Çocukken,Müzik üzerine daha fazla eğitim görme yerine kendi kendine çalışmayı seçmiştir.Young konzentrierte sich mehr auf seine Musik als auf seine Schule.
Yine de kısa sürede kendine özgü özellikleri ortaya çıkmıştır.Natürlich kommt danach schnell wieder sein schlechter Charakter zum Vorschein.
Özeğitimcilik, kendi kendine eğitim demektir.Matschens trainiert sich selbst.
Ama Bilbo yüzüğü takıp yok olur ve sesler çıkararak örümcekleri kendine çeker.Bilbo gelingt es jedoch, die Spinnen abzulenken und die Zwerge zu befreien.
Zombileri kendine çeker.Die Zombies werden auf ihn aufmerksam.
Kendine özgü halayları mevcuttur.Für ihn sind wirkliche Einzelwesen selbstorganisiert.
Böylece Bast, Osiris ile İsis'e dair olan efsanede kendine yer bulmuştur.Dabei durchsucht der Leser den Text vergeblich nach Isis und Osiris.
Dışkı ile beslenen larvalar metamorfoz sonrası kendine yeni bir tembel hayvan arar.Die Larven ernähren sich davon und suchen sich nach der Metamorphose einen neuen Faultierwirt.
Kafatasının kemik yapısı kendine özgüdür.Der Polstersteinbrech ist selbstbestäubend.
Kendine verilen sipariş oğlu olan Fillippino Lippi tarafından tamamlandı.Der von seinem Sohn Preben Philipsen mitgegründete Constantin Filmverleih ist nach ihm benannt.
Kendi kendine söylenir.Erzähle dich selbst.
Doğrusunu isterseniz, benim resimlerimi gören biri kendi kendine şu basit soruyu sorar: 'Bunun manası ne?'Diese bewussten Bewertungen beantworten die einfache Frage: “Was fühle ich gerade?”
Kendine has bir kahkahası vardır.Etwas zu lachen soll es geben.
Kendine özgü bir alfabeyle yazılıyordu.Allerdings war es ein reines Großbuchstaben-Alphabet.
Ama bundan etkilenen vampir kolay kolay kendine gelmiyor.Vor allem männliche Musiker haben das nicht so leicht gefressen.
Pete Wentz, kendine ait bir fabrika açmıştır.Pete Wentz streitet bis jetzt ab, dass es ein Selbstmordversuch war.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.Alles ist im Einklang mit sich selbst, seiner Umgebung, der Natur.
Bir bakıma Türk halkı kendine yakın olanı seçmiştir.Wähler entscheiden sich nun, für diejenige Partei, welcher sie ideologisch am nächsten sind.
Yazarın adı Umberto Eco'nun Prag Mezarlığı adlı romanında kendine yer bulmuştur.Umberto Eco lässt in seinem Roman Der Friedhof in Prag Goedsche als Nebenfigur auftreten.
Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir.Parallel dazu entstand mit den Jahren auch ein eigenständiges, erfolgreiches literarisches Œuvre.
Her kasabanın kendine özgü bir ihtiyacı vardır.Jedes Dorf hat eine eigenständige Geschichte.
Casillas da 3. kaleci olarak zaman zaman takımda kendine yer buluyordu.Herakles musste sie als dritte Aufgabe lebend fangen.
Ancak Holmes yine de müşterilerini seçme lüksünü kendine verir.Frank bleibt keine andere Wahl als die Drogen zu übergeben.
Kendine iyi bak.Prends soin de toi.
Bu ailedeki herkesin kendine ait arabası var.Tout le monde dans cette famille a sa propre voiture.
Mum kendi kendine söndü.La bougie s'est éteinte d'elle-même.
Sanıyorum ki, sorun zamanla kendi kendine çözülecektir.Je crois qu'avec le temps, le problème se règlera de lui-même.
Bir bardak su seni kendine getirecek.Un verre d'eau te fera du bien.
Kendine geldiğinde, kendini küçük penceresiz bir hücrede buldu.Lorsqu'il revint à lui, il se trouva étendu dans une petite cellule dépourvue de fenêtre.
Herkes kendine ziyafet çekiyor.Tout le monde se régale.
Kendine saygısı olmayanın hiç kimseye saygısı yoktur.Celui qui n'a pas de respect pour lui-même n'en a pas non plus pour les autres.
"Kesinlikle daha iyi olacağım." dedi Sadako kendi kendine."Je vais sûrement aller mieux." se dit Sadako pour elle-même.
Bu kendi kendine hallolacak.Ça se réglera !
Kendine karşı bu kadar acımasız olma.Ne sois pas si dur envers toi-même.
Her şey yolunda, başarabilirsin! Kendine güven! Sen zaten mükemmel bir yüzücüsün!Tout va bien, tu peux réussir ! Aie confiance en toi ! Tu es déjà un excellent nageur !
Alice kendi kendine ne diyordu?Qu'est-ce qu'Alice se disait à elle-même ?
Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun?Pourquoi, en recherchant l'agrément de tes femmes, t'interdis-tu ce qu'Allah t'a rendu licite?
Neden hâlâ hükmümüze uymayı reddediyorsun ve kendine bir kral diyorsun?Pourquoi refuses-tu encore de te soumettre à ma volonté et continues-tu à te parer du titre de roi ?
Şarkı ayrıca paparazzilere kur yaparak onları kendine aşık etme üzerine.Il s’agit aussi de courtiser les paparazzis pour qu’ils tombent amoureux de moi.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Le business model a attiré beaucoup d'investisseurs institutionnels et privés.
Yunanlar, yüklü amber düğmelerin saç gibi hafif objeleri kendine çekebildiğini yazmışlardır.Les Grecs notent que des boutons en ambre chargés pouvaient attirer des objets légers tels que des cheveux.
Haziran 2017’de, xHamster kendine ait xHamsterina adlı seks mankenini üretti.En juin 2017, xHamster a créé sa propre poupée sexuelle appelée xHamsterina.
Sara Tancredi Dr. Sara Tancredi hastahanede kendine bir morfin iğnesi yapar.Sara Tancredi Le docteur Sara Tancredi travaille à l'époque à l'hôpital.
Peter kendine maske yapar ve hırsızın peşine düşer.Peter remet alors son habit de Spider-Man et poursuit le voleur.
Teorik olarak, makine kendi kendine başlayamaz.Ainsi, la machine ne peut démarrer.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Pour tout le monde c'est comme s'il se parle à lui-même.
Yerine kendine sadık Cihan Şah'ı getirerek Tebriz valiliğine tayin etti.Il n'eut que des louanges à donner au vertueux Zuazo.
Beş yıl sonra III. Konrad kendine varis olarak yeğeni Friedrich Barbarossa'yi seçti.Cinq ans plus tard, Conrad III désigna son neveu, Frédéric Barberousse, comme son successeur.
Yine her evin kendine yeteek kadar tavuğu bulunmaktadır.Chaque maison a sa provision de volailles.
En iyi arkadaşı Kyle'dan daha çok Stan kendine güvenir.Il est un peu plus sûr de lui que son meilleur ami Kyle.
Bu alanda kendine bir isim yaptı.Il se fait un nom dans ce domaine.
Her bir belediyenin kendine ait yetkileri bulunmaktadır.Un maire dispose en outre de pouvoirs propres.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Il se crée ainsi de nombreux ennemis.
1988'de Selena kendine ait bir grubu olan Chris Pérez'le tanıştı.En 1988, elle rencontre le guitariste Chris Pérez, qui a son propre groupe.
Bobby, kendi ölümüne kadar, 14 yıl boyunca sahibinin mezarını korumayı kendine görev edinmiş göründü.Il avait veillé sur la tombe de son maître pendant quatorze ans.
Ancak, ev sahibi takım kortun kendine özgü özelliklerine aşina olduğundan daha avantajlıdır.Il est vrai que les maisons gardent plus facilement leur identité que leurs occupants.
Sophie, kendine güveni olmayan bir genç kızdır.Annie est une jeune femme qui manque de confiance en elle.
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.En effet, des provisions disparaissent et des bruits étranges se font entendre la nuit.
Oyuncular bir tanrıyı temsil eder ve kendine has yetenekleri vardır.Le joueur incarne un dieu avec des attaques et des compétences uniques.
İkinci bölümde kendine bir gelin seçmiştir.La jeune femme se retrouva en deuxième position.