardır.Il a sa propre voiture.
Birlikte yaşadığı kadına kim olduğunu ve neden kendine yalan söylediğini sorar.Elle lui demande pourquoi il était à la station d'électricité et qui était l'homme avec lui qu'elle a tué.
Bu branşın dünya atletizm federasyonu ile hiçbir bağlantısı olmayıp kendine ait bir federasyonu bulunmaktadır.Actuellement ce sport ne dispose pas de sa propre fédération.
Perdikkas, Ptolemaios'u diğerleri arasında kendine en güçlü rakip olarak görüyordu.Il se souvint plus tard de Palmerston comme de loin le plus miséricordieux des trois.
Kassapa: Yoksa hem kendi kendine hem de başka şeylerden mi oluşuyor?Untermyer : Elle compte plus que l'argent ou que la propriété ?
Kocasının öldürülmesinden sonra Marie Antoinette, hiçbir zaman kendine gelemedi.Même après la retraite, Marie Madeleine ne s’est jamais véritablement arrêtée.
BMP, TIFF (TIF) resim yüklemeleri kendi kendine PNG biçimine dönüştürülür.Les images BMP et TIFF sont automatiquement converties au format PNG.
Kendine bakar, süsler.Garde champêtre, Colin.
Arnavutluk'ta her bir bölge kendine ait spesifik kahvaltı kültürüne sahiptir.Chaque province du Pays Basque possède ses propres particularités culturelles.
İlginç olan ise bunların hepsini kendi kendine öğrenmiş olması.Et le pire, c’est qu’il s’en rendait compte.
İntihara kalkışan Beckemann, Elbe Nehri'nde sürüklenirken kendine gelir.Damba-Damba se noie dans le fleuve en tentant de s'enfuir.
Kendine özgü bir alfabeyle yazılıyordu.Elle s'écrit avec un alphabet propre d'origine indienne.
Kendine bağımlı hale getirilir.Il s'autoinfluence.
Her bıçağın kendine özgü bir profili vardır.Chaque pale a un profil.
Korunmasız olarak yaklaşılırsa sizi tutar ve enerjinizin bir kısmını kendine aktarır.Elle restera près de lui, et lui drainera son énergie.
Her akyuvarın kendine özgü savunma mekanizması vardır.Chaque porte a un mécanisme de défense spécifique.
Her ulusun kendine has avantajları vardır.Chaque outil a ses avantages.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.Mais il ne pouvait l'avoir pour lui seul.
Desdemona'da Othello'nun kendine ilk hediye olarak verdiği bir mendil bulunmaktadır.Desdémone possède un mouchoir dont Othello lui a fait cadeau.
Her karakterin kendine has özel silahları, ekipmanları ve zayıflıkları olacak.Chaque classe de personnage possède ses propres armes, caractéristiques et modes de jeu.
Bu dönemin felsefe tarihi açısından kendine özgü özellikleri vardır.Elle a enfin une histoire propre dans la philosophie contemporaine.
Bunu sonlandırabilmek için elimden geleni yapacağım." diyerek kendine olan güvenini göstermiştir.Et je lui ai fait la promesse de le faire".
Çoğu astrafobik, fırtınadan korunmak için kendine güvenli yerler arar.Certains individus atteints d'astraphobie tenteront de se surprotéger du tonnerre.
Kendine geldikten sonra hastaneye götürülmelidir.Il est transporté à l'hôpital juste après l'arrivée.
Zombileri kendine çeker.Les vampires se précipitent sur lui.
T-Bag Kansas’ta kendine protez bir el alır.Broxton se montre efficace à Kansas City.
En son olarak Zeno kendisi gibi İsaurialı olan general Illus'u kendine düşman yapmıştı.Enfin, Zénon s’aliène le général Illus, isaurien lui aussi.
Manosphere'in kendine özgü bir jargonu vardır.Toulouse possède sa propre Marche des fiertés.
Ve kendine yeni kardeşler bulur.Ils y retrouvent trois autres frères.
Kendi kendine gruplandırılan sekmeler.Chapitres narratifs proprement dits.
Kaymaklının bir de kendine özgü "Sağdıçlık" müessesesi vardır.Enfin l'opérateur dispose d'une « bonne » propriété de continuité.
Kendine refakat eden ruhlara ağaçlığı bir karanlık mağaraya dönüştürme emri verir.Ce sont eux qui spontanément transforment la grotte en un lieu de culte.
Gemi personelinin güveni kendine gelmişti, kısa bir süre içinde güvende olacaklarına dair inançları tamdı.Les marins avaient donc toutes les raisons de croire que les secours seraient rapidement sur place.
Üç grubun kendine özgü yemek kültürü bulunmaktadır.La commune dispose de trois structures à caractère culturel.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Il ne se livrera pas à des actions violentes.
1835'ten sonra kendi kendine Almanca öğrendi.Vers les années 1875, on y apprenait la langue française.
Hükümdar taçları her kralın kendine has özelliklerini de yansıtır.Les dirigeants locaux prennent aussi conscience de la particularité du royaume.
O bir kez kurban oldu ve bir daha kurban olmayacağına dair kendine yemin etti".Il se jura à lui-même que plus jamais, on n'abuserait de lui.
Onları kendine göre küçük insanlar olarak görür.Il les considère comme des personnes à part entière.
Her oyuncunun kendine ait 60 karttan oluşan bir destesi vardır.Chaque joueur possède un deck de 40 cartes exactement.
Hayatını Floransa'da kendine verilen dairede yaşamakla geçirmiştir.Il la garde dans son appartement à Florence.
Kendine ait yayınevi için 'Kim Kimdir?' dizisi kapsamında kitaplar yazdı.Il est l'auteur du Que sais-je ? sur La Bibliophilie.
Grup, insanın olduğu her yerde oynamayı kendine ilke edinmiştir.Je crois en revanche que je donne priorité partout à l'humain.
Britanya tarihinde her soylunun kendine ait bir arması vardır.En revanche, chaque bataillon possède un fanion qui lui est propre.
EP, Londra'daki etkili bir radyo kanalı olan Kiss FM'de kendine yer buldu ve böylece kitlelerce duyuldu.L'EP figure sur la playlist de Kiss FM, une radio influente de Londres, qui contribue à sa popularité.
Tava ciğerin kendine has aromasının sırrı kızartma yağıdır.Le cheval se sert de son odorat pour trouver de l'eau.
Sistem, kusursuz biçimde işleyebilmenin yöntemlerini kendine içkin biçimde meydana getirmektedir.Pour vérifier son fonctionnement, il met un toast dedans.
Madonna kendine sahip ve kendisini yaratan yine kendisi.Celui qui t’a créée, et tu demeures toujours Vierge.