Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yargılama celsesi Kral Vladislav'ın, danışmanının ve kendine maiyet eden Budivoj'un girişi ile açılır.Die Verhandlung wird mit dem Einzug König Vladislavs, seines Beraters Budivoj und dessen Gefolge eröffnet.
Göl, kendine özgü bir ekosistem oluşturmuştur.Der See bildet ein eigenes Ökosystem.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Dadurch schafft er sich zahlreiche Feinde.
Bu alanda kendine bir isim yaptı.Damit machte er sich auf jenem Gebiet einen Namen.
Kendine bir yayınevi satın aldı: "Reuter und Stargardt".Er kaufte sich in ein angesehenes Verlagshaus mit Buchhandlung ein – „Reuter und Stargardt“.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.Er konnte dies nicht alleine schaffen.
Kendine bakar, süsler.Sorge dich nicht, Seele.
Bölgenin kendine ait şarapçılık merkezine Ruta del Vino en el Valle de Curicó adı verilir.In der Region gibt es eine eigene Weinstraße, die Ruta del Vino en el Valle de Curicó.
Şarkı ayrıca paparazzilere kur yaparak onları kendine aşık etme üzerine.Es geht auch darum, die Paparazzi zu drängen, sich in mich zu verlieben.
Baltık Denizi boz foku (H. g. balticus) kendine özgü bir alt tür olarak geçer.Die Ostsee-Kegelrobbe (H. g. balticus) gilt als eigenständige Unterart.
Kinizme göre, insan kendi kendisine dayanmalıdır, ki erdemli, yani kendine yetebilen bir kişi olabilsin.Derjenige, der diese Fähigkeit besitzt, solle dadurch zu einem wohlerzogenen und gesitteten Menschen werden.
Her ırkın kendine ait 5 galaksisi vardır.Jede der fünf Rassen verfügt über ihre eigene Hauptstadt.
Kassapa: Yoksa hem kendi kendine hem de başka şeylerden mi oluşuyor?Kassapa: Ist etwa das Leiden sowohl selbst verursacht als auch von einem anderen verursacht?
Bu esnade kendine yeni bir partner bulan Gabor yeni partnerini yaralar ve gemi ile İstanbul'a gelir.Gabor verletzt bei einem Auftritt seine neue Partnerin und strandet in Istanbul.
Yeniden kendine gelmesi üzerine mutlu bir şekilde tekrar inzivaya çekilmeye başlar ve uyuyakalır.Zufrieden über diese Wieder-Erkenntnis beginnt er zu meditieren und schläft ein.
Kendine has bir iklimi vardır.Und Deutliche Wetterberuhigung.
Kendine kalan resimlerden bir kısmını Türk koleksiyonerlere satar.Einige wurden an türkische Sammler verkauft.
Meryem Ana'ya kendine merhamet etmesi için dua etmeye başlar.Maria bittet vergeblich um Gnade.
Kuhn müzik bölümünde eğitim gördüğü sırada güzeller güzeli Liddy’yi kendine ayarlar.Als Musikstudent stellt Kuhn der hübschen Liddy nach.
Her ırkın kendine has özellikleri bulunmaktadır.Jede Rasse hat ihre eigenen Eigenschaften.
Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi kendine gülümser ve yürümeye devam eder.Takaki wendet sich mit einem Lächeln ab und geht weiter.
Haziran 2017’de, xHamster kendine ait xHamsterina adlı seks mankenini üretti.Im Juni 2017 entwickelte der Anbieter eine Sexpuppe mit dem Namen xHamsterina.
Ayılınca ondan kendine yardımcı olmasını ister.Als sie ihn einweiht, bietet er ihr seine Hilfe an.
Ve en sonunda kendi kendine mırıldanır; "Belki de Angel haklıdır.Andere sagten: Ein Engel hat zu ihm geredet.
11. Kelâm-ı Nefsi: Allah'ın kendi kendine konuşması demek olan kelâm-ı nefsî'nin işitilmesi caizdir.Denn am Bekennen einer Gemeinschaft zeigt sich, ob sie das Wort Gottes gehört hat.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir."Keiner geniert sich, ein Arschloch zu sein".
Bir melek kendini bu lanetlemeden nasıl kurabileceğini kendine bildirmiştir.Eine Priesterin weigerte sich, diesen Fluch auszusprechen.
Kendine çok güvenir.Sie ist sehr selbstbewusst.
2014'te ikinci stüdyo albümü Reason to Stay'i kendi kendine yayınladı.2014 veröffentlichte sie unabhängig das Album Reason to Stay.
Desdemona'da Othello'nun kendine ilk hediye olarak verdiği bir mendil bulunmaktadır.Desdemona verliert ein Taschentuch, das ihr Othello geschenkt hat.
2009-10 sezonunda ise kadroda kendine yer bulamadı.In der Saison 2009/10 konnte er bei keinen Weltcuprennen Punkte holen.
Klingsor’un kendini beğenmişliği kendine ait resimleri değerlendirirken de ortaya çıkmaktadır.Zum Ausdruck kommt Klingsors Narzissmus auch in der Bewertung seiner eigenen Malerei.
Yukardaki ideolojinin yanı sıra Punkın altkültürlerinde kendine yer edinmiş başka idealler de vardır.Neben den oben angesprochenen, finden sich weitere religiöse Ideen in dem Märe wieder.
Bose kendi kendine bu soruyu sorduğunda şöyle cevapladı: “Bütün hak ettiğim tanımlamalara sahibim.”Als Moses ihn nach seinem Namen fragt, antwortet der nur: "Ich bin, der ich bin".
Pluga, kendine bir eş yaratır ve ondan çocukları olur.Kimba ist hier bereits erwachsen und hat selbst Kinder.
2007 yılında kendine ait özel klinik açtı.2007 wurde eine Tagesklinik eröffnet.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Meist zeigt er sich sehr selbstbewusst, Fremden gegenüber ist er distanziert.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Sie wird nicht mehr von ihm reden.
Otarşi, (İngilizce autarky, Fransızca autarcie) kendi kendine yeterli olma niteliğidir.(Autobiografie) Misch – Sie werden natürlich noch gebraucht.
Her evin kendine ait bir bahçesi vardır.Jeder Haushalt unterhält dort eine eigene Lore.
Ama Alcina'nın kendine gösterdiği vefasızlıktan bilmekte ve bundan büyük ızdırap çekmektedir.Alles, was Alcina bleibt, ist Bluff, aber ihr Schicksal ist besiegelt.
Her iki takımın da kendine ait ormanı vardır.Beide Wälder besitzen ein Netz von Waldwegen.
Yerine kendine sadık Cihan Şah'ı getirerek Tebriz valiliğine tayin etti.Er wurde durch seine gesungenen Gebete bekannt, in denen er sich auf jiddisch an den Schöpfer wandte.
Rastgele sanat ise aşağı yukarı kendi kendine hareket eder.Die Reflexion greift über sich selbst hinaus.
Fakat başlangıçta her ülke kendine göre bir sistem geliştirdi.In den Anfangsjahren hatten alle Sender jeweils eine eigene Geschäftsführung.
Kendine bağımlı hale getirilir.Er macht sich selbständig.
Kendine özgü tarzı özel bir hayran kitlesi toplamıştır.Besondere Würdigung erfuhr ihr eigenständiger Stil.
Şehrin kendine has bir spor kulübü vardır.Die Sportgruppe hat hier einen eigenen Raum.
2013 yılında Şişli'de kendine ait bir spor salonu açmıştır.2013 eröffnete sie ihr eigenes Kosmetikstudio.
İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar.Sie geben Aufschluss über die regionale Zugehörigkeit und die soziale Stellung des Einzelnen.
Prospero onlardan sihir ve adada nasıl yaşabileceğini öğrenmiş; ama her ikisini de kendine bağımlı yapmıştır.Faust sieht in ihr die reine Natürlichkeit und Schönheit, beide geraten beim Tanz zu zweit in Verzückung.
Lesbos Poppea'ya Claudius'un geceleyin kendine odasına geldiğini ifşa eder.Als Beweis gibt sie an, dass Claudio nachts zu ihr kommen werde.
Palais-Royal'de Louis-Philippe'in makamında kendine bir görev edindi.Zeitweise hielt sie sich auch in England bei der Familie Louis-Philippes auf.
Fakat o hislerini kendine saklar.Doch da kommen ihm seine Gefühle ins Gehege.
Her bir kampüs kendine ait kütüphane birimlerine sahiptir.Jede Provinz besitzt ihre eigene Bibliotheksautorität.
Kendine güven.Trauen Sie sich.
Bu başlıkla tarikat kendine özgülük bularak diğer her şeyden farklılaşmış, ayırt edilirlik sağlamıştır.Es gibt da etwas in mir, sagte er vorsichtig, völlig getrennt von allem anderen.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Zudem habe sie andauernde, körperliche Beschwerden.
Onları kendine alıştır.Coach dich selbst.
Bunun yanında kendine özgü dinamiklerini de belirler.Sie errichteten sogar ihre eigenen Familiendynastien.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod